6 Ekim 2012

Derbinin Önemi

Derbinin önemi, tarihsel çekişmeden kaynaklanıyor. Bu çekişmenin parasal yönü de var kültürel yönü de... Onlar bizi beğenmedi, ayrıldılar; şirketleştiler; biz onları beğenmedik ama onları da geçemedik.

Ama bu  çekişme çoğunlukla Demirspor'un aleyhine işliyor. Kentin diğer kanadında gemiler tırlar tıkırında yürürken, bizim gemilerimizi iş bilmez kaptanlarımız hep karaya oturttu. Kentin ileri gelenleri, güya Demirspor'a sahip çıkmak adına hep Demirspor'a zarar verdi. Bir iki iyi niyetli istisna insan dışında Demirspor için birşeyler yaptığını söyleyenler aslında içten içe onu boşaltıyordu. Demirspor pastası paylaşılmak adına hep ağız sulandırdı yıllardır; güya bizi sahiplenenler, bu pastayı sadece tek başına yemek istedi. Pastayla derdi olmayan taraftar, bu ağzı yüzü kirli insanlara gidin ellerini yıkayın demekten bıktı usandı.

En son 2008'teki maçta yine bizi sahiplenen Aytaç Durak'ın attığı kazıkla 5 yıl kaybettik. İki takımı birden çıkaracağız diye ellerine yüzlerine bulaştırdılar işleri. Demirsporlu futbolcular da bu işe ayak uydurdu, teknik direktöre (Sadi Tekelioğlu) karşı çıktı; ona rağmen işler yaptı. Sonuçta 5 yılımız heba oldu. O maçta bir kırılma yaşasaydık, başka şeyler konuşuyor olabilecektik. Ama biz 5 yıldır, yönetimden bahsediyoruz; istifalarını istiyoruz.

Aytaç Durak sonrası da işler değişmedi. Bu seferki tek adam Mehmet Gökoğlu. Yine herşeyi eline yüzüne bulaştırdı. Şimdi yine bir Adanaspor maçı kırılma noktası. Taraftarın sıktığı diş kırılmak, beklettiği sabır taşmak üzere... Her ne kadar bu sezonki 3. hocamız Mustafa Uğur, bu maçın yolun sonu olmadığını söylese de bu maçtaki yenilgi artık istifa talebinin sözel olarak kalmasında son nokta olur; bundan sonra fiili süreç işleyebilir. Umarız ki olmaz.

Adana derbilerinde fark yaratan unsur, tribündür; Demirspor tribünüdür. Demirsporlular yarın son birkez daha ya sabır diyip takımını destekleyecek. Bundan sonra ne olacağı ise meçhul...

Hiç yorum yok: