Ana içeriğe atla

Stockholm 4# Maç öncesi toplanma, kortej, polis

Djurgarden taraftarları kültürlerini ingilizlerden almışlar ve kendilerini ''British Style'' olarak tanımlıyorlar. O yüzden davul kullanmıyorlar mesela maçlarında. AIK taraftarları ise maçta davul kullandı. Maçtan önce de bir barda toplanıp içmeye başlıyorlar. Normalde kendi sahalarındaki maç için stadlarının hemen yakınında Djurgarden taraftarları için özel bir mekan var. Yemek yiyip içip eğleniyorlar. BAr komple atkı, kupa, posterlerle dolu. Çok hoş bir mekan.

Bardan manzaralar;





Deplasman maçı öncesi başka bir bardan manzara;




Bardan çıkınca kortej için toplandıklarında ''Hard Bass'' adlı bir dans yapıyorlar topluca. Bunu gittikleri bütün deplasmanlarda da yapıyorlarmış. Bizdeki apaçi dansı gibi bir şey. İnanılmaz zevkli, acayip eğleniyorlar.
Aşağıda bir hardbass örneğini koydum.




Normalde ultras grubuna resmi üye sayısı çok az.Fotograf çekilirken çok az kişi olunca biraz hafife aldım açıkçası; ancak yürümeye başlayınca o kadar adam nerden geldi bir türlü anlayamadım.Yüzleri ultras raconundan dolayı sansürlü.



Kortej yaparken insanların kol kola girmesi ise ayrı bir meydan okuma. Çok seviyorum bunu.






İlgincime giden ise şu oldu; kortej sırasında polis önden ve arkadan eskortluk yapıyor. Kontrol altında tutmak için güvenlik amacıyla kimi yerde bekletiyor.Buraya kadar normal ve olması gereken. MEşale yakanları ise hemen göz altına alıyorlar. Kortej yapıyorsunuz, 1000 kişi yürüyorsunuz. Polis birden hızlı bir şekilde arabayla kortej içine sürüyor, hatta bir defa insanlar kaçınca duvara çarptı. Yani saçmasapan bir hareketle insanların içine arabayı sürüyor, provoke ediyor. Birkaç kişiyi göz altına alıyor. Meşale yakanların dışında yanındakiler de karambolde gidebiliyor. Kortej içine araba sürmenin mantığı olamaz. İnsanlara çarpabilirsiniz.
Maç içinde meşale yakanlar ise yüzüne siyah kar maskesi giyiyor. Polis tribünden girip adam alamıyor; ama kar maskesi giydikleri için yakanların kimliği deşifre olmuyor. Yakalanırlar ise uzaklaştırılıyorlar staddan ve ceza alıyorlarmış.

Polislerin kasklarında numaraları yazıyor. Böylece bizde olduğu gibi size vuran ve hakaret eden, kendi kendine üstünü başını yırtıp o yırttı diye iftira atan, suçunuz olmadığı halde durduk yere bağırıp çağıran polislere dava açabilir, onların kim olduğunu öğrenebilir, hakkınızı arayabilirsiniz.

Bir arkadaşın dudağına yaptırdığı dövme;



Başka bir arkadaş da aynı şekilde ''I hate AIK '' yaptırmış.Yani bu kadar nefret ediyorlar.

Bu arada kortej sırasında bizdeki yengeç yürüyüşü gibi yürüyen gençler de var :)
Sonraki Yazı: Stockholm 5# Maç,deplasman tribünü ve meşale şov

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill