8 Ocak 2010

Yeni Bir Karanlık Döneme Girilirken...

Adana Demirspor, yeni bir karanlık döneme giriyor. Derin Demirspor'un bekçileri, savunma pozisyonlarını terk edip atağa kalktılar. Nedenini ve nasılını yorumlamamız gereken, garip bir güç birliği...

Her zaman güçlüden yana olan, birlik-beraberlik tutkunu Adana spor basını için bulunmaz bir nimet. Sorup sorgulamak yerine boyun eğen, Demirspor'un 15 yıllık esaretini-bataklığını-tıkanmışlığını analiz etmeyen edemeyen spor basınının bilmem kaç yıllık güzide temsilcileri için bulunmaz bir nimet. Başarıyı en fazla transfer yapan, en çok para harcayan takım olmakla eş tutanlar için yeni bir kazanım...

Tabii ki onların birlik algısıyla bizimki aynı olamaz. Bizim birliğimiz, "Aytaç Duraksız bu takım nasıl başarılı olur"un yollarını arayan birlik. Halbuki onların birliği, hemen koşa koşa iktidar hazretlerini makamlarına sığındı. Bize bir lütuf padişahım, dedi. Büyük padişah, her zaman yaptığı gibi, ilk seferde onları kapı dışarı etti. Bir daha gelmelerini istiyor çünkü. Bir daha eğilmelerini karşısında... Bir daha "çok yaşa padişahım" sesini duymak istiyor. Tıpkı, bu yönetimin değil, kendi getirdiği yönetimlerin kişisel borçlarını, son saniyede ödeme "lütfunu" gösterdiği gibi...

Bizim birliğimiz, bu karanlığın karşısında sinik bir tutumla, hiçbir şey değişmez bu takımda diyen ve kendi kendine homurdanmanın ötesine geçmeli. Tavrını ve eylemini ortaya koyabilmeli. Bireysel çabaları, kitlesel güçle birleştirmeli ve gidişatı etkileyebilmeli. Elimizde bunun imkanları var. Bu imkanları öncelikle, Derin Demirspor'un bekçilerini, karanlık geçmişleriyle birlikte, geldikleri yere geri püskürtmek olmalı. Artık gözümüzde hiçbir meşruiyeti kalmayan spor basınının yalanlarını her seferinde yüzlerine vurmak olmalı. Ardından gelecek olan, bu kazanımların üstüne, sadece söz değil eylem de üretebilen bir güç olacak...

Yeni karanlık dönemin analizini iyi yapmak gerekiyor. "Ne yapalım elimizde bu var" bakış açısına saplanırsak hiç birşey gerçekleştiremeyiz. "Kötünün iyisine boyun eğerek", 15 yıllık acıyı 30 yıla taşırız. "Çok yaşa padişahım" yerine "kral çıplak" sloganını koymadıkça, kırmızı-lacivert kravat koleksiyonumuzu çeşitlendiririz.

(yavuz yıldırım)

3 yorum:

yergökmavi dedi ki...

Aytaç Durağın yaptığı bu hareket aslında bizimde isteklerimizle örtüşmektedir..Mustafa Tuncel,başkanlığı istemiyorum ama yan cebime koyun edası ve bu oluşuma yine Aytaç Durağı çekmek istemesi ve ret cevabı alması onun bütün planlarını bozmuştur..
Bakınız "500 altın adam kampanyasında" temel amaç klübü bu dinazorlardan kurtarmaktır.Yeni fikirler,yeni yüzler ve yeni projelerle Adanademirsporun kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayabilmektir..
Evet önce siz ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenin sonra benden bazı konularda yardımcı olmamı isterseniz yardımcı olurum demektir bu..
Bize şimdiye kadar balık yemeği öğreten Aytaç Durak şimdi bize balık tutmasını öğretmeye çalışmaktadır.Her ne kadar sevmesemde bu hareketini ve bir 15 yılımızı kaybetmemizi engellediği için ve bu dinazorların gelmesini engellediği için çok memnun oldum..Şimdi sıra Bekir Çınar'da,yalnız o da istişare toplantısında aday olmayacağını açıklamış..
Şimdi ya ayakta durmayı öğreneceğiz yada düşeceğiz.Ne olursa olsun böyle sürünmekten çok daha iyi olacağını düşünüyorum..

Adsız dedi ki...

şimdi ne olacak başakan adayı yok topçuların çoğu gidecek eğer böle olursa...

DexteR dedi ki...

Aytaç Durak'ın değiştiği, artık Demirspor'a balık tutmayı öğrettiği felan yok. Her zamanki gibi kendini ağırdan satma derdinde. Yarın birgün ''madem çok ısrar ettiniz ben de onursal başkanınız olarak Ali oğlu Veli'yi başkanlığa layık görüyorum. Alın hayrını görün'' der nasıl olsa.

Onun tek derdi süper egosunu tatmin etmektir. Adana Demirsporla bir çocuğun oyuncağı gibi kırıp dökerek oynamak ister. Ona muhtaç olunması kimbilir nasıl zevk veriyordur kendisine.

Onun dinazorları uzak tutmak gibi bir derdinin olduğunu hiç sanmıyorum. Sadece dinazorların yuları benim ellerimde diyordur.