Ana içeriğe atla

İlk Yarının Ardından

İlk yarıyı 27 puanla tamamladık. Kendi sahamızda 14, deplasmanda 13 puanımız var. 27 golle ligin en çok gol atan 2. takımı; 24 golle de ilk 6'nın en çok yiyeni ve ligin de 3. en çok yiyeni olduk.

Tıpkı geçen seneki gibi dalgalanmaların çok olduğu, istikrarsız bir tablo sergiledik. Buna benzer bir tablo, aynı dalgalanmalar ikinci yarıda da olacaktır muhtemelen. Yönümüz yukarı gibi görünse de birkaç maç üst üste kayıp hemen ivmeyi aşağıya çevirebilir; aşağıyla 10, yukarıyla 3 puanlık farkımız var.

Daha detaylı analizler yapılabilir ama genel olarak bakacak olursak, istikrarsızlığın sebebi kadro derinliğinin olmaması ve birkaç oyuncunun performansına tabi olmamızdı. Sezon başı hazırlık kampının, yani yaklaşık iki aylık sürenin boşa geçmesi, kadronun ancak 5-6. haftada şekillenmesi ile sezona neredeyse yarısında başladık. Güvenç Kurtar rezaleti ve Osman Özdemir hayalkırıklığı ile geçen sezon başı ve başlangıcı, Erciyes tokadı ile son buldu; Adanaspor galibiyeti hem geçmişin pisliklerini hem de önümüzdeki süreci temizlemek açısından iyi geldi. 5 haftalık beklenmedik seri, ki Ankaragücü dışınd hepsi yukarıya oynayan takımlardı, lige dair bakış açımızı baştan aşağı değiştirdi. Takıma güvenmeye ve şampiyonluk hayalleri kurmaya başladık. Kimi arkadaşlar, bu süreçte yönetim istifa sloganının unutulmasına ve takımın başarısına sevinmemize içerlese de yıllardır başarıya hasret taraftarlar için bundan daha normal bir tepki olamazdı. Ben takımımın başarısını istiyorum; bunun yolunun da camianın içindeki herkesin görevini-işini yapması olduğunu düşünüyorum. Futbolcular işini yaptı ve bizi mutlu ettiler; sağolsunlar.

Buca maçıyla sezon yeniden başladı; cezalılar, sakatlar gibi lig içi yaşanabilecek durumlar kendini gösterdi ve yerimizin yukarısı değil başaltı olduğunu anladık. İki haftalık yenilgi, Antep Bld ve Kartal galibiyetleri ile dengelendi; Göztepe deplasman galibiyeti son haftaya umutla girmemizi sağladı ama Başkan Serin'in maç öncesi "istediğimiz puanları topladık" açıklaması ile son haftanın kaderi de az çok belli olmuştu. Zeminin kötülüğü de yardımcı oldu ve 0-0 ile başladığımız devreyi aynı şekilde bitirdik.

Kaybettiğimiz maçlardan, örneğin ilk haftalarda Konya, Denizli ve Tavşanlı karşısında beraberlik çıkarabilirdik diye düşünüyorum. Kazandığımız haftalarda, her ne kadar üstün oynasak da Karşıyaka ve Urfa maçları beklediğimizden kolay olmasıyla biraz lüks galibiyetler oldu. Bir Demirspor klasiği olarak üstümüzdeki takımları daha rahat yenerken, alttakilere puan kaptırdık.

Fikstürümüzün ilk haftalarda daha zor, sonlara doğru daha kolay olduğunu gördük. İkinci yarıda da tablo aynı kalırsa son haftalarda düşme potasındaki takımlarla oynamak canımızı sıkacaktır. Şampiyonluktan çok play-off hedefi daha gerçekçi görünüyor. İçerideki maçlarda daha fazla puan toplayarak bu hedefi gerçekleştirmek mümkün. Bunun için de önce kadro istikrarı ve en azından -transfer gerekli lafını pek sevmesem de- iyi birer yedek olacak biri forvet olmak üzere iki takviye gerekli görünüyor. Forvet yokken en çok gol atan takımlardan olmak da yine Demirspor'a özgü bir çelişki!

Yorumlar

Unknown dedi ki…
takımın ilkdevre başarılı olduğunu düşünüyorum ama sizinde yazdığınız gibi heran herşey değişebilir.
Unknown dedi ki…
ilk yarının kırılma anı adanaspor maçındaki galibiyetti, bu sene denizlideki şampiyonluk kadar önemli bir gündü. o galibiyet olmasaydı bu devreyi ankaragücüyle yan yana geçirirdik.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir