Ana içeriğe atla

Kaptan'ın Yazısı

Erman Özgür'ün Haberads sitesinde yayınlanan son yazısı oldukça ses getirdi. Yazıya bütünüyle katılmayan yok sanıyorum. Bir kısmına katılmayanlar ve tamamına katılanlar var. Kendi twitter hesabımdan bir şeyler yazmıştım. Kaptan da retweetledi. Hak verdiği için değil muhtemelen, farklı görüşler de var diyerek paylaşıyor.

Sahada oynanan için tespitlerine katılıyorum. Bununla beraber sahaya ilişkin söylediklerine daha da bir kulak kabartıyorum. Orada olanlara, soyunma odasına, kamp hayatına, takım otobüsünün ambiyansına dair ipuçları arıyorum. Profesyonel futbolcular, oyunun en önemli aktörleri ama taraftara izole bir hayatları var. Basın, taraftarlar, yöneticiler... Bunlar daha ulaşılabilir figürler. En nihayetinde, hep buradalar. Futbolcular ise çoğunlukla iki-üç yıl kalıp gidiyorlar. Bir de mesleğin zorluğundan dolayı kendilerini geri çekiyorlar. Hayatlarından pek bahsetmeyi sevmiyorlar. Erman Özgür böyle bir portre çizmedi geldiğinden beri. Belki de artık meslek yaşantısının sonuna geldiğinden, özelini rahatça yaşamaktan çekinmedi. Genel olarak toplumsal duyarlığını ve fikirlerini kendime yakın buldum, böyle bir kaptanımız olduğu için mutlu oldum. Hala da mutluyum. Keşke bu sene de kalsa diye sürekli dil döktük, yazdık, ettik. Takımda kalmayacaksa güzel bir veda yapılsın dedik, direk yönetimin kendisine.

Yazısında Şimşekler Grubu'na yönelik söylenmiş olduğu çok net belli olan bir bölüm var. Kendi fikridir, bir bildiği varsa bir sonraki yazısında daha da fazlasını söyleyebilir. Bana göre maksadını aşan bir çıkış oldu. Demirspor'da işlerin kötü gittiği doğru. Demirspor kurumsallaşmamış, borç içerisinde, geleceği değil günü kurtarmak peşinde. Bunun müsebbibi taraftar mıdır? Taraftar grubu geçen seneki tavrını değiştirmiş olabilir. Grup herhalde bu tavrı alırken gelecek eleştiriyi de düşünerek adım attı. Dünyanın eleştirisini aldılar, almaya da devam ediyorlar. Grubu rahatlıkla tutarsızlıkla suçlayabiliriz. Suçlayabiliriz, çünkü karşımızda somut bir muhatap var. Grubu suçlayalım, ama maratondaki taraftarı suçlamayalım. Güney kale arkasındakilerin hiç kabahati yok. D alttaki taraftarlar zaten başka takımın taraftarı, alakaları yok... Öyle mi gerçekten? Uzar gider... Grup, yönetime yönelik eleştirileri bastırmıyor ki. Maraton "yönetim istifa" dedi de, grup mu engelledi, nedir?

Kaptan özelinde değil, yazısının altındaki yorumlarda "tamamen duygusal" yaklaşımına verilen onlarca destek mesajına bakıyorum. Bu eleştiren taraftarlar da o kadar suçsuz günahsız gelmiyor bana. Hani içinizde en günahsız olan ilk taşı atsın demiş ya, siz neyinize güveniyorsunuz da bu kadar rahat atıp tutabiliyorsunuz, sanal isimlerinizin arkasından. ADS1940, Ali ADS, Veli1940 vs... Kim bu insanlar? Kimsiniz siz? Demirspor'u çok seviyorsanız somut bir şey yapın bu takım için. Bir beste yapın, bir pankart boyayın, bir otobüs kaldırın. Bakın grup yaptı, o yüzden grup iyidir demiyorum. Bir taraftar olarak siz de yapın. Bir şiir yazın en basitinden, üç mısralık, ilk harfleri okuyunca ADS çıksın. Yapın, edin, üretin, Demirspor'u böyle yaşayın. Bırakın artık Şimşekler Grubunu aşağılamayı. Kararlarını, tavırlarını eleştirin ama hakaret etmeyin, iftira atmayın. Sadece Gruba değil, kimseye böyle şeyler yazmayın. Futbolculara, yöneticilere, muhalefetteki yönetici adaylarına, alayına, aklınıza esen herkese hakaret edemezsiniz. İthamda bulunamazsınız. Gruba bu şekilde yüklenmenin pratikte Demirspor'a zararı yararından fazla. Tribünü güçsüz kılmanın A.Ş. ve MİY maçları öncesinde ne faydası var? Gökoğlu, Tuncel vs. yarın gittiğinde Grubu da beraberinde mi götürecek? Hepimiz aynı yerimizde kalmayacak mıyız?

Arada Ankara Tayfası'na sallayanlar da oluyor. Biz çok okumuş, kültürlü, çok elit olduğumuz iddiasında değiliz. Karar mercii, suyun başında oturanlar, Tayfa-ül emin değiliz. Hakim değiliz, savcı değiliz. İnandırıcılığımız olsun diye bir gayemiz olmadı. Gönül rahatlığı ile yitirebilirsiniz bize karşı olan hislerinizi. Popülizm yapmıyoruz, kendimizce Demirspor'u yaşıyoruz, yaşamaya devam edeceğiz.

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Mustafa'nın bıraktığı yerden kendimce somutlaştırayım yazılanları. Ancak Tayfa özelinde değil Onur BİÇER özelinde devam ediyorum.

Ankara deplasmanındaki olaya değinmeyip, Erman Özgür olayına değindiğimiz için samimi olmamakla suçlanıyoruz. Yaşananların üzücü olduğunu belirttik, bundan daha fazla bir anlam ifade etmiyor benim açımdan Ankara deplasmanında yaşananlar. Nokta. Benim gündemimi belirleme lüksü benim elimdedir. Eleştirinize saygı duyuyorum.

Bir diğeri Erman ÖZGÜR'ün yazısının içinden sadece bu noktayı görmekle itham etmiş bizi. Hata etmiş. Blogun arşivi herkese ama herkese açık. Twitter da herkese açık. Yönetim taraftar toplantısı da canlı yayında yapıldı. Ankara Tayfası'nın görüşleri her ortamda dile getirildi. Şimşekler Grubu'nun duruşuna ilişkin görüşlerimizi bizzat grup üyelerine ilettik. Yönetime bakış açımızı bizzat yazıya döktük, gruba da ilettik, başkanın yüzüne de söyledik, Mehmet Gökoğlu'na da söyledik. Ama olmaz, herkese şirin olmamız için, temcit pilavı gibi pişirip pişirip gündeme getirmeliyiz bu konuları. Biri gruba "tü kaka" dedi ya, hemen biz de "tü kaka" demeliyiz. Biri yönetimi kötüledi ya hemen biz de kötülemeliyiz. Çünkü gündeme uymak zorunda olan koyunlarız biz. Ben kendimi söylediklerimi tekrar etmekle yükümlü bulmuyorum.

Bir diğeri çıkmış demiş ki; dün Erman ÖZGÜR'ü yere göğre sığdıramıyorlardı, bugün yerden yere vuruyorlar. Böyle bir şey kesinlikle söz konusu değil. Bu açıklamasından ötürü kaptana olan saygımın zerre azalmadığını belirttim, girin bakın twitter'a. Kaptan'a linç politikası uygulanmaması gerektiğini de belirttim. Bir şeyi gözden kaçırıyorsunuz. Erman'ı desteklemek demek kör olmak demek midir? Her dediğine "he babam, de babam" demek midir? Ben desteklediğim Erman'ın Juninho kırmızı kart gördüğündeki hareketini de tenkit etmiştim. Kaptan futbolcusunu aslanların önüne atmaz demiştim. O zaman neden aynı ithamda bulunmadınız? Ben kişilerle değil ortaya koyduğu düşüncelerle muhatabım. Katılmadığım bir düşünce olursa elbette tepkimi vereceğim.

Bir diğeri ve bir başkası daha demiş ki; gruba sorun, neden değiştiler, gruba ve diğer tribün oluşumlarına sorun, beleş kombine alıyorlar mı?

Grup ile tek iletişim halinde olan ben miyim, buyurun sorun efendim. Gidin sorun, delikanlı gibi. Ya da varsa bir bildiğiniz, ama belgeli olacak, ben belgesiz iş yapmam, gönderin yayınlamazsam namerdim. İçinde bulunmadığım şeyle ilgili ahkam kesmemi istiyorsunuz. İşin tuhafı haberads'ye yorum bırakıyorsunuz. Yorum bıraktığınız yerden istesenize bunu. Benim bloguma günde 250 kişi girerken haberads, gündem belirleme gücüne sahip. Aslan gibi site. Gidin haberads'ye sordurun bu soruları. Haberads sorsun kaç kombine beleş verildiğini, grubun neden döndüğünü? Aklınızca benim üzerimden gruba vuracaksınız.

Ben bu konuda çok netim. Benim sosyal medyam üzerinden Şimşekler Grubu'na vur-dur-mam arkadaş. Ben delikanlı gibi gidip yüzlerine eleştirimi yaparım. Bakın kamuya açık yazıyorum. Gidin gruba sorun, bu adam size katılmadığı hususları aktarıyor mu, diye sorun. Benim Şimşekler Grubu'nu ve diğer oluşumları yıpratmakla işim olmaz. Ama bu eleştirmemi de engellemez. Bu benim tavrımdır.

Bir sanal kardeşimiz çıkmış diyor ki; grup kendini lağvet dese, yarım saat içinde lağveder. Bilmiyor ki geçmişi. Zamanında kapatın dediğini ama kapanmadığını bilmiyor ki. Artık geldiğimiz noktada Grup bize kapatın demez, açık olmamızdan gurur duyar, biz de Tayfa'yı lağvetmeyiz. Yıllarımı vermişim arkadaş, kapatmam. Buna gerek de olmaz. Sanal kabadayılığın alemi yok. Gidin başka delikanlılıklarla uğraşın.

Hep söylüyoruz. Yine söyleyelim. Kimseye Ankara Tayfası'nı dayatmıyoruz. Kendimizi beğendirme gayretimiz de yok. Sadece kendimiziz. Bu nedenle yükümlülüğümüz de yok. Yükümlülüğümüz kendimize. Bizi bir arkadaşın da dediği gibi gözünüzde fazla büyütmeyin. Haikaten fazla büyük değiliz.
Unknown dedi ki…
elinize sağlık temiz ve güzel bir yazı olmuş. ankara tayfasının bu sarih bakış açısı içimizi rahatlatıyor. size saldıranlar meselesine gelince internetten yazılmış isimsiz kimliksiz yalan yanlış nicklere aldırmayın. derdi olan adam gibi çıkıp sizinle konuşur zaten. konuşmayıp başka iş çevirenleri dert etmeyin.
oguzhan dedi ki…
hep diyoruz''demirsporlu olmak bir duruştur'' delikanlı olmayan insan bu duruşa sahip olamaz asla.gurbette demirgibi olmaya devam.gurbeti tayfayla sevdim ben.iyi ki varsınız abiler

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ