Ana içeriğe atla

Başarı ve Başarısızlık

Başarı ve başarısızlık arasındaki çizgi çok ince. Çok küçük dokunuşlarla başarılı olup, bir anlık tereddütle çok gerilerde kalabiliyoruz.

1.Lig'te oynayan takımların yarısından çoğu, iki ila üç yıl öncesinden rakibimizdi. Onları yendik, onlarla zirve mücadelesi verdik, onlara yenildik. Birçoğu yalnızca 1 yıllık doğru planlama ve transferlerle şimdi bizim için çok uzaklarda. Karabük, Buca, Adanaspor, Kartal, Bolu, Giresun, Mersin, Dardanel... Biz yıllardır yerimizde sayarken, onlar ilerlemeyi başardı.

Hep birlikte sormamız lazım, biz neyi yanlış yaptık? Israrla hangi yanlışları tekrarladık? Ya da onlar, bu kadar kısa süre içinde neyi doğru yaptı?

Yine bizim grubumuzdan çıkıp yıllardır orada tutunmayı başaran, Gaziantep Bld. Nedir bu istikrarın sırrı? Onların hiç mi sorunu, maddi sıkıntıları yok, kuyu kazan eski yöneticileri yok? Onlara hiç mi sorunlu futbolcu uğramıyor?

Ya da aşağısı: Yenildiğimiz Uşakspor, geçen yıl paldır küldür amatöre yuvarlandı. Geçen yıl playofflarda oynayıp son dakika golüyle uzatmaya giden maçta Dardanel'e yenilen Denizli Bld. bu yıl düşüyor. Keza Küçükköy, pek sevdiğimiz Marmaris Bld...

Başarılı ve başarısız olanların ne yaptığını anlayıp, bizim ısrarla nerede hata yaptığımız üzerine kafa yormamız gerekiyor. Başlangıçtan beri burada yaptığımız bir çağrı bu aslında; yeni değil. 15 yıl meselesini gündemde tutmak isterken aklımızdaki soru buydu. "Böyle gelmiş böyle gider"in önüne nasıl geçebiliriz?

Yorumlar

mustava dedi ki…
hatayı yapan belli sevgili DE. bunlar hep hata arayanlar, kafa patlatanlar yüzünden oluyor...
özgürhallaç dedi ki…
bence en büyük hata belli hiç bir külübün 1 sezonda sonra yönetimi bütün futbolcusu ve teknik heyeti degişmez bence en büyük haa burda bizim her sene bu sorunlarımız olyor taraftar hariç her şey degişyor hatta biraz komik bile böyle olmaması lazım
Adsız dedi ki…
ömer sanırım sezon sonu gidicekmiş stadda,forumlrda hep o konuşluyor,ömer eğer takımda tutulursa 10 yıl kaleci sorunmuz olmıcak,alper salgın,cem halleçeli,özgür gibi adamlara ne paralar ödedi bu kulüp,bakalım 100-150 milyar werip takımda tutacklarmı ömeri merakla bekliyrum,yoksa saygi değer yönetciler ömeride azarlayıp yeni bir şenol yda kaya mı bulacaklar,ömeri bu takımda tuttukları gün,ali yalçınkayayı,hasanı,şahini gelecek yıl kadroda düşündükleri gün bişeler doğru gitmeye başlar diye düşünüyrum
Adsız dedi ki…
iyi düşünmek lazım.artıları eksileri ayrı ayrı yazmak lazım...bunu yaparken dürüst olmak lazım...taraftar olarak bize düşen budur.yönetimler doğru olursa doğru teknik heyetler gelir.doğru teknik heyetler gelirse doğru futbolcular gelir,doğru futbolcular gelirse iyi yolda bir istikrar sağlanır...başarı bizim takımımızı da bir iki yıl içinde bulur...

ne kadar umut etmek istesek te...
bu yönetim eksiktir
ve doğal olarak teknik heyet de eksiktir
ve doğal olarak futbolcularda da eksiklik vardır.
baştan aşağıya eksiklikler giderilmeden hiç bir şey iyi olmaz
bu sırayı göz ardı etmemek lazım

maratondan ilhami
Yergökmavi dedi ki…
Ömer'in önce ayaklarının yere basması gerekir.Daha yeni profesyonel olmuş bir topçu menejerini klübe gönderipte bu kadar para istiyoruz yoksa oynamayız derse,buna yapacak hiçbirşey olamaz..

Başarı nasıl gelir? Yıllardır nerdeyse her yıl yeni yönetim yeni kadro kuruyoruz ve burda başarı istiyoruz.Bu durumda başarı gelse bile tesadüfi bir başarı olacaktır..
Yukarda saydığınız takımlara birde Manisa Akhisar BELEDİYEYİ dahil edin..Manisa,Adana'dan ne kadar büyük,imkanları ne kadar fazla??Heleki ilçesi Akhisar şu anda eksta playoff da farklı lider..Belediyenin bütçesi neyki bu adamlar bu işi becerebiliyor da bizden bir cacık olmuyor..

Olay elbette belli bir miktar maddi ancak çoğunlukla manevi..Yani koskoca Adana'da belli bir parayı samimiyetle idare edecek yönetici çıkmıyor.Çünkü herkes farklı menfaatler ve düşünceler içerisinde yer alıyor..

Şehrin diğer takımına bakın..Şirket gibi yönetiliyor,kar zarar hesapları yapılıyor.Tek kaygı takımın başarısı yönünde..

"Ben bu takıma uzun zaman hizmet ettim,bazı şeylerde benim hakkım" denen zihniyet ortadan kalkamadığı sürece başarıyı yakalamamız zor görünüyor.Şu andaki yönetiminde samimi olduğunu düşünüyorum.Ancak maddi imkansızlıklar ve işi yürütmedeki bazı acemice davranışlar şu anda onlarıda zor duruma soktu..

Yıllardır bu takımın önündeki en büyük engelde ortadan kalktı.Bundan sonra çok şeylerin daha farklı olacağını düşünüyorum....
DexteR dedi ki…
Hiçbir başarı tesadüf değildir. Planlı proğramlı hareket edersen ve de yeterince sabırlıysan başarı artık senin kaderin oluyor.

Düşünüyorum da Bucaspor eskiden bana ne komik gelirdi. Yol kenarındaki kocaman toprak sahada herbiri başka bir istanbul takımının formasını giymiş altyapı çocukları antrenman yapardı. Soyunma odasının duvarına tebeşirle çizdikleri kaleyi görünce bir takım ancak bu kadar fakir olur demiştim kendi kendime. Hergün o hayali kaleye penaltı çeken çocukları izlemek için 2 durak önce inerdim otobüsten. Aslında penaltıcıdan çok kaleciyi severdim. Cin Ali! Tebeşirden kalenin tebeşirden kalecisi :)

Bucaspor önce o patates tarlasından kurtuldu. Toprak sahalarını halı sahaya çevirip kiraladılar. Kendilerine şehrin dışında çok güzel altyapı tesisleri kurdular.

Bucaspor'un bir de evlere şenlik stadyumu vardı. O kadar küçüktü ki stadyumun altındaki restoranda saysanız daha fazla koltuk vardır. Bugün Bucaspor yepyeni bir stada sahip: Buca Arena.

Bucaspor tüm bunları nasıl başardı?

Bucaspor'un çok kuvvetli bir altyapısı var. En son geçen hafta çocuklarımızı parasızlık yüzünden gönderemediğimiz U-15 turnuvasında Türkiye 3.sü oldular. Bu başarıları sadece maneviyatta kalmıyor. Bunu maddiyata çevirmesini iyi bilen bir yönetimleri var. Sezon sonu bu gelenek Mehmet Batdal ile zirve yapacak gibi. ''BucaGenç Futbol Akademi''den çıkardıkları gençlere her takımda rastlamak mümkün.

Bunların hiçbirisi belediye yardımı olmadan yapılmaz dediğinizi duyar gibiyim. Doğru haklısınız, Bucaspor'a da belediye yardım etti. Hem de ilçe belediyesi. Öyle başında ''Büyükşehir'' felan yazmıyor. Bu yardımları yaparken şart felan da koşmadı. ''Parayı ben verdim, başkanınızı da ben seçerim'' diyen bir belediye başkanı yok oralarda.

Küçücük Bucaspordan öğrenecek çok şeyimiz var. Herşeyden önce kaynaklarını etkin kullanan bir yönetim olacak. Dışardan destek verenlerse parayı veren düdüğü çalar politikasını bırakacak. Yalandan sarı zarflarla show yapmayacak. Kaşıkla verdiğini çömçeyle almayacak. 10 liralık topçuya 100 lira verilmiş gibi gösterilip menajerlerle kadeh tokuşturulmayacak. Kimse çalmayacak çırpmayacak. Demirspor üzerinden siyaset yapılmayacak. Futbolcunun zeki çevik ve AHLAKLIsıyla çalışılacak.

İşte o zaman bir bakmışız ki biz tribünde, elimizde meşaleler şu tezahuratı yapıyoruz :
Haydi Şimşek, Barcelona'ya da koy...!!!

Neden olmasın? Bizde tebeşirle çizilen kalelerden daha fazlası var!!!

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ