Ana içeriğe atla

Feridun Düzağaç ve Demirspor

Adana Futbolu kitabını elime alınca Önsöz'den sonra okuduğum ilk yazı Feridun Düzağaç'ınkiydi. Futbol camiasında Beşiktaşlılığı ile konuşulan Düzağaç'ın aslında kalbinin bir yanında da Demirspor olduğunu bildiğimden, Demirspor ile ilgili kaleme aldıklarını merak etmiştim. Zira kendisi de yazısında, bu durumla ilgili olarak DemirStore'da yaşadıklarını şöyle aktarıyordu:

''Maç mahalline yaklaştıkça mavi-lacivert çubuklu ve reklamsız formalar çoğalıyor. Bir delikanlıya soruyorum; ne mutlu ki kentimin takımları da çağın moda gereksiniminin gerisinde duramayıp kurmuşlar 'resmi ürün tezgahlarını'. Uzun kollusu yokmuş madem kısası da yakışmış hem ve üstelik Beşiktaşlıymışım zaten. Satıcı delikanlının şu 'FD' suretimizi bilir de onun çağlarında nasıl bir Demirsporlu taraftar olduğumu bilmez haline tebessümle cevap verip gişeye yöneliyorum.''

Ve neden Demirsporlu olduğunu açıkladığı kısım bence en can alıcı kısmıydı yazısının.

''(...) babam tarafsız ve diğer maç arkadaşım sevgili Sami Dayım Adanasporlu iken neden Demirsporlu olduğumu anlatmak çok kolay değil. Sanki o zamanlarda Adanaspor taraftarları bize göre daha çok ve etkinlerdi. Adalet, eşitlik bağımlısı içimden duruma kendimce müdahale etmek istemiş olmalıydım. Bir de sanki, ne sankisi canım apaçık, Adanaspor fanatiklerinin kale arkası köşesi olan 'Çılgınlar Locası'nda, diğer kale arkasındaki 'Şimşekler Grubu'ndaki kadar keyif ve huzur hissedemiyordum. Ve tartışılmaz hissedilir bir farkla biz Demirsporlular daha kötü gün dostu olmayı başarabiliyor ve daha yaratıcı ve ateşli bir taraftar profili çiziyorduk.''

''5 Ocak'tan Sevgiler...'' - Feridun Düzağaç, Adana Futbolu, S. 235-236.

Yorumlar

Unknown dedi ki…
Şimdi öncelikle Feridun beye teesüflerimi ileteyim. Bu mudur yani? "Satıcı delikanlı." :))) Halbuki uzun uzun muhabbetimiz olmuştu kendisiyle. :) İlk başta sıradan müşteri gibi davranmamız incitmiş kendisini, belli :))

Sanatçı delikanlı :))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!