Ana içeriğe atla

Milli Takım Mı İstanbul Karması Mı?

Başlıktaki soru yeni değil. Uzunca süredir Milli Takım'la İstanbul Karması birbirine karışmış durumda. Hatta bu son seferde FB-GS karmasına dönüştü mevzuu. Araya gurbetçiler sosuyla birlikte... Peki "sos" olarak dahi neden Anadolu'dan oyuncu alınmaz?

foto: kuzeyekspres.com.tr

Ben bu durumu Demirpor-altyapı ilişkisine benzetiyorum. Yıllardır (geçen seneki 5-6 haftalık istisnai başarıyı saymazsak) sürekli başarısızız ve bunu sürekli yenilenen transferlere rağmen yaşıyoruz. Neden altyapı oyuncularımızın başarısız olmasına izin vermiyoruz?

Keza Milli Takım'a seçilebilmek için İstanbul takımlarında oynamak şart mı? Bursaspor'da, Gaziantepspor'da başarılı olan oyuncular neden Milli Takım'a seçilmez? Avrupa deneyimleri, "büyük maç" stresleri az diye mi? O "deneyim" sahibi olanlar bizi Macaristan, Romanya karşısında rezil etti; Andorra karşısında vasatın üstüne çıkamadılar.

Benim Abdullah Avcı'dan ilk beklentim, bu kadro yapısını değiştirmesiydi ama yapamadı. Almanya'da umut vaat eden topçularla bizim umudu kanıtlamış topçularımız arasında açık bir ayrım yapılıyor. Onlar "özü itibariyle" daha iyi oyuncular olabilir. Ama bu memleketin yüzlerce takımından bir tane bile Milli oyuncu çıkmıyor demek, kendimize hakarettir.

Benim "milli" hislerim güçlü değil. Orası önemli değil. Ama kendi takımında forma giyemeyen Gökhan Zan'ın oynadığı takımı Milli Takım olarak görmem mümkün değil.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir