Ana içeriğe atla

Adana Demirspor Altyapı Seçmeleri Başlıyor


Haberi gördüğümde kendi çocukluğum aklıma geldi. O yıllarda mahalle maçları, ilkel atari oyunları vs. dışında şimdiki kadar sosyal aktivite olmadığından biz "gencoların" en büyük hayali bir futbol kulübünde oynamaktı. 

Ben bu şerefe 89-91 yılları arasında nail oldum. Yaz aylarına yaklaştığımız günlerde altyapı seçmelerini başarı ile tamamlayarak Adana Demirspor saflarına katılmıştım. Hocalarımız Beygir Hasan ve Kasap Burhan'dı. Sportif anlamda fit yaptığım senelerdir herhalde, zira aynı zamanda Güney Sanayi Spor kulübünde de yüzücülük yapıyordum. Ömrü hayatımda bir daha böylesi sağlıklı bir dönem yaşamadım diyebilirim.

Şimdi değişti ama yanlış hatırlamıyorsam takımın o zaman ki yaş grubuna göre kategorilendirmesi şöyleydi: 

Minikler, Yıldızlar, B-Genç, A-Genç, Paff Takım, Profesyonel Takım. 

Benim futboldaki maceram 2 senelik teorik ve pratik eğitimin ardından "miniklerden" "yıldızlara" geçiş aşamasında bitti. Yani jübilemi çok genç bir yaşta yaptım. Hem yüzme, hem futbol ikisini bir arada götüremedim. Yüzmeyi ise  Lise'den mezun olana dek sürdürdüm. Yüzücülüğü bırakmamın en büyük sebebi bir geleceğinin olmayışındandı. Zira Türkiye'de bireysel sporlara maddi destekte bulunulmuyor. Durum böyle olunca istisnaları dışında bireysel spor'un ve sporcunun gelişimi de söz konusu olmuyor. 

Kendi kişisel tarihimizden bir kesit anlattıktan sonra habere gelelim.

Adana Demirspor Kulübü'nde alt yapı seçmeleri başlıyormuş. Kayıt yaptırabilmek için 1998-2006 yılları arasında doğmuş olmak gerekiyormuş. Başvurular Oscar Müzikhol yanındaki Adana Demirspor Futbol Okulu'nda yapılacakmış. Başvuru için Nüfus Cüzdanı ve Sağlık Raporu isteniyormuş. 

Haber bilgisini verdikten sonra Teknik ekibe ve Yönetime şöyle bir soru sormak lazım:

Genç takımları bu kadar başarılı olan bir kulübün A Takımında neden hala altyapıdan futbolcu oynatılmaz? Altyapıyı hobi için mi kurdunuz? Veya genç futbolcu kardeşlerimizin hayallerini yıkmak için mi? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ