Ana içeriğe atla

Sabırda ve Umutta 5 Hafta...

Geriye 5 maçımız kaldı. İpler hala bizlerin elinde. Başkalarının ne yapacağı ile ilgilenmemize gerek kalmadan, kendi göbeğimizi kendimiz keserek grubumuzdan çıkabiliriz. Bunun için futbolcularımızın son zamanlarda olduğundan daha da fazla sahaya çıkması lazım. Ne olduklarını ortaya koydukları takdirde bu sefer kabuslarla başlayan gecemiz aydınlık bir sabaha ulaşacaktır. Biliyoruz ki; onlar da maddi açıdan sıkıntılı dönemler yaşıyorlar. Ancak anahtar da onlarda... Kilidi açacak olan futbolcularımız, sabırlarının meyvesini elbet alacaklar. Paraları kalmayacak. Yeter ki; sahaya çıkıp ağırlıklarını hissettirsinler...

İddaa gelirleri üzerinden borçlar ödeniyor. Kulübün eli yakında güçlenecek.

Playoff'a kalınırsa İddaa'da daha fazla yer alacak takımımız ve İddaa gelirleri de artacak.

Playoff'a kalınırsa takımımız daha ön planda olacak ve forma reklamı alma olasılığı artacak.

Stat gelirleri artacak.

İş insanlarına, siyaset çevrelerine baskı yoğunlaşacak.

Sizce de grubumuzdan çıkmak karlı değil mi? O halde 5 hafta daha sabredelim, 5 hafta daha savaşalım, kilitleri açalım. Hep beraber gülelim.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
mardin maraş geçilirse iş yüzde 70 tarsus ta geçilirse yüzde 100 biter demedi demeyin
Jose Marti dedi ki…
Ağzından bal damlıyor "adsız" :)
Bu takım play-of'a çıkarsa birinci lige de çıkar, demedi demeyin..
Osman örs dedi ki…
maçLarın iddaa da oLması bence bazen oLumsuz sonuçLar dogurabiLiyor birde futboLcu kardeşLerimiz iLLa taraftarSIZ bir maç mıistiyorLar kazanmak için(diski bld van elazıg) gibi Osman ÖRS
Adsız dedi ki…
tek tek gidelim..sırada mardin var..çok zor maç olacak..bu sefer olsun adanademir..zafere 5 kaldı...niye 4 kalmasın...HAYDİ NE DURUYORSUN SALDIRSANA ADANADEMİR...
Hakan HOŞCAN dedi ki…
Geriye kalan beş maçıda deplasmanda oynayalım rahat çıkarız:) işin şakası bir yana Durmuş Hoca' nın izlediğim bir maçı ve izlemediğim beş maçından anladığım kadarıyla, kapanan takımlar karşı zorlanıyoruz. Gelecek ne getirir bilmem ama bu takımla yükselme grubuna gidersek takıma kesnlkle takviye lazım. ben hep söyledim, gene söylüyorum, daha rahat bir zorlanmayacağımız bir yol biliyorum;

Demedi demeyin, bu takım Yükselme grubuna çıkamssa, klasmandan şampiyon olur :)


http:/forzadanademir.blogspot.cım
Onur BİÇER dedi ki…
Hakan takımın playoffta takviye yapabilmesi için milyon TL'lik borçların ödenmesi lazım. Bunu karşılayacak ne ortam var ne de gelir. Bu nedenle bu topçularla şampiyon olunursa olunacak. Klasmandan olsun playofftan olsun şampiyonluğu en son düşünürüz. Şimdi 5 maçımız var. Onları almaya bakalım. Bir de şu var, klasmana kalırsak futbolcuya para ödeyemeyiz, bu nedenle klasmandan birinci olmak da zor. Playofftan çıkmaktan daha zor. Üstelik playoffta ilk 2 olmazsa 3,4,5,6 var. %60 ihtimalle sezon sonuna kadar yarıştasın. Playoff bize çok iyi gelecek. Allah kötü gün göstermesin.
Adsız dedi ki…
bu takımdan kaya,alper,cem giderse yerine 3 topçu yada yedekten altyapıdan monte edilirse şampiyonluğa oynar bak yine söylüyorum sonra demedi demeyin
coulibaly dedi ki…
En son gidebildiğim Maraş maçının hayal kırıklığından sonra, umudumu kaybetmiştim. Ama bu hafta yine bir umut, heyecan içerisindeyim. Maç gününü iple çekiyorum. 2 sene önce ( umarım aynı sonuç olmaz ) yükselme grubunda her hafta final oynayan takımın, dolu tribünlerine ihtiyacımız var. Tekrar hayal kırıklığına uğramamak dileğiyle.
Mavi Şimşek, Bizim için, Forma için, Rengin için OYNA OYNA OYNA...
Adsız dedi ki…
Bırde Cem'i kaptan yapıp ödüllendirdik...Kesinlikle kaptanlığının geri alınması gerek, para konusunda sorun çıkartabilecek isim, saha içinde koşmayan isim, bugune kadar 1 tane maç kazandırmayan isim..Takım 2-0 öne geçince Dedemde sahteden pres yapar, bize yürekli mücadeleci takımı için herşeyini ortaya koyacak kaptan ve oyuncular şart.Alper ve Cem e guvenım sıfır hatta sıfırın altındadır.
Adsız dedi ki…
hakan hoşcan adlı kardeşim.bu takımın gelecek için mutlaka playoffa gitmesi gerek.senin düşüncen saçma bir düşünce bence.ama saygı duyarım.murat kemerli
DexteR dedi ki…
Playoffta birinci olunca madalya mı takcaklar? Orada birbirinden güçlü grup birincileriyle ve ikincilerle mi oynamak daha kolay yoksa ahı gidecek vahı kalacak grubumuzda kendimizi sıkmadan birinci olmak mı? Extra playofflarda topu topu 3 maç dişimizi sıkacağız. Biz en son Denizli'de de extra playoffa kalarak şampiyon olmuştuk hatırlatırım.

Takım deplasmana gidecek para bulamazken, futbolcular kazan kaldırırken playofflarda istesek de başarılı olamayız zaten. İlk ikiye girilmesi halinde kadroya takviye şart ve bunu neyle nasıl yapacağız? Belki de bir ay sonra yine kayyum tehlikesiyle baş başa kalacağız. Yine aşırı umutlanıp, aşırı motive olup sonra da hayal kırıklığı yaşamayalım beyler. Biz çıkalım topumuzu oynayalım. Olursa olur olmazsa hala ekstra playoff şansımız var. Gruptan çıkamasak da elbet vardır bunda da bir hayır diyelim ki bana göre en hayırlısı bu.
Hakan HOŞCAN dedi ki…
Onur Abi, aslında söylediğim şeyin farkındasın, klasman diye tutturmamın asıl sebebide bu, biz devre arasında hangi parayla transfer yapacağız? transfer yapamssakda playofta bu ekip ile nereye kadar neyi kovalayabilriz? hem futbolcuya para vermiceksin, hemde 1.lige çıkart bizi diyeceksin, bu takımda Ali Yılmaz ruhlu futbolcu mu var? onlarada hak vermek biryerden sonra onlarada hak vermek lazım... Ama bu takım klasmanda kalırsa açık ara lider olacağına inanıyorum. Playoftaki rakiplerin gücüyle, klasmandkiler aynı değil. Bugün, yükselme grubuna çıksak, birbirinden zorlu 18 maç yapacağız, bu ekip bu ortamda ve bu yönetim bilinmezliğinde bu ağır maç trafiğini bence kaldıramaz. ama dediğim gibi klasmanda kalır oradan liderliğe oynadığı zaman oynayacağı en fzla 5-6 zorlu maç olur. ondan sonra diğer kendimizi 3 maça saklarız. Diğer bir açıdan bakalım, Bu zorlu 18 maçta 3,4,5,6. sırayı aldğımız takdirde, muhtemelen hem teknik ekip, hem yönetim, hem futbolcuların tamamı, hemde taraftar psikolijik olarak yıpranacak. bunların yaşamadık mı? Ayrıyeten, klasmadan liderlik sıfatı ile geldiğinizde, hem 36 musabaka sonunda bir grubun lideri olacaksınız ve bu uzun süreli dönemde muhakkak çok yıpranmadan takımınızda oturacak. eğer örnek istiyorsanız, geçtiğimiz yıllardaki playoff sonuçlarına göz atın.

Murat Kemerli abi, saygı duyuyorum, düşüncene.


Konuştuklarımın özüne gidiyorum, biz her yıl yeni taım kurduğumuz için takım kolay kolay oturymuyor. Sonuçlar biryerde ters gitmeye başlayıncai, bizim bu kötü durmdan çıkmamız 4-5 haftalık kaybımıza neden oluyor. bizm bu takımı oturtmamız için en başta bizi çok zorlamaycak rakiplerle mücadele etmemiz gerekiyor. Ya vallaha diyorum bu takım klasmanda 36 maç oynasın lider çıksın, 0 üç maçı elimizi kolumuzu sallaya sallaya geçeceğiz.
Adsız dedi ki…
:) topu topu 3maç alıp çıkacağız diyorsun. Diğer taraftaki seçenek eğer ilk ikiye girersen direk. 3-4-5-6. olursan topu topu 3maç yapıp yine çıkacaksın. Mantıklı olan hangisi olasılık hangisinde daha fazla? Klasmanda 1.olmanın garantisi varmı bu arada?
Adsız dedi ki…
BAKIN 500 ALTIN ADAM KAMPANYASI BAŞLADI.EĞER BU TAKIM ÇIKARSA PLAY OFFA 500 DEĞİL 1000 TANE ALTIN ADAM GELMİYORMU DESTEĞE.
Hakan HOŞCAN dedi ki…
adsız arkdaşım, futbolda ben matematiksel ihtimallerin çoğu zaman yanıldığını gördüm:) yazdıklarım biryerden sonra okunmuyor sanırım, 3-4-5-6. sırada ligi bitirdiğimzde takım çok yıpranmış olacak diyorum, klasmandan geldiğimzde o kadar yıpranmayacak diyorum. ayrıyeten, şu şartlarda, bizim ilk ikiye Kaleci Kaya mı yoksa Cem mi taşıyacak? eğer yükselme grubuna çıkacaksak takıma takviye şart. takviyede yapmakta mümkün olmadığını biliyoruz. biz bu kadro ile yükselmeye grbuna çıkarsak 1-2 ve iki hayal, 3-4-5-6 ancak zorlayabileceğimz hedefimiz olur. tabiki bu benm düşüncem:) herkes saygı duymak veya katılmak zorund değil.

Altın adama mevzusuna gelnce, bu altın adamın tek kişilik maliyeti nedir bir bileniniz var mı?


forzadanademir.blogspot.com
türkayADS dedi ki…
Arkadaşlar "klasmana kalsak daha iyi" düşüncesine saygı duymamı kimse beklemesin:) yükselme her şartta ve hatta yedeklerle çıkacağımızı bilsem bile klasmandan çok çok daha iyi...
Jose Marti dedi ki…
Onur'un yazdığı bir çok neden de cabası ama Demirspor sahaya yenmek için çıkarsa ve tüm maçlarını kazanırsa zaten plaf-of'a gidecektir. Son maça kadar bütün maçlarını kazanmış bir Demirspor'un ardından bu sayfalara "Malatyaspor'a yenil Demirspor" mu yazacağız? Kabul edilebilir değil, sanırım.
Plaf-of'a kalırsak ilk ikide bitireceğiz, demedi demeyin ;)
Hakan HOŞCAN dedi ki…
İzleyelim, görelim öyleyse, inşallah ben yanılrım :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.