Ana içeriğe atla

Balıkesirspor:1-Adana Demirspor:0

Deplasmandan 1-0 mağlup dönüyoruz. Balıkesir'le oynadığımız son maçlar hep 1-0 bitiyor. Maçta genel olarak 1 puanı hak ettiğimizi düşünüyorum.  Kaçırdığımız net pozisyonlar var. Defansın kötüsü Erdi'nin adamını kaçırmasıyla yediğimiz bir golü çıkaramadık, golden sonra gerekli reaksiyonu gösteremedik.

Pawelek ilk maçında sırıtmadı, golde iyi büyüdü, topa dokundu, çizgiyi geçip geçmediğini TRT'nin kötü açıları nedeniyla anlayamadık. Yiğitcan'ın kritik kademe müdahaleleri oldu. Oğuzhan da takımın eskilerinden gibi, iyi mücadele ediyor.

Rakip ilk yarı iyi alan daralttı ve oyun kurmamızı engelledi. Ortasahada Yusuf ve Efe kayboldu. Yusuf çok pas hatası yaptı, Efe gereken pasları veremedi. Ilk yarınınsonunda kaçırdığı pozisyon da cabası... İkinci yarı istediğimiz gibi açık oynandı ama bu kez de Erçag ve Mehmet Eren'i kullanamadık.

Malum, Mehmet Eren oynamazsa kazanamıyoruz. Rakip Rostand'ı iyi savundu, hep yardımlaşarak aldılar ve döndürmediler. Erçağ'ın düşük formu devam ediyor.

Hakem avantaj kuralını hiç iyi uygulayamadı, zaman zaman kontrolü kaybetti. Balıkesir raraftarı da sürekli devam ettirdiği koymalı tezahüratıyla antipati topladı.

Genel olarak üstümüzdeki takımlara diş geçiremediğimiz ortada. Playoff yolu çok rahat değil. Özellikle kenardan skoru değiştirecek katkı gelmemesi elimizi daraltıyor.

Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Mehmet Eren'le, Efe'nin bu kadar kötü oynadığı maçta (onların da kötü oynama hakkı var) orta saha yolgeçen hanına dönmüşken, ezbere Erçağ-Mesut değişikliği yapıp; İkinci forveti, maçın bitmesine 5 dk varken oyuna sokup, haftalardır kötü oynayan Özgür Öçal'ı sürekli 90 dakika oynatan; Rajnoch'u kadro dışı bırakıp gönderen pozisyon almayı bile bilmeyen Erdi'yle yola devam eden; mağlup durumdayken Burak Keskin'i oyuna dahil ederek, taktiksel zekasından inciler sunan Mustafa Uğur'la kimse kusura bakmasın hiçbir şey olmaz, hedef maç falan kazanılmaz. Yeni yönetimle olumlu yönde değişen şeyler var. İnşallah sezon sonu Mustafa Uğur ve tayfasıyla (Özgür, Erdi vb... ) bir daha Demirspor'da görmemek üzere yollar ayrılır. Balıkesirspor pozisyon olarak olmasa da oyun anlamında bizden çok daha iyiydi. Yusuf-Ferhat sağolsun defanstan dönen bütün topları aldılar. En azından ne yaptıklarını biliyorlardı. Tarftarlarının maç sonundaki tezahüratları hiç hoş olmadı, yakışmadı.
Unknown dedi ki…
İlk yarının sonlarında ve ikinci yarının başlarında yakaladığımız pozisyonları değerlendirmeliydik. Bu kadar önemli bir deplasmanda bu tip pozisyonları yakalıyorsak, beceriksizliğimize son verip bunları golle sonuçlandırmalıyız artık. Playoff potası için belki de en önemli maçlarımızdan birisiydi. Ama biz yıllardır bu tip maçları oynayamıyoruz ve kaybeden hep biz oluyoruz. 3 puanı almak için ortaya bir şeyler koyabilen bir takım yoktu bugün sahada. Rakip ahım şahım futbol oynamadı ama biz yapmamız gerekenleri yine yapamadık. Oyuncular üzerinden maça bakacak olursak, Yiğitcan dışında görevini yerine getiren bir oyuncumuz yoktu sahada. Özellikle deplasmanlarda topu ileriye taşıyabilecek, pozisyonlar üreten oyuncu eksikliğini fazlasıyla hissediyoruz. Defans anlamında sorunlarımız belli, artık bunları çözmemiz gerekiyor. Önümüzde bir samsun maçı var ve 3 puan şart oldu.
Unknown dedi ki…
balıkesir iyi takım sadece 20 gol yemişler normal bir mağlubiyet o kadar abartmaya gerek yok

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ