Ana içeriğe atla

Hedef


Adı konmayan, konmaktan çekinilen bir "hedef" var. Ben bir taraftar olarak adını koymuştum geçtiğimiz günlerde: Şampiyonluk!

Benim dile getirdiğim hedefe ulaşılamasa da, sezon sonuna kadar bu şekilde gidersek kendimizi "başarılı" sayabiliriz. Ne kadar "başarılı" olursak hedefe o denli yaklaşırız. Ama bugün ama yarın, sonunda hedefe ulaşırız.

Hedeflere ulaşmak önemli. Biz illa ki günü geldiğinde şampiyon olacağız, hedefimize ulaşacağız. Daha önemli olan hedefe ulaştıktan sonra da başarılı olmak. Bunun için, bugün yaşadıklarımızı ve edindiğimiz tecrübeleri aklımızdan hiç çıkartmamamız gerek.

Şu an başarıya doğru ilerliyoruz. Mutluluk oralarda bir yerde, gelip onu almamızı bekliyor. Mutluluk hak edilen bir şeydir çünkü ve bizim onu hak etmemiz gerekiyor. Önümüze engeller çıksa da yolumuz doğru, hem de dosdoğru.

Biz oraya, mutluluğu almaya gidiyoruz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sana katılıyorum sevgili Mustava. Benim de şahsen bu sene için ümidim çok fazla. geçen yıllarda en favori olduğumuz maçları, finalleri kaybettik, bu sene neden olmasın? .Bana göre bu sene olmazsa da seneye kesin olur. yeterki bu düşünce yapısı (Altyapıya önem verme)değişmesin.

Merih Güvenç

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!