Ana içeriğe atla

Cezanın İnandırıcılığı

Hatırlanacağı üzere ilk haftalardaki kötü sonuçların ardından Raşit, Süleyman, Samet ve Kadir kadro dışı bırakılmıştı. Cezalı futbolcular teker teker affediliyor. Süleyman Varlık da takıma geri döndü. Neden olarak teknik ekibin raporu gösterilmiş.

Daha önce Onur Biçer de Raşit'in affı üzerine yazmıştı. Ceza verilen oyuncular hangi nedenlerden dolayı geri alınıyor? Verilen cezanın karşılık bulduğu düşüncesiyle mi? Döndükten sonra Raşit'in takımın en iyisi olduğunu kimse söyleyemez sanırım.

Halbuki takım cezaların ardından iyi bir ivme yakalayıp 4 maç üst üste kazanmıştı. Yani onlar yokken takımda bazı şeyler yoluna girmiş gibiydi. Şimdi başarının ardından cezalar affedildi ve onlardan yeniden katkı bekleniyor.

Ne Raşit'e ne Süleyman'a ne de X'e Y'ye karşı özel bir düşünce bu. Herhangi bir futbolcunun sözcüsü ya da karşıtı olmak derdinde değiliz. Ama akla şu soru takılıyor: Bu cezalar karşılığını buldu mu? Bu futbolcular dönüp daha iyi performans gösterecek mi? Göstermezse tekrar mı ceza verilecek?

ve daha önemlisi, 4 hafta içinde cezalar affedilecekse, artık kim inanır bu ceza işleyişine? Bundan sonra ceza alan futbolcu bilecek ki birkaç hafta içinde herşey yoluna girecek... Bu bir yönetim zaafiyetidir. Yönetimin inandırıclığını zedeler.

Süleyman'dan ve affedilen herkesten beklentimiz takımın gidişatına olumlu katkı koymaları ve bize ilk 5 haftadaki kabusu tekrar yaşatmamaları.

Yorumlar

Onur BİÇER dedi ki…
Ben de bugün bu konuda şunları düşünüyordum.

Süleyman'ın performansını elimden geldiğince izlemeye çalışacağım. Örneğin en az ceza almayan futbolcular kadar ve hatta onlardan daha fazla bir tempoda antrenmanlara çıkmış olmalı Süleyman. Kendisi dinç olmalı ve cezalı olduğu dönemdeki hamlığa bağlı bir sakatlık falan geçirmemeli. Maçlarda tüm takımın en isteklisi olmalı. Formasını özlediğini hissetirmeli. Pişmanlığını hissettirmeli. Bunları görmeyi bekliyorum.

Raşit'in affı zaten ayrı konu idi. 3 maç ceza aldı federasyondan. Aynı dönemde kadro dışı bırakıldı. Federasyondaki 3 maç cezası biter bitmez affedildi. Yani fiili durumda Raşit yönetim tarafından kadro dışı bırakma cezasına çarptırılmadı.

Raşit takıma döndükten sonra mucizeler yarattı mı? Takımı sırtladı mı? Ben böyle bir kanaate ulaşmadım.

Bu durumda Raşit Süleyman'a kötü örnek olmuş olmadı mı? Dönünce muhteşem performans göstermen gerekmez, önemli olan nasıl döndüğün değil, dönüp dönmediğin, şeklinde bir algı oluşmaz mı insanda.

Hayırlısı demek lazım. Umarım yanlış değerlendirmelerdir bunlar. Umarım takıma artı değer olurlar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ