1 Ağustos 2009

TSYD Kupası


Ankara'da oynananın haricinde memleketimizde uzun zamandır TSYD Kupaları oynanmıyor. Gerekçeler genel olarak rekabetin geldiği noktada - şiddet- düğümleniyor. İstanbullu'ların her yaptığını-icadını kendimize almak zorunda mıyız? Ya da şöyle söylemek gerek belki, İstanbul'un tüm kötü yönlerini almak zorunda mıyız? Elbette tribün şiddetini İstanbul'a mal etmek, genellemek doğru değil ama memlekette her şeyin lokomotifi olanlar, hem iyiliklerin hem de kötülüklerin en başat mümessili oluyorlar.

Bizdeki TSYD organizasyonunun gerçekleşmemesinin gerekçesi de bu olsa gerek. Bana göre ise şehirde zaten basın adına bir şey kalmadı ya, o yüzden TSYD Kupası oynanmıyor. Uyduda Doğu Karadeniz'in neredeyse her köyünün bir kanalı varken ve 3 milyonluk şehrin bir tane bile kanalı yokken biz neyin spor yazarlarından/medyasından bahsedebiliriz ki? Yerel gazeteler sanki sadece seçim zamanları paylarına düşecek yağlı lokmaları kapmak için hayatlarına devam etmek zorunda gibi. Basın, mazlumun yanında olduğu ölçüde bir şey ifade eder halbuki. Yazılı basında, atılan her başlıkta bir yerlerden gelecek payelerin yolu gözleniyor. Adana'nın gerçek sorunları hakkında ne zaman soru sorulacak acaba? Mesela, metro yaslandığı direkten ayrıldı mı, durakların arasını kaç dakikada alıyor?

İçeriği zaten geçtim, bu beyinlerden, bu anlayıştan milletin yanında olmasını beklemek hayal. Şekil olarak da en dipteyiz. Baskı kaliteleri yerlerde, resimlerin feri sönmüş. Kullanılan dil anlam ve imla hatalarıyla dolu. "Kimse bu haberleri baskıdan önce okumuyor mu yahu?" diye sorası geliyor insanın.

Yani, bu memelekette artık TSYD Kupası oynanmasına gerek yoktur. Eskiyi hatırlayan, sezon öncelerinin bu güzel buluşmalarını özlemle ananlar artık anmasınlar efendim. Ne zaman ki bu şehirde basın - medya tekrar Adanalı'ların ve doğruların tarafına geçer, o zaman bu kupanın da bir anlamı olur.

Hiç yorum yok: