Ana içeriğe atla

Dersimiz mutluluk...

Birileri bize bugünlerde mutlu olmaya dair notlar iletiyor. "Daha ne istiyorsunuz!" tadında cümlelerle bize nasıl davranmamız ve hatta nasıl cümleler kurmamız gerektiğine dair telkinlerde bulunuyorlar. Şimdi onlara bir çift lafım olmasına rağmen bu bir çift lafı kendime saklıyorum.

Duyduğum kadarıyla bizim futbol bilgimiz konusunda da atıp tutmalar olmuş, o konuda Allah'a havale ediyorum artık hepsini. İşte şimdi asıl meseleye gelme vaktidir. Bizim asıl meselemiz "bağımsızlık"... Şimdi herkesin aklına "Tam Bağımsız Adana Demirspor" gelecek, gelmesin efendiler, gelmesin... "Dersimiz mutluluk" çünkü... Dersimiz başkalarının sevinçlerini kan yapıp içine ekmek doğrayıp yeme hali... Dersimiz birilerinin kendi çıkarları uğruna bizi üzme hali... Dersimiz bazılarının kendi mutlulukları uğruna harcaması bizim hayallerimizi...

Artık susmamamız lazım. Artık konuşmamız lazım. Artık birbirimizi kandırmamız lazım. Gerçekler varken birbirini poh pohlayan, "körler sağırlar birbirini ağırlar" tipinde adamlara bıraktık meydanı, onlarda atı öyle bir koşturuyorlar ki tutana aşk olsun. Aşk oldu bir kere "Mavi Şimşek"le bizim yüreğimizde. Ama nedense bizi hep ama hep yok sayanlar, hep bizi hakir görenler, azıcık ayağa kalkınca laf atarlar, söz atarlar, atarlar da atarlar...

Onların dersi de mutluluk ancak onlar kendi mutlulukları uğruna başkalarınınkileri silebiliyorlar. Biz onlardan değiliz. Biz onlardan olmayacağız. Biz kimseyi silmedik ki yok etmeye çalışalım. Biz kimsenin mutluluğunu engellemeden ama kimseyede bel bağlamadan sevmeyi seçtik. Şimdi o "diğerlerine" soruyorum ; "BU KADAR KÜÇÜKSEK VE SİLMEK BU KADAR KOLAYSA, YERİN DİBİNE GİRMİŞ HALDEYKEN BİLE NASIL OLUYOR DA HALA BİZİ BİTİREMEDİNİZ VE NASIL OLUYOR DA HALA BİZİ KISKANMAYA DEVAM ETMEKTESİNİZ?"

Size son sözümse ; "Dersimiz mutluluk efendiler! Mutsuz etmek değil!!!"

İmza : Haftanın Yoranı

Yorumlar

Adsız dedi ki…
çok saçma bi yazı olmuş ortalıgı karıyştırmayın ankara tayfası şimşeklerden mevlüt
Onur BİÇER dedi ki…
Şimşeklerden Mevlüt, umarım yazının neresinin saçma olduğunu ve ortalığı nasıl karıştırdığımızı da söylersen memnun olacağız. Yoksa saçmalayan sen misin?
serdanka dedi ki…
Yazıyı yazan olarak kimin bu yazıdan feyz alması gerektiğini anlamamış olan insanlar lütfen yazmasın. Hele sen Mevlüt bundan sonra bu yazıya sakın yorum yapma. Belli ki dünyadan haberin yok. Saygılar.

"Not : Ayrıca burada 'biz'den kastım tüm demirspor camiasıdır. Bazıları bilip bilmeden yorum yapmasın."
Adsız dedi ki…
Allah aşkına Onur abi, cevap vermeyin hatta yayınlamayın böyle yorumları. Sizin eleştirdiğiniz kişiler geliyor, Şimşekler Grubu'nun adını kullanıp fason isimlerle size sallıyor. Bunların alayı böyle. Yürek yok...

kebabkolik

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık.