16 Temmuz 2010

Büyük Soner

Sayın Tolungüç, takımımıza hoşgeldiniz.

Ben sizi Büyük Soner olarak hatırlarım; Trabzonspor'un karakterli jenerasyonunda önemli bir parçaydınız. Büyüklüğünüzü, Okan Buruk hadisesindeki tavrınız ve açıklamalarınızla da perçinlemiştiniz o zamanlar.

Sayın Tolungüç, göreve geldiğiniz günden beri duruşunuz, açıklamalarınız, haliniz tavrınız, o eski günlerinizden pek birşey değişmediğini gösteriyor ve beni mutlu ediyor. Ama umutlanmanın iyi birşey olmadığını bilen bir taraftarım. Çünkü, başta yeni ve eskimeyen başkanımız Sayın Tuncel'in yoğun emekleriyle, bu taraftarın burnu fazlasıyla sürtüldü.

Sayın Tolungüç, ne yazık ki Adana Demirspor'da sadece işini yapan, ahlaklı bir duruş sergileyen, takıma karakterli bir oyun oynatan teknik adamlar fazla barınamıyor. Bu gerçeği bilmenizi istedim. Son yıllarda Behzat Çınar, Sadi Tekelioğlu gibi sadece işini yapmaya odaklanan hocalarımız yerel basının ve kaynayan Demirspor kazananın işbirliğiyle heba edildiler. Dilerim ki sizin bu eli yüzü düzgün açıklamalarınız onların canını sıkmaz. Dilerim ki Demirspor camiası, bu kez bizi yanıltır ve sizi sonuna kadar destekler.

Sayın Tolungüç, Demirspor'da yıllardır karakterli oyuncu-teknik adam-yönetici üçlemesi bir arada olmadı. Bunlardan en fazla ikisi yan yana gelebildi ki kimi yıllar üçüne de hasrettik. Şu anki patronunuz Sayın Tuncel'in de sportif geçmişi içler acısı. Kendisi 7 kere gelip 8 kere gitti hep ardında yıkım bıraktı. Bize uzay takımları kurup, gökyüzüne çıkardıktan sonra, oralardan aşağı bıraktı. Ufomuzun benzini bittiği için, tali yollarda bizi gelip geçen taşra takımı otobüslerine selam çaktık. Sayın Tuncel'in son açıklamaları, dünya yüzeyine indiğini ve artık ufoyla-uzayla değil, ikinci vitesteki yerli malı otomobillerle ilgilendiği izlenimi veriyor. Şaşırıyorum ve inanmak istiyorum. Umarım, yerli malı ruhu, sizin ellerinizde anlamlı bir şekil alır.

Demirspor formasının, rakip takımlarda kırmızı görmüş boğa etkisi yaptığını duymuşsunuzdur. Nedense aynı boğa futbolcular üstlerine Demirspor forması geçirince, uzaylı görmüş köylüye dönüşüyorlar. Garip huyları beliriyor. Mesela düşme potasındaki takımlara puan verme hevesi oluşuyor, yardımseverlikten mi iddiaseverlikten mi bilmiyorum. Sonra, maç seçme hevesi oluşuyor. Beklenmedik maçlarda beklenmedik performanslar gösteriyorlar. Hele ki onlarca futbolcu değişmesine rağmen, final maçlarındaki başarısızlığımızı, logomuzdaki renklere mi, demir kanatlara mı bağlamak gerek, bilmiyorum. Ayrıca, önümüze kapanıp bize tapanlar, 40 metreden süzülen topu ellerinin arasından kaçırıyorlar. Soyunma odasında teknik direktörler gönderiliyor, kentimizin diğer takımından bir puan almamız yeterliyken nedense onu başkalarından alırız düşüncesiyle, üç puan altın tepside veriliyor.

Sayın Tolungüç, özellikle Sayın Tuncel'in kravat koleksiyonunu yakından takip etmenizi öneriyorum. Renk skalası, rakip 17 takımın renklerinin kombinasyonuna dönmeye başladığı andan itibaren işlerin yolunda gitmediğini anlayabilirsiniz. Bir de yerel basına dikkat ediniz. Onlar, kraldan çok kralcıdır, güçlünün yanındadır. Analizi sevmezler, daha çok koplaya-yapıştırla idare ederler. Transferinde rol aldıkları oyuncuları oynatmadınız diye size demediklerini bırakmazlar. Başarısızlığı taraftara bağlamayı severler. Sorunu içeride değil dışarıda ararlar. Emin olunuz, işinizi kolaylaştırmayacaklardır.

*

Sevgili Büyük Soner, bu zorluklar karşısında sana tonlarca güç diliyorum. İşin zor. Biz yanındayız. Daha önce bizi kandıranların da yanında olduk. Huyumuz kurusun. Biz, Demirsporluyuz. Demirspor neredeyse, taraftarı oradadır. Eminim kulağına gelmiştir Demirspor taraftarının neler yapıp ettiği, çıtayı nerelere yükselttiği. Yine de bu blogun eski sayfalarını karıştırmanı tavsiye ederim. Göreceksin ki logoyu ve renkleri daha yukarı çekmek için herkesle işbirliği yaparız; çünkü onu taşıyan herkese saygımız var. Ama umuyorum sen, taraftarı neredeyse, Demirspor'u oraya taşıyacaksın.

Kolay gelsin.

Hiç yorum yok: