Ana içeriğe atla

Mağlubiyetin Fotoğrafı


Yukarıdaki tablo ikinci yarıdan, top şu an Cevat'ta. Cevat ileri bakıyor, herkes yerinde, sabit. Top almak için tek çabalayan Osman görüntüsünde. Ancak sırtında bir anda üç rakip bitiveriyor. Osman topu alıp yüzünü rakip kaleye dönebilse oyunu açacak. Ne Osman top alabiliyor, ne arkadaşları destek veriyorlar. Cevat ve Süleyman kendi aralarında yan top yapıyor, sonra da ileri şişiriyorlar. Kaptırıyoruz.

Tarsus bizi 30 metre içine hapsetti, savunmasını da ileride kurdu. Orta alanda çalım ile, pas ile adam eksiltmeden bu hapisten çıkmanın imkanı yoktu. Netekim çıkamadık. Barış'ın bindirmeleri yetersizdi, ama en azından denedi. Kırmızı kart da ağırdı. Kötü Demirspor'un diri görüneniydi. Benim düşünceme göre, takımın iki mücadele etmeye çalışanı olan Barış ve Osman haftaya yok. Bu da tam Demirspor'un talihine yakışan bir tesadüf zaten.


Devreye %100'lük golleri atamayarak başladık (ilk yarıya da öyle başlamıştık). İlerleyen dakikalarda hücum ısrarımız azaldı. Gücümüz düştü. Yediğimiz gol şahsi hatadan kaynaklandı. Ancak Tarsus'ta kontra atağa müsait bir iki oyuncu olsaydı şu dizilimde golü daha erken bulmaları sürpriz olmazdı.

Aydın, sakatlıktan yeni çıkmanın da etkisiyle, çok ağır kaldı. Rakibin hiç bir müdahalesinden sıyrılamadı. Hemen hemen tüm darbeleri aldı. Onun inisiyatif alması bizim için lige asılmayı ya da havlu atmayı belirleyecek. Çünkü futbol zekası olarak en ileri düzeyde düşünebilen oyuncumuz kendisi.

Tayfun kritik bir maçta ne zaman Tarsus'u yıkacak? Ne zaman Tarsus'u saf dışı etmemizi sağlayacak? Sözleşmesinde "Tarsus'a gol atamaz" diye bir madde mi var? Kademe grubundaki penaltı golünü unutmadım ama istediğim golün anlamı başka. Oyuna yeni giren ve ilk dakikalarda etkili görünen Ferami'nin "al da at Tayfun abi" diye verdiği pasını değerlendirseydi şimdi yine kötü futbolu konuşuyor olacaktık ama puan almış da olacaktık. Bu arada Şahin sol tarafta hareketliydi. Daha sonra dakikalarca top ayağına gelmedi. Eğer maçın tümü tekrar verilirse adam geçebilen yegane oyuncumuz Şahin'e kaç kez top gelmiş, sayacağım.

Sözün özü, futbol olarak kazanamamızın sebebi orta alanda pas trafiği yapamamamız ve o çok öne gelmiş rakip defansın arkasına sarkamamamızdır. Bırakın yerden paslarla gelmeyi, uzun topla bile sarkamadık arkalarına. Bunun da esas sebebi yardımlaşmanın eksik oluşuydu. İsteksizlik demeyeceğim ama Tarsus'lu futbolcular kadar yardımlaşıp tatlı-sert bir oyun ortaya koymamız için bizim de sekiz maç galip gelemememiz mi lazım?

Hakem kötüydü. Ofsayt kararlarının çoğu şaibeliydi. Kırmızı kart ağırdı, yapılan faulü bariz gol şansı olarak değerlendirdi. Sonra faulü alakasız bir yerden kullandırdı. Kötüydü ama bizim mazeretimiz olabilecek kadar değil.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
mustafa sen yinemi maça gittin

Mustafa Özgür ÇELİK
mustava dedi ki…
maalesef... son dakika golü oldu biraz...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.