Ana içeriğe atla

20 Haziran'dan Önce...

20 Haziran'daki kongre öncesi yönetime dair çerçevenin netleşmesi lazım. (Diğer takımlar hızla yol alırken bizim kongreyi kesinlikle 27'sine bırakmamamız lazım!)

Nasıl bir yönetim istiyoruz? Daha önce Adana'dan tribünün de desteğini alan Taraftar İlkeleri'ni yayınlamıştık. (Okumak için tıklayın: http://www.adanademirspor.net/2012/03/taraftar-ilkelerini-acklad.html).

Ama bu kongre öncesi vurgulamamız gereken en net durum şu: Adayların 20 Haziran'dan önce ortaya çıkması ve bununla kalmayıp ne kadarlık bütçeleri olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ne kadarlık katkı koyacağını, teknik direktör ve diğer kademelerdeki planlarını; tabii ki uzun vadeli  projelerini Demirspor kamuoyuyla paylaşmalarını bekliyorum.

Size güvenebilmemiz için son gün "ben adayım, beni destekleyin" diye bizim karşımıza çıkmayın. Önceden çıkın ve planlarınızı anlatın bizlere!

Demirspor yönetimimizden beklentilerimiz net:

- Mali disiplini sağlayan bir yönetim. Gelir-gider dengesinin kurulmasını sağlayan, sonraki yıllarda başımıza iş açılmaması için UEFA kriterlerine uygun bir yönetim.

 - Yıllardır dillere pelesenk olmuş, kalıcı gelir projeleri üreten bir yönetim. Belediye kapısında futbolcuları dilendiren değil, ne yaptığını ve yapacağını bilen bir yönetim.

- Cebinden para harcayan yönetim. Başkaları versin ben dağıtayım diyen değil, taşın altına elini sokan yönetim. Tek adamın değil, yönetim kurulunun yönettiği bir yönetim. Denetleme kurulunun göstermelik olmadığı bir yönetim.

- Menajerlere para kaptırmayan, parasını verebileceği topçuya imza attıran yönetim.

- Futbolcularla teknik direktör arasında denge tutturmuş, herhangi birinin esiri olmamış bir yönetim.

- Altyapıya günübirlik değil, uzun vadeli bakan bir yönetim. Sadece başarısız olduğumuzda değil, yılın her dönminde altyapıdan oyuncuları profesyonel takıma alma işine girişebilen; altyapıya önyargılı yaklaşmayan, genç futbolcular arasında kafa karışıklığı/ikilik yaratmayacak bir yönetim.

- Siyasilerin suyuna giden değil, halkın takımına siyasilerin desteğini çekebilen bir yönetim.

- Taraftarla ve kamuoyuyla diyaloğu güçlü bir yönetim. Düzenli basın toplantılar ve bilgilendirmeler yapan, websitesini aktif kullanan, kapalı kapılar ardında değil açık seçik tavır alan bir yönetim.

20 Haziran'dan önce adayların çıkıp bu çerçevede beklentileri karşılayan açıklamalar yapmasını bekliyorum.

Yorumlar

mert dedi ki…
Bence çok kötür bir haber http://www.gunaydingazetesi.com.tr/spor/murat-dilme-demirspor-baskanligina-goz-kirpiyor-h10819.html umarım bu haber gerçek dışıdır.
Gürcan dedi ki…
Düşüncelerine genel olarak katılmakla beraber cebinde harcayan bir yönetim kısmını anlamadım. Uefa'nın son kriterlerinin içinde de belirtir ki yöneticiler takımları için cebinden para harcayamaz; sadece bu konu hakkında takıma kalıcı gelir sağlamak görevlerinin en önemli unsurudur. Daha önceden de bu tabire (cebinden harcayan yönetim) blogda rastgeldim. Blogu takip eden biri olarak beni rahatsız etmeye başladı, belirmek istedim. Yapıcı anlamda bir eleştiri olarak kabul ederseniz sevinirim.
yavuzy dedi ki…
Gürcan Bey, teşekkürler yorumunuz için; bu fırsatla detaylandırmış olalım: Cebinden harcamaktan kastım, sadece belediyeden gelen spor fonu parasına dayalı bir bütçe değil, kendi bütçesini kurabilen bir yönetimdir. Şu andaki Demirspor yönetimleri, bildiğiniz gibi, kendileri kaynak yaratmak yerine, "parayı versinler biz kullanalım" mantığıyla hareket ediyorlar. Cebinden harcamak derken, kulübü kendine borçlu hale getirmeyi kastetmiyorum tabii ki. Ne yazık ki cebinden harcayanlar, harcadıklarını çatır çatır geri aldılar. Kulübe hizmet ettiğini söyleyip, kulübün kendilerine borçlu hale getirdiler. Buna karşıyız takdir edersiniz ki. Ben kulübe karşılık beklemeden para harcayan, bunun için başta kalıcı gelir kaynakları olmak üzere kendi bütçesini kuran bir yönetimi arzuladığımızı söylemek istedim. Tam doğru ifadeyi kullanamamış olabilirim. Ama biraz amiyane tabirle, cebinden para harcamak diye özetliyorum bu durumu.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ