Ana içeriğe atla

Şimşekler Grubu'ndan Çolak'a Destek

Şimşekler Grubu liderleri, Adem Tel, Göksel Tel ve Ramazan Ölçer, yeni teknik direktör Durmuş Ali Çolak'ı ziyaret ederek desteklerini ilettiler. Çolak'a "1'de yılma, 2'de yorulma, 3'de şampiyon yap hocam bizi bırakma" yazılı forma hediy ettiler. (Haber: www.gunaydingazetesi.com.tr/spor/simsekler-grubundan-colaka-tam-destek-geldi-h5353.html)



Adanademirspor.com'da Adem Abi, Durmuş Hoca ile ilgili eleştirileri cevaplayarak, desteklerinin nedenlerini sıralamış. Özetlemek gerekirse, Hoca'nın ilk görev döneminde takıma iyi ve atak bir futbol oynattığını ve Kartal maçında son dakika golü yenmese şampiyonluğun geleceğini, ancak Adem Atılgan'ın hocayı istemediğini, ikinci döneminde de takım iyi giderken, Tarsus maçında sahaya taraftar atlaması ile puan kaybedilen kritik maçta şuçun hocada değil Şimşekler Grubu'nda olduğunu, Küçükköy ve Pazarspor deneyimlerinin ise o takımların kötü kadroları nedeniyle geçerli örnek sayılmayacağından bahsetmiş. Durmuş Hoca'nın kişiliine güvendiklerini de vurgulamış.

Grubun yeni hocaya desteğini anlamak mümkün. Çünkü Ali Güneş'in istifasını ısrarla isterken, yeni gelen hocaya da gelir gelmez sırt çevirmek oldukça zor. Adem Abi'nin Çolak'ın ilk dönemindeki iyi futbol anlayışıyla hemfikirim. Ama o dönemde öyle bir kadro kurulmuştu ki zaten kötü futbol oynatmak yanlış olurdu ki takımın direkt çıkamaması ve play-offlara gitmesi başarısızlıktı.

Hocanın yeni döneminde, yeni kadro ve yeni bir yönetimle başarılı olmasını beklemekten başka elimizde seçenek yok. Daha önce yazdığım ve bazı arkadaşların yorumlarında belirttiği gibi, tek korkumuz hocanın bu camiayı çok iyi tanıması ve Derin Demirspor'la bağlarının olması! Eğer takım başarısızlığa saplayan kişilerin ayakoyunlarından uzak kalabilirse Durmuş Hoca bu kez başarılı olabilir. Ama kendi sözleriyle söylemek gerekirse "Demirspor'un Adamı" olmak dışında dış etkenlerin etkisine girerse işi zor.

Geçen yıl Soner Hoca konusunda belirttiğim gibi, Teknik Direktör harcamak konusunda çok kötü bir geleneğimiz var. Sürekli hoca değiştirerek başarıyı yakalamak çok zor. Bu gidişata bir noktada dur demek zorundayız.

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Durmuş Ali Çolak'ın ilk döneminde "kesinlikle başarısız" olduğunu düşünüyorum. O dönem Demirspor son 15-20 yıl içinde belki de ilk defa yönetim ve ekonomik kriz olmadan lige başlıyordu (Bir de Ercan Albay'ın ikinci dönemi böyleydi ama o zaman bile koşullar bu kadar iyi değildi. Yani Belediye desteği kısmiydi).Nisan ayında Adem Atılgan Başkanlığa getirilmiş,bütün kaynaklar kendisi için seferber edilmişti. Çolak da bu imkanlar ile takımın başına dönemin Belediye Başkan Danışmanlarından birisi tarafından getirilmişti. Harcanan paralar dudak uçuklatan cinstendi. Fatih Sezer,Mehmet Deliorman,Ünsal Aka, Ferit Alper Salgın gibi oyunculara Süper Lig futbolcularının aldığı ücretlerden daha fazlası verilmişti. Hepsinin paraları tıkır tıkır gününde ödeniyordu. Bana göre bütünb bunlara rağmen bir sonraki yıl Konya'daki finallarde elenen takımdan daha kötü bir takım oluşturulmuştu. Kartal'a son dakikada kaybettik, Sarıyer'i deplasmanda yendik ama Kırıkkale-Kartal anlaştı vb. gibi mazeretler bana çok saçma geliyor.Takımı şampiyon yapamazsan başarısızsındır.Kaldı ki yanlış hatırlamıyorsam yükselme grubunun tamamlanmasına 6 hafta kala hoca ile yollar ayrılmıştı.O dönem Adem Atılgan'ın herşeye karıştığını tahmin etmek çok güç olmasa gerek.Hatırlarsanız rahmetli Davut UÇAK ile devam edilmişti ama kalan maçların tamamında teknik direktörlüğü Kulüp Başkanımız Adem Atılgan yapmıştı.Davut UÇAK kağıt üzerinde teknik direktördü.Durmuş Ali ÇOLAK yine Belediyede hala eli uzun olanlar tarafından getirilmiştir.Derin Demirspor ile bağlarını koparabilecek ya da onlardan uzak durabilecek bir yapısı olmadığı da gün gibi açık.Netice itibariyle önümüzdeki günler çok şeye gebe.Umarım dik durur ve hem Demirsporu bu bataklıktan kurtarır,hem de kendisi kariyerine güzel bir yerden devam eder.
emrahche dedi ki…
ne zaman yeni bir hoca gelse taraftarlarda çeşit çeşit görüşler fikirbirlikleri meydana çıkıyor.bir kısmı desteklenmesi gerektiğini söylüyor bir kısmı kötü bir hoca olduğunu bir kısmı hocanın iyi takımın kötü olduğunu bir kısmı başarısız olunursa bunda hocanın bir suçu olamaycağını çünkü takımın kötü olduğunu, bir kısmı yönetimin kötü olduğunu bir kısmı taraftarın sevmediğini ve bu görüş yaklaşık 20 adet görüşe kadar varıyor. son onaltı yıldır hoca konusunda takımın başarısız olacağı görüşünü bildirenler haklı çıkıyor.
bir de sadece gündem yaratmak için hoca lehinde ya da aleyhinde yazılar yazan yazarlar var adanada...durmuş hocaya da ali hocaya baktığı gibi bakanlardanım. kafana göre hoca değil...
şimşekler grubu gibi derneğimiz de bir hoş geldin ziyaretine gidecektir hocaya...umarım başarılı olur ve 16 yıl sonra sene sonunda başarılı olur bu takım diye yorum yapanlar bu defa haklı çıkar
serdanka dedi ki…
Ya arkadaşlar gerçekten deli oldum bugün... Yıllardır zaman zaman yendiğimiz, zaman zaman yenildiğimiz ve yeri geldiğinde rakip olarak bile görmediğimiz Mersin takımı bugün yıllardır bizim maç bile yapamadığımız Gaziantep'i net bir skorla yenerken bizim tartıştığımız konu beni deli ediyor... Allah bizi bu durumlara düşürenleri bildiği gibi yapsın ama lütfen artık akıllı fikirli biri bizi bu arada da şampiyon yapsın... AMİN!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ