Ana içeriğe atla

Altın Üyelik Sistemine İlişkin...

Altın üyelik sistemine ilişkin bazı noktaları netleştirelim ki; proje daha net anlaşılabilsin...

Kulübümüzün tüm eski kongre üyelikleri iptal edilmiştir.

Kongre üyesi olarak eski 60 TL'lik aidatlarını yatıranların üyelikleri devam etmektedir. Ancak bu kişilerden 940 TL fark talep edilecek, bu fark karşılanırsa üyelik haklarından yararlanmaya devam olunacak aksi takdirde döneme ilişkin yatırılan 60 TL eski üyeye iade edilecektir.

Kongre üyelikleri mali açıdan şeffaflaştırılacaktır. Bunun anlamı kulübün resmi internet sitesinde kongre üyelerinin isimleri ve ödedikleri tutarlar, kalan borçları herkes tarafından görülecek şekilde yayımlanacak.

Bunun sonucu şu olacak. Demirspor'a seçilmek isteyen bir yönetim kurulu en azından kişi başı 1.000 TL'den 9.000 TL getirecek ki; kulübün yönetimine seçilsin.

Üstelik bu uygulama Demirspor'dan 1.000 TL'yi esirgeyenleri de alenen gündeme getirecek. Kredi kartına 5 taksit uygulaması düşünülüyor.

Burada bir hususa dikkat etmek gerekiyor. Ödenen tutarlar yılın son günlerine denk geliyor. Bu tutarların 2010 yılı için geçerli olacağı yönünde yönetim bir açıklama getirirse bu boşluk da giderilecektir.

Yapılacak tüzük değişikliği de yakında resmi sitede yer alacak.

Yönetimin uygulamasına katılıyoruz ve Ankara Tayfası'nın da bir veya daha fazla "Altın Üyelik" ile kongre üyesi olacağını taahhüt ediyoruz.

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
1000 TL'den 500 üye bulmak yerine, 50 üyeden 10000'er TL alınması daha yerinde olurdu düşüncesindeyim. Bunlar birçok kere denenmiş ancak hiçbir zaman başarı sağlanamamış projelerdir. Bu sefer de başarılamayacaktır. Eminim ki yönetimin elinde uzunca bir liste vardır ve bu listeye yanıt verecek üye sayısı - bütün zorlamalarla ve başkasının aidatını ödeyerek gıyabında üye aidatı yapılanlarla - 200 civarında olacaktır. Bunların yarısından fazlası Demirspor aşığı kişiler olmayacaktır. Üye aidatının yenilenme zamanı geldiği zaman yine yarısından fazlası üyeliği yenilemeyecektir. Malumun ilanından başka birşey değildir söylemeye çalıştığım. Yönetim iyi niyet çerçevesinde bir hamle yapmıştır. Ancak bu girişimden de hayli üzgün ve yıpranmış olarak çıkılacaktır. Çünkü 500 kişiyi rahatlıkla bulacaklarına inandıklarını tahmin edebiliyorum. Herhangi bir yönetim çıkıp; genel kurullarımıza genel kurul üyesi olmayan bir allahın kulunu sokmaz, adam gibi iki gün süren bir genel kurul yapar, saatlerce Demirspor için ne yapılabilir diye samimi bir kongre düzenlerse, yani ne zaman ki Demirspor Genel Kurul Üyeleri adam yerine konursa işte o zaman 500 kişiye ulaşmak "zaman içinde" mümkündür.
Onur BİÇER dedi ki…
Abi ben sana göre daha iyimserim. Kongrelerin 5 ya da 6 açıdan kesintisiz kamera ile görüntülenmesi ve bu görüntülerin kameramanlarca değil de sabit kameralarla alınması, noter huzurunda tescil edilmesi zor bir uygulama değil. Mevcut yönetimin bunu yapacağına inanıyorum. Bu sayede kongre üyeleri seslerini daha fazla çıkarabileceklerdir. İtirazlar tutanağa bağlanabilecektir. Oylamalar daha şeffaf yapılabilecek ve projeler enine boyuna tartışılabilecektir.

Abi, her şey çok iyi olduktan sonra herkes üye olur. Ben o iyimserliğe istinaden üye olmak istiyorum. Kurumsallaşma mücadelesini bir kongre üyesi olarak vermek istiyorum. Gerçeklerinin farkındayım ama güzel şeyler yapılabileceğine inanıyorum.

Keşke destek verenler çoğalsa.
Adsız dedi ki…
Arkadaşlar Aylık 1000 TL'mi olacak yoksa Yıllık ücretmi 1000 tl olacak...
türkayADS dedi ki…
yıllık 1000tl

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...