Ana içeriğe atla

Livorno gelirken...

Evet, şu sıralar Livorno kafilesi Adana'ya doğru uçmakta. Son gelişmeleri aktaralım öğrenebildiğimiz kadarıyla;

> Livorno tam kadro geliyor. Özellikle Lucarelli gelecek mi diye merak eden arkadaşlar varsa öğrendiğimiz kadarıyla Kaptan şu an o uçağın içerisinde. Paraşütle atlamaya falan kalkmazsa Adana'da olacak :)

> Tahmini varışları 19:30

> Biletler hızla tükeniyor, lütfen acele ediniz.

> Maç atkıları hazır, yarın Ürünevi'nden alınabilecek

> Livorno'yu bugün Şimşekler Grubu ve Yönetimimiz karşılamaya gidiyor havaalanına. Muhteşem şeyler olacak :)

> Kebap yedirmeden olur mu hiç? Livorno yönetimi ve futbolcuları ile yönetimimiz Sercan Restaurant'ta olacaklar akşam yemeğinde.

> Livorno kafilesi geceyi Hilton'da geçirecek

Yorumlar

sananeyav dedi ki…
maç yayını hakkında kesin bir bilgi varmı acaba?
Ters dedi ki…
Aynı soruyu soracaktım, madem olimpiyatta oynanması hayalimiz suya düştü bir kanal verse şu maçı bari..
Adsız dedi ki…
evet yayın ne alemde?
Osman ÖRS dedi ki…
taraftar gelecek mi peki livornodan italyan gardaslarımızı agırlamak isteriz
vertumnus dedi ki…
şu aşamada haber bekleniyor yayına ilişkin..
Adsız dedi ki…
Abi atkılar ne kadar olcakmış bir bilginiz war mı?
Adsız dedi ki…
atkılar yarın store'da satışta
Ati dedi ki…
20 lira diye duyduk kardeşler..
Adsız dedi ki…
Osman Örs,

Livorno taraftarı geldi
10-11 kişilik bir temsil ekibi
Ters dedi ki…
Atkı meselesi nedir? Etkinliğe özel atkı mı tasarlandı? Öyle ise maça gelemiyoruz bari hatıra niyetine atkıyı edinelim...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...