Ana içeriğe atla

Erman ÖZGÜR Kalmalıdır

Sosyal medyada birçok kesim tarafından da kaptanın kalması gerektiği hususu dile getiriliyor. Ben de bu konuda fikrimi dile getireyim dedim.
 
Öncelikle hissiyatımı söyleyeyim. Erman Özgür ile sözleşme yenilenmeyecek. Zira zihniyet değişiminin olmadığını düşünüyorum kulübümde.
 
28 maç boyunca maç başı ücretlerini alamayıp play-off oynamış olabilir bu takım. Hatta bunda takımı bir arada tutmak açısından kaptanın büyük rolü de olabilir. Ancak hissiyatıma göre bu zihniyet der ki; tamam da futbolcuların federasyona gidip gitmeyeceğini de aynı kaptan belirliyordu. Yani takım üzerinde etkisi vardı.
 
Bu zihniyet takım üzerinde etkisi olan, onu yönlendiren, gücüne ortak olan kişi istemez bünyesinde. Her ne kadar kaptanlığın görev tanımında bu olsa da bunu istemez. Bence olay bundan ibarettir. Kalan kısmında yazacağım değerlendirmeler sadece görünen şeylerdir ve aslında laf-ı güzaftır. Transferler için Yücel İLDİZ beklenecekse (Juninho'yu hariç tutuyorum) diğerleri için neden beklenmediğini sormak lazım.
 
Erman ÖZGÜR'ün yaşının 36 olduğu söylenenler arasında. Yıllarca genç futbolcuların karakterli abilerinin yanında yetişmelerini ve onlar için onların yanında savaşmalarını savunan bizler için bir önem arz etmiyor kaptanın yaşı.
 
Erman ÖZGÜR'ün geçtiğimiz sezon ortaya koyduğu performans da dile getiriliyor. Biz de çok saç baş yolduk pas hatalarından. Ancak bir tuhaflık yok mu bu performans düşüşünün ligin ikinci yarısına denk gelmesinde? Forvet hattında hava toplarına hakim Gökhan KABA'yı gönderip her hava topunun bize hücum olarak geri dönmesini sağlayan biziz. Oynatamadığımız ama güçsüz diye gönderdiğimiz, Buca maçında bize gereken dersi veren İrfan BAŞARAN'ın orta sahaya katkısından da mahrum kalmanın sorumlusu biziz. Defansı ve orta sahayı ciddi anlamda rahatlatan Lawal'ı türlü bahanelerle ama özünde oynatamayarak gönderen de biziz. Son maçlara doğru özellikle hırsı ve kestiği toplarla defansa önemli katkılar sağlayan Karim'i de yollayan biziz. Yerine alınanların katkısını gördük üzülerek. Defansı zayıflat, orta sahayı zayıflat, hücumu zayıflat. Ondan sonra alanındaki açıkları kapatırken heder olan kaptana yüklen. Erman ÖZGÜR'ün performansındaki düşüş yönetsel hatadır bence.
 
Peki bunların yanı sıra Erman ÖZGÜR'ü neden istiyorum onu da açıklayayım.
 
Gezi Parkı olaylarına destek vermiş olması ruhumuzu okşasa da bu nedenle değil. İtiraf etmeliyim, bu duruşun taraftarın duyarlılığı ile örtüşmesi diğer nedenlerin üstüne cila olmuştur.
 
Vazgeçilmez bir futbolcu mudur Erman ÖZGÜR? Hayır, vazgeçilmez futbolcu Messi falan değilseniz yoktur. Ancak karakterli futbolculdur. 
 
Karakterli futbolcunun kaptanı ve yönlendiricisi olduğu takımda disiplinsizlik olmayacağına inanıyorum. Maç sonuçlarının sahada belirleneceğine inanıyorum.
 
Türk futbolunda maddi sıkıntının olduğunu biliyor Erman ÖZGÜR. Bir diğer gerekçesi de budur kalmasını istememin. Acı ama gerçek. Bu yönetim döneminde de takım ciddi maddi sıkıntılar çekebilir. İşte bu dönemde takım ruhunu ön plana çıkaracak futbolcu gerekir. İşte bu dönemde yöneticileri daha disiplinli davranmaya zorlayacak futbolcu gerekir. İyi kaptan kriz dönemlerinde takımını idare edebilmelidir. Bu nedenle de kaptan takımda kalmalıdır.
 
Bir diğer husus kaptanın kurumsallaşmanın ne olduğunu bilmesidir. Kurumsal bir yapıda takım içi ilişkilerin nasıl yürütüleceğini bilmek önemlidir. Demirspor kurumsallaşmayı ister mi? Lafa gelince Demirspor zihniyetinden daha çok isteyen yoktur. İcraata gelince kurumsallaşma değil bireyselleşme ön plana çıkmaktadır. Kaptan takımın kurumsallaşmasına da katkı koyabilecek bir birikime (bilgi ve tecrübeye) sahiptir.
 
Son olarak da bu asli özelliklerini saydığım Erman ÖZGÜR kötü futbolcu değildir. Yetenekli futbolcudur. Geçtiğimiz yıldaki gibi zayıf defans ve orta saha hattı olan bir takım kurulmaz ise kaptan oyun kurmada ve gol yollarını beslemede oldukça etkili olacaktır.
 
Bir not da Hüseyin ÇİMŞİR için söylemem lazım. Kendisinden sakatlığı ve yaşına bağlı olarak önyargılarım için özür diliyorum. (Yaşa bağlı önyargım Erman için de vardı. Karakterini oynatmadan bilemezdik.) Erman gibi abilik yapabilecek futbolculardan biri de Hüseyin'dir.
 
Her iki futbolcu ile de anlaşılmayacağını hissediyorum. Özverileri için teşekkür ederim kendilerine.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ