Ana içeriğe atla

Eskimiş Bir Yaprak

Bir nehir akıyor, ben bir yaprağım akıntısında sürüklenen, yönü belirsiz, başı belirsiz, sonu belirsiz, çaresiz, çaresiz ama kesinlikle çaresiz. Kendimce isyan ediyorum, yaprağın kaderine, kendim sararıyor, kendim soluyorum, kendimi feda ediyorum kendimce, bir araya gelip bir bent olsak şu suya diyorum, başkaları düşmese akıntıya, başkaları savrulmasa. Akıntıda çırpınmaktan yorulmuyorum, savrulmaktan yorulmuyorum, yorulmaktan yorulmuyorum. 

Sırt üstü düşmüşüm nehre ne de olsa, başım hala göğe bakar. Kıçım sırılsıklam, çürümekte olsa da başım umutlara bakar, ufuklara bakar. Ben salınır giderim, salınmaktan gocunmam. Baktığımda yemyeşil ağaçlar vardır tepemde. Nehrin her iki yakasında yemyeşil ağaçlarda taptaze yapraklar vardır. O yapraklar yüzünü nehre değil, güneşe dönsün diye ben savrulur giderim. Çürümeye inadımı o taze yapraklardan alırım. Sanki elimdeymiş gibi, inatla umut ederim, hep son yaprak olmayı isterim, çürümüş son yaprak, düşmüş son yaprak. Ben ve benim gibiler; bir son yapraklar ordusu. 

O koca orduyu, nehrin azgın suları yıldıramaz da bir mavi çocuk yıldırıyor işte. Bir taze yaprak suya doğru düşerken, isyan anlamsızlaşıyor, eski yapraklarda çürüme artıyor, kan çekiliyor damardan. Sen güneşe gidecektin gelme buraya mavi çocuk, gelme buraya taze yaprak, hani sen güneşe git diye ben buradaydım, sen ne geliyorsun be mavi çocuk, sen gelme, sen Demirsporlusun, sen benim idealimsin sen gelme. Sen umutsun sen gelme. Sen küçücüksün, sakın aklından bile geçirme. 

Olmaz değil mi? Karşı konulmaz. Direnilmez değil mi? 

"Tesbih* 

Sen giderken gözlerim dopdoluydu 
Ve yağan yağmurla caddeler ıslak 
Yokluğundan bir rüzgar esti hazin 
Teselliler döküldü yaprak yaprak 

Gökyüzünde bir bir söndü yıldızlar 
Bir karanlık geldi gittiğin yerden 
Ümitlerim vardı tesbih misali 
Sen giderken dağılıverdiler birden" 

Bugün beni aramayın, bugün umudu aramayın, bugün mücadeleyi aramayın, tek kelime çıkmaz ağzımdan, tek satır daha yazmaz kalemim güzelliğe, tek bir taze kan pompalamaz kalbim. Bugün üstüme gelmeyin. Ben bugün kötüyüm, ben bugün nehirde çok su aldım, çok çürüdüm. Olmadı son asker ben olmalıydım, olmadı, yine olmadı...

*Ümit Yaşar Oğuzcan

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill