Ana içeriğe atla

İstifa Yazısına İlişkin Açıklama...

Evet Mehmet GÖKOĞLU'nu istifaya davet ettik doğrudur. Ancak bizim istifa çağrımız objektif bir çağrıdır. Belli kıstaslara dayanmaktadır. Bu kıstasları karşılamayan istisnasız her yönetim tarafımızdan istifaya davet edilecek, karşılayan her yönetim de baş tacı yapılacak alkışlanacaktır.

İstifa yazısını yayınladıktan sonra beklerdim ki; bazı taraftarları hariç tutuyorum, bu yazının üzerine ek veriler konularak Mehmet GÖKOĞLU eleştirilmeye devam edilsin, köşeye sıkıştırılsın, şeffaflık algısı güçlendirilsin, seneye yönetimde kalacaksa da daha arzu edilen bir yönetim yürütmesi sağlansın. Ancak genelinde gördüğüm odur ki; yeni şeyler üretilmeksizin gerek twitter'da gerek diğer sosyal medyada bu yazı bir koz olarak kullanılıyor.

Yazımın kullanılmasından rahatsız mıyım, aslında hayır, çünkü tenkitlerimin bir kısmı yaşanmış hususlardan, bir kısmı da kulüp tarafından doğru yollarla bilgilendirme yapılmamasından, sorulara cevap verilmemesinden kaynaklanıyor. (Bugün dilekçe hakkımı kullanıp sonuçları buradan paylaşacağımı bir dipnot olarak belirteyim.) 

Ama aynı zamanda yazımın kullanılmasından rahatsızım çünkü bu yazı yaklaşan kongre sürecinde saf belirlemek için de kullanılıyor. Ben isterdim ki; tenkitlerimi sadece gerçek Demirsporlular paylaşsın. Demirspor'da bir şeyler yanlış giderken her şekilde ses verebilenler paylaşsın.

En son sporcukurova.com adlı sitede gördüm yazıyı. Şimdi o siteye sormam gerekmez mi?

Bugüne kadar Demirspor'un hangi yanlış yönünde kamuoyu baskısı yarattınız? 
Belediyelere ne kadar baskı yaptınız?
Şu basit ligde şampiyon olamamışken ağzınızı açtınız mı?
Mali tablolar ağır aksak yayınlanırken küçük bir tenkit yaptınız mı? Hadi yapmadınız bizim tenkitlerimizi o zaman neden paylaşmadınız?
Kredi kartı projesi ve nesine.com'a istifa yazısı ile mi sırt dönüldü? Daha önce neredeydiniz?
Altyapıya verdiğiniz destek neden yönetimlere baskı şeklinde olmadı da haber yapmakla sınırlı kaldı? Örneğin neden GÖKOĞLU'nun altyapının yarışmacı kimliğini önemsemeyen açıklamalarını tenkit etmediniz. O konudaki yazımızı neden manşet yapmadınız?
İstifa yazısını yayınladınız, şimdi kendi isminizle bu yazıdaki tenkitlere ilave yapacak bir yazı ekleyecek misiniz?

Hiç kusura bakmayın, bir yönetim istifa edecekse dahi, gerçek Demirsporluların istekleri ve eleştirileriyle istifa etmelidir. Sizlerin bu süreçteki duruşu benim bildiğim Demirsporlulukla örtüşmemektedir.

Yorumlar

mert dedi ki…
ABB de bugün yapılan oturumda B.Sıtkı Özer ile Z.Aldırmaz arasında ADS gerginliği yaşandı.Sanko firması ve bir petrol sahibinin 2500 tl verdiğini söyledi.Aldırmaz topçuların para isteği sonrası birşey olmayacağını anlamış ve parayı azaltarak vermiş.Bugün yapılan oturum ADS üzerinden rant kavgalarının fazlalaşarak artacağının habercisi oldu.Umarım tam bağımsız ADS için birileri ortaya çıkar yoksa Demirspor her zaman ki gibi zengin insanların para savaşlarına alet olacak gibi görünüyor.
Unknown dedi ki…
mehmet gökoğluna sordum, personel maaşını alabiliyormu dedim. Üç aydır alamıyor dedi. Ama yalan söyledi. Çünki personel yedi aydır maaş alamıyor.
yavuzy dedi ki…
Onur'un bu yazısının ardından sporcukurova.com'dan açıklama geldi. Bize mail olarak ilettiler. Ancak bizden önce kendi sitelerinde de yayınladılar, o yüzden ayrıca yayınlamıyoruz. Adresi şudur: http://www.sporcukurova.com/anasayfa/sporcukurova-com%e2%80%99dan-aciklama.html

Açıklama için kendilerine teşekkür ederiz. Ancak eleştirilerimizin takipçisi olmaya devam edeceğiz.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ