Ana içeriğe atla

Konuk Yazar: Alpaslan Kuşvuran-"ALKIŞLI’YORUM’"

Konuk yazarımız Alpaslan Kuşvuran, Ünye maçı sonrası görüşlerini aktarıyor (Bu yazı, mavilacivert.com'da da yayınlanmıştır):

Adıyaman, Eyüp, Ünye…
O zaman Beypazarı Şeker ile Altınordu’nun günahı neydi. Yazık değil mi onlara. Niye ayrım yapıyorsunuz güzel kardeşim? Hadi Beypazarı Şeker’i telafi edersiniz. 5 hafta sonra onlarla oynuyoruz. Teknik direktörleri şimdiden odasındaki tahtaya 3 puanı yazmıştır yazmasına da, Altınordu ne olacak? Son haftaya kadar düşerlerse adamların hakkını nasıl ödeyeceğiz?

Artık elinize fikstürü alın hesabını siz yapın. Ben biraz uğraştım ama çıkamadım işin içinden. Yine de sıkışırsanız bir alo deyin, bakarız çaresine. 100 yılı aşkın süredir ayakta kalan bu köklü kulübe de bir şekilde gerekeni yapmak boynumuzun borcu gibi geliyor.

Yalnız bir ayıp da Mardinspor’a yaptık gibi geliyor. Lisans çıkarmalarına yardımcı olsaydık keşke. Sahi neden atladık o konuyu? Zaten altyapımızda da doğru düzgün kimse yetişmiyor (!). Verirdik birkaçını onlara. Tamam, söylemeyin hatırladım. Yönetime aday olduğunu açıklayan şahıs (!) yüzünden kafamız epey karışıktı o günlerde öyle ya.

Aslında lisans işlerini halletseydik, taraftara bir otobüsü çok gören (!) bazıları yardımcı olurlardı Mardinspor’a da. Hani fena da olmaz, hayır dualarını alır, 3 puanla uğurlardık onları da. O değil de, sizlerin bu vurdumduymaz tavrına rağmen, bir Pazar günü olan taraftarlar niye maça geliyor acaba anlam verebildiniz mi? Peki kar kış demeden, yurdun dört bir yanından, saatlerce yolda kalma pahasına, hatta kaza geçirme riskini bile göze alarak deplasman maçlarına gelenlere ne demeli? Öyle ya yöneticisi bile; “buraya kadar niye geldiler anlam veremedim!” diyebiliyorsa, haftalarca ortada görünmeyen Başkanı Türkiye Kupası maçı öncesi, hem de ulusal basına; “Uzun yıllardır Adanamız ve Adana Demirspor taraftarı Galatasaray’ı şehrimizde misafir etmenin özlemini taşıyor” diyorsa, sen nasıl anlayacaksın taraftarın hangi sevdanın peşine düştüğünü...

Aslında Türkiye’nin diğer şehirlerinde olduğu gibi, maç sırasında tedariksiz kalmayayım diyerek yedek çekirdek paketini de alan ve 90 dakika büyük bir gayretle çekirdek yiyen 50-100 kişilik taraftar topluluğuna layıksınız hepiniz ama ah şu forma ve arma aşkı olmasa...

Bu arada maçtan sonra şöyle bir fikstürü inceledim ve turizm şirketlerinin Antalya için Mayıs ayında sundukları erken rezervasyon kampanyalarına baktım. Şimdiden yer ayırtırsak fiyatlar fena değil hani. Buldum bir şirket, aradım ve telefonda karşıma çıkan görevliye; “Bana ailecek kalabileceğimiz bir yer ayırır mısınız? Yalnız Mardan stadı yakınlarından olsun ki maça kolay gidip geleyim” dedim. Karşımdaki görevli; “beyefendi yoksa Adana Demirspor taraftarı mısınız” yanıtını verince şaşırdım kaldım öylece. Benim gibi arayan çok mu fazla oldu, yoksa yıllardır her Mayıs ayında bizlerin oraya akın etmesine mi alıştılar artık bilemiyorum. Zaten böyle giderse Demirspor taraftarları için özel paket turlar da düzenlerler yakında.


Herneyse o sözü duyunca birden telefonu yüzüne kapattım. Utandığımdan falan yapmadım bunu sakın yanlış anlamayın. Milyon kere dünyaya geleceksin seç bakalım dünyanın istediğin yerinden bir şehir ve takım deseler, bir an bile tereddüt etmeden “milyon kere Adana, milyon kere Demirspor” derim! Oysa kim istemez İspanya’da doğup Barcelona veya Real Madrid taraftarı olmayı… Ya da İngiltere’de Manchester United’lı veya Liverpol’lu olmayı… Veya Arjantin’de Boca Juniors taraftarı olmak da fena değil aslında… Başkasını bilmem ama kalıbımı basarım bir tane bile Demirspor taraftarı bulamazsın böyle hayal kuran. Bize göre dünyanın en asil rengidir mavi ve lacivert ve yine en büyük takımıdır Adana Demirspor.

Neyse konuyu dağıtmayayım güzel kardeşim. Peki, neden yaptın bunu derseniz söyleyeyim; sizlerin bu takımı play off’lara bile taşıyacağınıza zerre kadar inanmıyorum artık.
Herşey bir yana, ne söylesek boş biliyorum bilmesine de, son olarak şunu da ekleyip sözlerime son vereyim…
“Ya çıkın doğru düzgün oynayıp formanın hakkını verin, ya da bugünden tezi yok çekin gidin ve gözümüzde daha fazla küçülmeyin!”

Alpaslan KUŞVURAN-26.02.2012 Saat:18:35

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Sezon Nasıl Bitecek?

 Sezona puan alarak başlayan gençlerimizin yarattığı umut 3 haftada söndü. Geçen seneki Hatay galibiyeti gibi bir anlık parlama bizi mutlu etmişti ama devamı gelmedi. Gol atamadan, neredeyse pozisyon üretemeden geçen 2 haftadan sonra iç sahada alınan 8-1'lik tarihi mağlubiyet, üstüne 6 puan daha silme cezası ile Milli maç arasına oldukça moralsiz girdik. Küme düşmenin en güçlü adayı olarak başladığımız sezonda ligi tamamlayamama ihtimaline geldik.  Bu tablonun 1 numaralı sorumlusu Murat Sancak ve ekibi, sessiz. Artık eleştirilere, hakaretlere maruz kalmaya alışmışlar gibi, cevap bile vermiyorlar. Göstermelik Başkan istifa ederken, zaten çok daha önce TFF sayfasında Başkan'ın ismi Ali Sancak olarak güncellenmişti. Bu neyin istifası, anlamadık.  Daha Eylül ayındayken, sezon nasıl bitecek, az çok belli oldu durum. Ama kötü bitecek olan, sadece sezon değil anlaşılan...