Ana içeriğe atla

Uğur Ali Yıldırım: "Hocaya sabır"

Arkadaşımız Uğur Ali, hocaya öfkenin doruğa çıktığı bugünlerde farklı bir yorumla bize katkı veriyor:

Bu yazıyı yazmak için yaklaşık iki haftadır bekliyordum. Beklememin sebebi Adanaspor ve Mersin İdman Yurdu maçlarıydı. Şu ana kadar harcanan transfer parası ile geçen seneye göre çok daha güçlü bir kadro ile mücadele ettiğimiz ve beklenenin çok altında olduğumuz doğrudur. Öncelikle bunun başarısızlık olduğunu kabul ettiğimi bilmenizi istiyorum. Bu yazı Ankara Tayfası'nın genel fikri değil yalnızca benim fikrimdir.Bu başarısızlığa rağmen ben Yücel İldiz'in en azından ilk devre bitene dek takımın başında kalması gerektiğini düşünüyorum. Sebeplerine gelince, takip ettiniz mi bilmiyorum ancak Yücel İldiz'i Karabükspor'un başındayken takip etme şansım oldu. Şu an her ne kadar başarısız olmuş olsa da aynen Karabükspor'un başında iken nasıl davranıyorsa öyle davranmaya devam ediyor. Yani maç sonu açıklamaları ve "neden bu oyuncuya hala tahammül ediyor" un karşılığını ben Yücel ildiz'in sabırlı kişiliğine ve futbol anlayışına bağlıyorum. Şu an Demirspor geçen seneden puan olarak daha alt bir konumda ama özellikle yenilen atılan gol rakamlarında aynı istikrarı tutturuyor.Ben bunun nedenini anlamış değilim yalnız Yücel Hoca bize biraz İngiliz kalmış gibi geliyor. Birincisi daha önce de bahsettigim gibi sabırlı biri ve futbol mantelitesi de bunu gösteriyor. İleriki maçlarda meyvelerini vereceğini düşünüyorum. Nereden bu kanıya vardığımı soracak olursanız, Rostand'ın iki maçtır yükselen grafiğinden ve Birol Hikmet'in son maçtaki çabasından diyebilirim. Ayrıca Demirspor 3 farklı yenildiğimiz Ankaraspor maçı da dahil maça iyi başlıyor bence. Ceza sahasına kadar bence gayet iyi taşıyor topu takımımız. Orta sahamız ve defans kurgumuz rakiplerin uzun toplarında biraz eksik kalsa da ileride bastığı zaman topu tekrar tekrar kontrol altına alıp ard ard atak üretebilecek nitelikte. Bunu oyun içinde belli bir süre yapabilmesi bence en büyük eksik. Adanaspor maçının ikinci yarısı Demirspor orta sahasının sabırla ve açık vermemeye azami gayret göstererek nasıl topu kontrol altına aldığımızı hatırlayın. Mersin İdman Yurdu maçında golü yiyene kadar nasıl sağlam bir orta saha kurgumuz olduğunu ve nasıl pozisyonlar kaçırdığımızı hatırlayın. Orta saha ve savunma maç sonuna kadar da bir açık vermediler ve nitekim yediğimiz gol de karambolde oldu. İkinci yarı da MİY gibi iyice sinen bir takıma karşı bence yeterli atraksiyonu bulduk ama gol atamadık. Çözüm orta saha oyuncularının forvetle daha etkileşimli oylamasından geçiyor bence (ama yine de ikinci yarı daha cesaretli saldırmalıydık).

Velhasıl takım sabır gösterilirse (zor çünkü beklentileri de anlıyorum) bu eksikleri giderip yakın zamanda yükselişe geçecektir diye düşünüyorum. Yücel Hoca'ya bir hayranlık duyduğum için mi derseniz Demirspor menfaatinin yanında bahsi açılamaz ancak bu takım için bu hocanın iyi bir tercih olduğunu düşünüyorum. --Ayrıca transfer politikası ve Hocanın takıma geliş zamanı ayrı bir tartışma konusu-- fakat bence ilk devre kapanmadan umarım haklı olduğumu görürüz. Bu yazıyı bu saatte yazmak kumar oynamak gibi biliyorum ama takımı sahada gördüğüm kadarıyla buna inanıyorum. Ard arda galibiyetler ve iyi futbol yakında diye düşünmeme rağmen Orduspor karşısında alınacak bir mağlubiyet ya da beraberliğin Yücel İldiz'i görevinden etmesi de büyük ihtimal gibi görünüyor bana. Her şeye rağmen bu oyunculara ve özellikle Yücel İldiz'in yetenekleriyle sabrına güvenenlerdenim.

Yorumlar

ugur-forzache dedi ki…
El kol hareketi meselesini yeni öğrendim. Bu yazıyı yazarken amacım yalnızca Yücel Hocadır. Az çok diğer yazılarımdan yöneticilere karşı tavrımı biliyorsunuz. Bu hareket kesinlikle kabul edilemez ve yazımın dolaylı olarak "yönetime sabır" anlamında olmadığını belirtmek istedim. Ayrıca Ercan Albay ve Mustafa Uğur'un da takımda daha uzun kalması gerektiğini düşünüyordum.
coulibaly dedi ki…
Üşenmedim açıp o zamanki ismi bank asya 1.lig olan ligde Karabükspor'un pozisyonuna baktım 10. haftada liderin sadece 3 puan gerisindeler ve hep zirvedeler. Şimdi oradaki sabır konusuyla buradaki aynı değil, takım performansları bile çok farklı. Ayrıca geçmişte hoca olsun, oyuncu olsun gösterdiği başarının ölçü alınıp, sabır gösterilmesi de bana anlamsız geliyor. Ben, benim takımımda gösterdiği performansa bakarım. Adana ve Mersin maçındaki düşüncelerine de katılmıyorum. Her iki maçın hakkı da beraberlikti. Mersin maçında stattaydım ve 1 tane şu da nasıl kaçtı dediğim pozisyon hatırlamıyorum. Gol attıktan sonra o kadar geri çekildik ki, zaten ya ölü toptan ya karambolden gol yiyecektik. Lawal zaman zaman tek başına orta sahayı domine etti hatta. Hocanın 10 haftadır oynattığı 4-2-4 dizilişi yüzünden bu takım her hafta gol yiyen tek takım. Yaşları 30'un üstü olan Efe ve Birol'lu, orta sahayla mücadeleye takım oyununa dayanan bu ligde üst sıralara oynamak hayal olur sistem değişmedikten sonra. Bolu maçından itibaren Rostand için olumsuz düşünenlerdenim, Mersin maçındaki iyi performansı fikrimi değiştirmedi. Golcü adam 10 maçta 2 gol atmaz, gol atması için bu kadar sabır, inat gösterilemez. Bir çoğumuz geçmiş yıllardaki tecrübelerden yönetimin ne olduğunu bildiğimiz halde, bu sene yeni bir isim diye geçmişteki şampiyonluğundan dolayı Yücel Hocaya sempatik bakıyorduk ama geldiğimiz noktada hocanın da yönetimden farklı olduğunu görmüyorum. Kendi adamlarını oynatmak uğruna diğer oyuncuların, takımın kaderiyle oynadı. İstikrar sağlayamadı. Teknik taktik müdahalelerde yetersiz. Hepsini geçtim sorumluluk almayıp, taraftarı aptal yerine koymaya çalışıyor. Berabere biten, yenildiğimiz her maçtan sonra iyi oynadık, şansızdık dedi. Ben sahada ne iyi bir oyun görüyorum ne de maçı domine eden bir takım. Pazar günü saatlerce sırada bekleyen, Onur Abi'nin dediği gibi maç esnasında ölüyü dirilten bir taraftar vardı. Ama maç sonu açıklaması hep aynı goy goydu. Zaten yönetimi geçtim de, Yücel İldiz de bu taraftara layık bir isim değil. İstifa edeceği umudum azaldı, bari karakter ortaya koysun başarısızlığı üstlensin bir kere hata bende desin.
ugur-forzache dedi ki…
Coulibaly'nin yazısında katıldıklarım katılmadıklarımdan daha fazla söylemeliyim. Şu ana kadar bence ülke takımlarımız ne çektiyse teknik direktör değişikliklerinden çekti bence ve play off finallerinde kaubettşğimiz senelerde hatırlamıyorum bile kaç td değiştirdiğimizi. Doğrudur takımımız gol attıktan sonra hemen geri çekiliyor ama işte bu Yücel ildiz'in tam da istediği şey çünkü Karabükspor da da bunu yapıyordu tek fark elindeki golcüler çok hızlı ve kuvvetliydi. Bizde bu eksiği kapatabiliriz diye düşünüyorum. Ve mersin maçında da erçağ ve efe nin net pozisyonları kaçırdığını hatırlıyorum da. Ama benim fikrim illa doğrudur diye birşey yok bekleyip göreceğiz...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir