Ana içeriğe atla

Adana Demirspor:2-Şanlıurfa:2

Bir türlü kazanamıyoruz, takımın arzusu isteği  beceriye dönüşmüyor. Kolay gol yiyip zor atıyoruz.

Urfa karşısında kadroda yenilikler vardı, ama değişmeyen tek gerçek Rostand'dı. Yücel İldiz'in bu ısrarından vazgeçmesi gerekiyor. Genç kalecimiz Emre şanssız başladı ama hata yapma hakkı biraz da onlar da olsun.

 Daha önce eleştiriler yönelttiğim Mehmet Eren bu kez iyiydi, Erçağ formunu buluyor ve takımı sürüklüyor, kaptan Efe bu senenin en iyisi olmaya devam ediyor. Ama öte yandan Birol hayalkırıklığı yaratmaya devam ediyor. Duran toplarımızın hepsinde o var ve kötü kullanıyor. Raşit eski formundan çok uzak ve çok top kaybetti.

Ilk golü attığımız bu maçtan da puan çıkardık ama bu taraftar desteğiyle içsahada kazanmak zorundaydık.

Yorumlar

coulibaly dedi ki…
Dünkü maçta; Rajnoch defansta kendisinden beklediğimiz performansı sonunda gösterdi gayet iyiydi. Erçağ, Efe her zamanki gibiydi. Mehmet Eren iyiydi. Raşit bence ilk yarı takımın en iyisiydi, ileride pas dağıtımını iyi yaptı, hücum ribaundlarını aldı. Takımın mücadelesine, isteğine yazık oldu açıkçası mutlak kazanılması gerekiyordu. Özellikle Rostand oyundan çıktıktan sonra oyunda baskı kurmamız, bariz üstünlüğümüz tesadüf değil. Hocanın bu hamleyi yapmak için 8 hafta beklenmesi gerekmiyordu. Ayrıca forvet bölgesinin Erçağ, Juninho, Mehmet Eren, Raşit, Aybars'la alternatifli hale gelebileceğini gördük. Kamil oyuna girdikten sonra sağ açıkta çok etkiliydi (Bek yerine orada oynasa bence daha iyi). Elde çok geniş bir kadro var ama. Ama hep oyuncuları, kendi adamlarını oynatan, adalet dağıtmayan bir teknik adam var. Birol asist yapacak, Rostand gol atacak diye bu takım haftalardır 9 kişi oynuyor. Her maç gol yemiş, şampiyonluk hedefiyle çıkılan ligde rakiplerinden 8-10 puan fark yemiş(daha bay geçmedik)bir orta sıra takımı görüntüsü var. Dün benimde içinde bulunduğum Maraton bölümünden bir grup Yücel Hoca istifa diye bağırdı. Tepki maç sonucuna değil. Oyuncu tercihlerine, adaletsizliğine, kendisiyle şampiyonluk adayı olmayacağımıza, teknik direktörsüz bir takımı yenemediğine ... Bu takımın iyi oynaması için her maçtan önce taraftarın tesis ziyareti yapması gerekmiyor. Hazır milli maç arası da varken, 8 haftada sadece 2 galibiyetin sorumluluğunu İSTİFA etsin !
Unknown dedi ki…
sizin zorlu viraj yazınıza ilk 3 hafta 5 puan ve ankaraspor maçından umutsuzum yazmıştım, 5 olmadı 4 oldu, ankaraspora kaybettik ama urfa maçında kimse beraberlik beklemiyordu gerçekten! deplasmanda kazanamayan takımın en azından içeride 3 puanları toplaması gerekiyor hoca bir türlü kadroda istikrarı sağlayamadı her hafta başka oyuncuar var sahada. takımda bir türlü denge tutturulamadı.
yavuzy dedi ki…
Sevgili coulibaly, eleştirilerinin pek çoğuna katılsam da istifa seçeneğine mesafeliyim. Geçmiş yıllarda çok kolay teknik direktörler harcadık, değişiklikler çok büyük etki yapmadı. Teknik direktörler en zayıf halka bu sistemde ve en kolay onlar harcanıyor.

Cabbar Bey, aslında yıllardır iç sahada sürpriz puan kayıplarına alışığız. Daha çok dış saha galibiyetleri ile ayakta kalmıştık, bu yıl kaybettiğimiz biraz da bu oldu.
coulibaly dedi ki…
Söylediğinde haklısın ama Demirspor tarihinde son yıllarda istediği kadro oluşturulup, sezona erken başlayıp bu kadar hayal kırıklığı yaratan başka teknik adam var mı düşünüyorum. Her hafta kaybedilen puanların ardından, bir bahane üretiyor. Daha özeleştiri yaptığını, sorumluluk ben de dediğini görmedim. Taraftar yok diyordu dün o da vardı. Korkum işin işten geçmesi olur. Çünkü üst sıralarda kaliteli takım çok var. Giderse hoca mı harcanmış olur, kalırsa bu sezonu, bizi o mu harcar bilmiyorum Sevgili Yavuz. Dileyelim bir dönüm noktası olsun.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ