Ana içeriğe atla

Mardinspor'a Prim Dopingi Mi?

Yerel basınımızda Mardinspor yönetiminin futbolculara Adana Demirspor maçının kazanılması durumunda futbolcu başına 2.500 TL prim verileceği bilgisinin edinildiği yönünde haberlere rastladık. Haberde prim bilgisinin edinildiği, diğer bilgilerin ise kulübün resmi sitesinden edinildiği yazıyordu.

Merak bu ya. Kulübün resmi sitesini araştırırken, taraftarlarının resmi sitesi olan http://www.mardinspor.net/ adresine ulaşabildim. Mardinspor kulübünün eski yöneticilerini tanımama rağmen onlar aracılığı ile konunun aslını araştırmanın etik olmayacağını düşünerek mevcut yönetime ulaşmaya çalıştım. Hem bu prim meselesini sormayı, hem de Bilge Köyü'nde geçmişte yaşanan olaylardan etkilenen çocuklarımız için düzenlenen ve Mardinspor'un 40. yılına da denk gelen kutlamalar için kendilerini tebrik etmeyi amaçlıyordum. Bu amaçla resmi taraftar sitesine yorum bıraktım ve hem site yöneticisi hem de Mardinspor'un yönetim kurulu üyesi olan Ahmet ÇIRAY'a ulaştım.

Konunun özüne girerim elbet ama bu süreç içinde eskiden var olan ve maalesef kapatılan branşlarını yeniden hayata geçirme çabalarını gördüm ve bu çabaları temelinde kısa ama hoş bir sohbet gerçekleştirdik. Kendilerine yakın ilgileri için teşekkür ederim.

Primler hususunda kendisinin bize ilettiği noktaları aynen aktarıyorum:

"Maçımız olması nedeni ile Adana spor basınını yakından takip ediyorum. Taraftarlarınız ile olan gerginlik için üzüldük, bir an önce düzelmesini temenni ediyoruz. Prim ile ilgili olarak çıkan haberlere hayret ettim. Ben bu kulübün yönetim kurulu üyesiyim ve benim bilgim olmadan prim verilmesi söz konusu olmasa gerek. Mardinspor yönetimi olarak maça özel hazırlanmış bir prim ödememiz söz konusu değildir. Bizim takımımıza ödemeyi vaad ettiğimiz prim iç saha maçları için 1.000 TL, dış saha maçları için 1.500 TL'dir. Gücümüz yettiğince bunları ödemeye çalışıyoruz."

Açıklama bu şekilde. Yerel basınımızdan yaptıkları haberlerde kullandıkları kaynakları açıklamalarını, emin olmadıkları kaynaklardan haber yapmamalarını rica ediyorum.

Futbolcularımız yönetimden iki şekilde prim isteyebilirler:

-Başkanımızdan bize prim vermesini istiyoruz, ki çıkıp oynayalım.
-Çıktık oynadık, taraftarlarımızla da barıştık, artık primi hak ettik.

Mevcut durumda futbolcularımız henüz herhangi bir primi hak etmiş değiller. Spor basınımız ise gündemi belirleme kudretine sahipler ve futbolcularımızda prim almaları durumunda daha iyi oynayacakları yönünde bir anlayış oluşmasına sebebiyet verebilirler.

Yukarıda belirttiğim iki yaklaşımdan ilkini ben ahlaki açıdan çok doğru bulmuyorum. İkincisinde ise bir prim ödemesi yapılmaz ise futbolcuların başkana bu yönde baskı yapmaya hak sahibi olacaklarını düşünüyorum.

Bu nedenle basınımızın daha hassas yazılar yazmasının gerekli olduğunu düşünüyorum. Unutmayalım ki, futbolcularımız birçok demecinde parayı değil kulübümüzü tercih ettiklerini beyan etmişlerdir. Başarılı camialarda para sıkıntıları elbet aşılır. Bu nedenle eski söylemlerine uygun olarak önce başarı, sonra para.

Takımımızın primi de hak etme adına Mardinspor maçı ile galibiyetlerine devam etmesini diliyoruz.

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Bu bilgiler için ve çaba için teşekkür ederim ...En azından doğru bilgilenmek güzel..

Ama basının asparagas haber yapmasına şasırdım diyemeyeceğim..Basının duyarlı bir basın olduğunu düşünmüyorum.. Hatta çoğunlukla pembe gözlüklerle baktığını düşünüyorum..

Biraz abartayım aslında, doğruyu karartmayı, insanları yanlış yönlendirmeyi çoğunlukla tercih ettiklerini düşünüyorum..

İyi bir gazetecilik örneği sergilemediklerini ve bu prim haberinde ortalığı germekten başka birşey yapmadıklarını herkes kabul edecektir sanırım..Çünkü ben gibi birçok kişi vay hainler hale bak, bize karşı neler dönüyor dedi..


Kamil Ateş
Hakan HOŞCAN dedi ki…
Adanaspor mu?
kebabman dedi ki…
Normaldir Onur,
Adana'da hatlarini ve saflarini hergun degistirenler vardir.Kendi bireysel cikarlarini herseyden ustun tutanlar vardir.Bizim gazete neden gunde 50 tane bile satmiyor diye dusunmesi gerekenler baska islere kafa yoruyorlar...Cevresini goremeyenler kendisini ya vezir ya rezil hissedermis misali bizimkiler rezil durumdalar ama kendilerini vezir saniyorlar..Halbuki tek yapmalari gereken haberi oldugu gibi yansitmaktir..Yapamiyorlar...Ya abartarak pofpofluyorlar yada abartarak kotuluyorlar.
Degisirlermi dersen degismezler derim.Biz kendi bildigimiz yoldan devam edelim.Onlarin gittigi yonu ruzgar belirliyor,rugarin estigi yone bakinca onlari istedigimiz zaman yeniden buluruz :-)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ