12 Şubat 2012

İnanç Değil De...

Tekrar eski Demirspor olduk. Normallerimizde döndük. Üç dört hafta galibiyet, iyi mücadele... Tam da artık futbol konuşabiliyoruz derken tekrar karabasan yaşadık. Ligin dibiyle her kapışmamızda yüreğimiz ağzımızda, hüsranlar diz boyu...

Ama bu bizim normalimiz değil mi? Alışmadık mı daha? Adana Demirspor ezberleri bozmaya, taraftarını monotonluk kıskacından kurtarmaya yeminli bir futbol kulübü değil mi? Gerçi şu da var ki, biz şampiyon olamamanın monotonluğuna sıkışıp kalmışız bir kere, nasıl kırılacak bu zincir, biz görecek miyiz, UEFA finalinin oynandığı yerlere haritadan bakıp "nasıl gideriz lan oraya?" diyecek miyiz? Neyse, ufkumuzu daraltalım.

Hiçbir şey anlatmaya niyeti olmayan bu yazıda değinip bırakmak istediğim tek şey aslında hiç bir şeyin bitmiş olmaması üzerine. Haftaya bir Kızılcahamam galibiyeti olayları tam da Demirspor'a yakışır şekilde içinden çıkılmayacak bir düğüme doğru sürükler. Sürükleyecektir de. Körfez gibi, Bandırma gibi, Kızılcahamam da mağlup olacak. Olacak olmasına da bana bunu söyleten nedir, orasını çözemedim. Takıma inancım mı, deplasman karnemiz mi, 11. adamımız olan seyircimiz mi (habire kırmızı kart görüyoruz ya), yıldızların konumu mu, hep zam gelen motorin mi, uyumadan gördüğüm gündüz düşleri mi? Bilemedim...

Haftaya Ankara'ya gelenlerle beraber tartışalım bu konuyu. Hala inatla nasıl takip ediyoruz bu takımı? Aklımızı hangi noktada yerinden çıkartıp, katlayıp, gömleğimizin sol cebine sakladık? Bunu konuşalım...

2 yorum:

disconnectus erectus dedi ki...

Demirspor karamsarları, kötümserleri haklı çıkarmaya devam ediyor. Bu camiada iyimser kalmak çok zor. Yine de çabalayalım. Hayatın özü, çaba.

Bence eleştirmek için önce desteklemek gerekli. Desteği kesip sadece eleştiriye saplanmak verimli değil. Katıksız bir eleştiri mekanizması, aklımızı kullandığımız anlamına gelmiyor. O da tersinden duygusallık, hırsın beslediği bir duygusallık oluyor.

Fırat Ateş dedi ki...

Bana kalırsa Mustafa, içinde bulunduğumuz psikolojik durumu çok iyi anlatmış. Haftasonu, bir psikiyatr eşliğinde bu kronikleşmiş majör depresyon halimizi masaya yatıralım. Bu arada aklıma şu da geliyor; Acaba merhum Deli Hüseyin'in aklını yitirmesinin müsebbibi Demirspor muydu?