Ana içeriğe atla

Tarih Bari Bu Kez Tekrarlanmasın

Sene 2004. Şimdiki adıyla 1.Ligdeyiz. Rakip Mersin İdman Yurdu. İki takım da düşmemeye oynuyor. Maç sahamızda. Sondan 1 önceki hafta. 1-1 berabere kalıyoruz. Ertesi hafta aldığımız galibiyet ligde kalmamıza yetmiyor.

2006. Şimdiki adıyla 2. Ligdeyiz. Klasman gruplarını kötü geçirmişiz. Kademe grubu 1. olmamız gerekiyor. Rakip hiçbir iddiası olmayan Muğla. 3-1 yeniliyoruz. Sonraki tüm maçları kazanmamıza rağmen yetmiyor ve son maç formaliteye dönüyor, ekstra play offları kaçırıyoruz. Sadece 2 puanla.

Sene 2007. Yine 2. Ligdeyiz. Rakibimiz Kartalspor. Sahamızda 2-1 mağlup oluyoruz. Lig bittiğinde Kartalspor bizimle aynı puanda olmasına karşın averajla çıkıyor, biz kalıyoruz.

Aynı sene. Rakibimiz Şanlıurfaspor. Deplasmanda 2-2 berabere kalıyoruz. Dünyamız yıkılıyor. Bir sene daha elimizden uçup gidiyor.

Allah'ım aynı sene. Rakibimiz Giresunspor. Kazansak şampiyonuz. 5-1 yeniliyoruz. Giresun da yanıbaşımızdan gidiyor, biz kalıyoruz.

Sene 2008. Tabi ki; yine eski adıyla 2. Ligdeyiz. Rakiplerimizden biri Adanaspor. Ligin sondan 3. maçı. Kazansak ve hatta berabere kalsak, şampiyon olamamak mucize. 1-0 yeniliyoruz. Onlar çıkıyor, biz kalıyoruz.

Aynı sene. Ligin son maçı. Rakip yine Mersin İdman Yurdu. Yensek her şeye rağmen şampiyonuz. Olmuyor yine. 2-1 kaybediyoruz. Karabükspor çıkıyor, biz kalıyoruz.

İçimizi daraltıyor bu 2008. Rakip Güngören Belediyespor. Yensek şampiyonuz. Ama bize haram. Son dakikada gol yiyerek 1-0 kaybediyoruz. Onlar çıkıyor, biz olduğumuz yerde sayıyoruz.

Yetiyor mu? Yetmiyor. Sene 2009. Biz hala şimdiki adıyla 2. Ligdeyiz. Klasman grubundan ekstra play-offlara kalmaya çalışıyoruz. Rakibimiz önce Denizli Belediyespor. Hayati önem taşıyan maçta yensek büyük avantaj sağlayacağız. Olmuyor 2-2'lik beraberlikle yetiniyoruz.

Sonra Altınorduspor geliyor. Yensek 2. sıraya yükseleceğiz. Yine olmuyor. 0-0 bitiyor. Biz üçüncülükte kalıyoruz.

Tren kaçmıyor gerçi. Bu kez rakip Turgutluspor. Maç kendi sahamızda. Olmuyor. 2-1 yeniliyoruz.

Bu yazıyı yazmanın ne kadar zor ve acı verici olduğunu anlatamam size. Bu iç burkuntusunu ifade edemem.

Sene 2009. Biz hala ve hala şimdiki adıyla 2. Ligdeyiz. Rakibimiz Tarsus İdman Yurdu. Yenersek play-offa kalmak için çok ama çok büyük bir avantaj yakalayacağız. Maç sahamızda.

KIRIN ARTIK ŞU ZİNCİRİ.
YENİN BİTSİN BU TRAVMA.
TARSUS İDMAN YURDU'NA O SAHAYI DAR EDİN.

DİNDİRİN BU GÖZ YAŞINI...
YETER DEYİN, DUR DEYİN.
HER ŞEY SİZİN ELİNİZDE...

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Tarih tekerrür etsin ama nasıl mı? 3.Ligdeyiz rakip yine Tarsus ortam çok gergin Tarsusluları sadece polis değil askerlerde koruyor stadda 4sıra jandarma 2sıra polisle çevrili tarsusluların çevresi,yenen 2.lige çıkıyor,yenilenin hayalleri yıkılıyor.stad tıklım tıklım dolu kapalıda konfetiden gözgözü görmüyor ve farka gidiyoruz ve şampiyon oluyoruz ;)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend