Ana içeriğe atla

Şanlıurfaspor:2-Adana Demirspor:1

Yenildik. Golümüzü Ertan attı. 13. sıraya indik. İşler kötü gidiyor... Sorun nerede? Bu takımı kuran yönetimde mi, gençleri ezip geçip bu yepyeni kadroyu oynatamayan kulübede mi? Dünyayı umursamayan sadece cebine bakan topçularda mı?

Tribünden gelen destek, sahadakilerin umrunda mı?




Konya Şeker ilk mağlubiyetini aldı; Kocaelispor da ikinci galibiyetiyle artı puana çıktı.

Yorumlar

TAYLAN dedi ki…
Bu sene şampiyonluğa oynamıyoruz. kimse şampiyonluk falan beklemesin. Kısmet olursa seneye 3.ligde şampıyonluğu oynayacağız. zaten başkan Tuncel ne demişti: "bu sene benden kimse şampiyonluk beklemesin. Takımı gençleştirdik, seneye şampiyon olacağız" adamın günahını aldık boş yere.. seneye aslanlar gibi 3.ligin dumanını atar şampiyon oluruz. 3 sene içinde de borçlar sıfırlanmış olur. Çünkü kulüp iflas kararı alır. Ortada kulüpte kalmayınca borçta sıfırlanmış olur haliyle. Zaten, mustafa tuncel efendi 10 trilyon olan borcu 16 trilyona çıkartarak hedefe bir adım daha yaklaştı.5 aydır görevde hadi gayret, geriye sayım başladı.. efsaneyi sonlandırmaya kaldı 31 ay..
yavuzy dedi ki…
Sıkıntılıyız, canımız sıkkın, sinirliyiz... Ama biraz da neler yapabiliriz bunlara bakmak lazım. Önce yanlış yaptıklarımız nedir, bunları tespit edelim. Karamsar senaryolara kapılıp gitmek kolay, zor olanı tercih edelim.
Hayalet10kolik dedi ki…
Düşmeye aday takım o kadar çok ki..
Kötü yönetim ve teknik direktörden dolayı bizde düşmeye adayız..
Bana en çok koyanı Kocaelispor belkide ligden ihraç edilecek ama bu takım -6 puandan gelip son 5 haftada yenilmiyor,kısacası MÜCADELE ediyor..Biz ise tesadüfi galibiyetlerle anlık seviniyoruz..
Bekleyelim bakalım,bu lig çok şeylere gebe gibi..

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...