Ana içeriğe atla

en uzak mesafe...



Dört yıl boyunca tüm dünyadan en iyi futbol takımlarının katıldığı bir turnuvayı can havliyle bekliyorsun. Bu bekleyişine rağmen birileri en çok keyif aldığın tribün ambiyanslarından olan "seyirci çoşkusunu", "özel ülke tezahüratlarını" -ki arjantinliler yıllar sonra 'argentina' bağırabilecek kadar çoklardı- senden çalıyor. Hemde garip bir enstrüman benzeri "boru" ile. "Futbol kültürüne sahip olmak" diye boşuna bas bas bağırmıyoruz. Bu organizasyon nijerya'da olsaydı böyle başarılı bir şekilde finanse edilemezdi ama orada en azından "tam tam" sesleri ile çoşkulu seyirciler görmemiz G.Afrika'daki hilkat garibesi tribünlerden daha fazla heyecan verici olurdu. En azından milli marşlar sırasında susarlardı ve en azından basın mensuplaryla takım otellerine eli silahlı adamlar girip soygun yaptığında "Burası Afrika'nın göbeği napalım yani?" deme lüksüne sahip olunurdu. Hepsinden mükemmeli Nijerya gibi bir Afrika futbol ülkesi hem futbola hemde heyecana doyardı. Bunların hepsi varsayım ve gerçeklikle alakasız kabul ediyorum ama şunu da soruyorum ; Bu turnuvada favorilerin 1. turda elenmesi, maçların çok denk geçmesi ve K.Kore'nin turnuvada yer alması haricinde ambiyansa yönelik bir kez heyecan duymadıysanız ölümsüz şair Can Yücel hepiniz için yazmış oluyor bu satırları;


En uzak mesafe
ne Afrika'dır,
ne Çin,
ne Hindistan,
ne seyyareler,
ne de yıldızlar geceleri ışıldayan...
En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir birbirini anlamayan.....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!