Ana içeriğe atla

"Demirsporlu ayık ol(ur)!"

 forzache yazdı:

Son günlerde Taraftarın onca söylemi ve haklılığına rağmen sözde yönetime karşı söylem ve eylemlerinde yumuşayanların olduğunu görmekteyim. Herkesin kendi fikridir ve her fikir benimsenmese de saygı duymak gerekir; lakin mavi laciverde gönül vermiş bizlerin bilmesi ve unutmaması gereken şeyler var. Şöyle ki:

Demirsporlu ayık ol! Var olan yöneticiler Aytaç Durak ve zihniyetlerinin uzantısıdır.

Demirsporlu ayık ol! Kulübümüz Aytaç Durak’ın başkan olduğu seneden itibaren 1.lig (süper lig demeyi sevmiyorum) yüzü görmemiştir.

Demirsporlu ayık ol! Ki o Aytaç Durak Demirspor’un borçlarından dolayı borçlarını ödeyemediği için gençleri ile sahaya çıkma tehlikesi yaşarken son dakikada (o kadar rant elde ettiği ve kullandığı kulübe) borcunu ödeyip şovunu yapmıştır. *Bu davranışı Demirspor’un içinde ne amaçla bulunduğunun özetidir. Sanki kulübü bu günlere getiren o değilmiş gibi!

Demirsporlu ayık ol! Kabul edilsin ya da edilmesin, belediye tabanlı ve saltanat sevdalısı yöneticiler geldiğinden bu yana Demirspor’a ve Demirsporluluğa yakışmayacak eylemler yapmışlardır. Alt yapıdan futbolcu neredeyse çıkarılmaz olmuş(özellikle son 10 sene içinde) ve Demirspor’un değil, kendi çıkarlarını ön planda tutan yöneticiler futbolcular, hocalar, menajerler vs. getirerek Adanalılığın ve Demirsporluluğun ruhunu zedelemişlerdir.

Demirsporlu ayık ol! Bu zihniyetteki sözde yöneticiler, Adana Demirspor’umuzun Türkiye’nin borçsuz kulüpleri arasında gösterilirken(kaynak veremeyeceğim) ve Türkiye Kupası’nda çeyrek finale kadar çıkmasına rağmen ertesi sene yine borç batağına doğru sürüklenmiştir. Şu anda içinde bulunduğu durum da malumdur.

Demirsporlu ayık ol! Demirspor’un tüm bu kötü gidişatına rağmen taraftar ligden çıkma umudunun olmadığı senelerde bile takımını bırakmamış ve Adana Demirspor’un gerçek sahibi olduğunu kanıtlamıştır. Nitekim Demirspor belediye bazlı yöneticilerin -sözde- takıma yatırım yaptıkları, pahalı oyuncular(!) getirdikleri yılda değil, -gelecek senenin temellerini atıyoruz- denen iddialı görülmediği bir yılda lig atlamıştır (Hatırlayınız : Taraftar ve futbolcuların aynı dilden konuşması -kimse bizim kadar inanamaz-; taraftarın 7 de 7 hedefini koyması).

Demirsporlu ayık ol! Takım kötü günlerden geçerken ve yardım gecelerinde 50 bin lira toplanırken (kimse destek olmazken!) dahi taraftar Demirsporluluğuna inandığı başkanına (ve yönetimine) sahip çıkmıştır. (Ruhu şad olsun Bekir Çınar’ın.)

Demirsporlu ayık ol! Kulüp kayyuma doğru giderken taraftar takımına sahip çıkmak için liste çıkarmış. Şu an ve daha önce sözde yönetimlerde bulunanlar sessiz kalmıştır.

Demirsporlu ayık ol! Bu zihniyetin Demirspor’a kalıcı gelir sağlama çabası (yalnızca Bekir Çınar döneminde üstünde durulan bir mesele ) asla olmamıştır. Olsa bile içinde başka çıkar ilişkilerinin var olması kuvvet-i muhtemeldir.

Demirsporlu ayık ol! Yönetimin Adana Demirspor’umuzu şirketleştirme fikri (bence!) yönetimin içinde bulunduğu borç batağından çıkmak için kullanabileceği nakit akış yolundan ibarettir. Yani kulübün yapısını ve geleceğini çok düşünmeden -(bunlar düşünülerek yapılır ise bir nebze kabul görebilir)- girişilen “ sıcak para kazanma” yolundan öteye geçemez görünmektedir.

Demirsporlu ayık ol! Mevcut yönetim seçim sürecinde diğer adayın 10 milyon TL yi hibe sözü vermesine rağmen 140’a yakın yeni üye kaydettirerek seçimi demokratik olmaktan çıkarıp alavere dalavere yollarına sürüklemiştir. Mevcut yönetim değil 10 milyon Lira hibe etmek kulübün borcunu iki katına çıkarmış (Önder Serin’in açıklaması) sezon sonu hedefini de borçları eritmek değil borcu sezon başındaki miktarına geri çekmeyi (ancak) hedeflemiştir!

Demirsporlu ayık ol! Taraftarın isteği yalnızca mevcut yönetimin istifa etmesi değildir. Aynı zihniyetteki yönetimlerin Demirspor’u sonsuza dek terk etmesidir. Demirspor’a (başta kalıcı gelirler olmak üzere) yakışan ve Demirsporluluğa zarar vermeyecek –yalnızca Demirspor’un menfaatlerini- düşünecek “HALKIN TAKIMINA” halkın yöneticilerinin gelmesidir.

Demirsporlu ayık ol! Adana Demirspor halkın takımıdır ve halktan kişilerce yönetilmediği sürece iflah olmaz yollara sürüklenmektedir!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ