Ana içeriğe atla

"Sıcağıyla Acısıyla Adana Futbolu" - Bu Hafta Kitapçılarda!

3 yılı aşkın süredir üzerinde çalıştığımız Adana Futbolu kitabı, nihayet okuyucularla buluşuyor.

Kitap, birçok açıdan ilk niteliğinde: Gerek bu alanda ulusal çapta yayınlanan ilk eser olmasıyla, gerek İletişim Yayınları’nın Futbol Kitapları serisinde, takım değil şehir konseptiyle çıkacak ilk kitap olmasıyla, gerekse bir araya getirdiği isimlerle ayrı bir yere sahip.

30’dan fazla yazının yer aldığı kitapta, Ali Hoşfikirer, Nihat Geven, Ruhi Polisci, Coşkun Özarı, Turgay Renklikurt gibi eski kuşak; Güntekin Onay, Feridun Düzağaç, Kıvanç Koçak gibi popüler isimler ile tribünde, sahada Adana Futbolu’na emek vermiş farklı isimler bir araya geliyor. Kitapta, Adanaspor ve Adana Demirspor’la ilgili ayrı ayrı yazılar olduğu gibi, ortak konular ve yerel rekabete dair yazılar da bulunuyor.

“Sıcağıyla, Acısıyla” üst başlığı hem Adana’nın fiziksel durumuna hem de futbolunun ruhuna göndermede bulunuyor. Sıcak, Adanalılar için hem çekilmez bir durumu ifade eder hem de ironik olarak yaz mevsimi kışa tercih edilir, soğuk sevilmez. Yine acı, içerdiği soyut ve somut anlamı ile negatif bir imge iken Adanalı acıdan ve arabesk ruh halinden vazgeçemez, ne yemeklerinde ne de günlük hayatında. Böylece kitap sadece başarıları ve olumlu yanları değil, başarısızlıkları ve hali hazırdaki çıkmazları da konu edinmiş oluyor. Tıpkı sıcağın ve acının çift yönlülüğü gibi, kitap hem iyiyi-sevileni hem de kötüyü-çekilmezi içinde taşıyor.

Hazırlık sürecinde, bu alanda ilk kez böyle bir projeyi hayata geçirmenin sıkıntılarıyla boğuştuk. Bunları, en saf haliyle, Sunuş yazımızda dile getirdik. Bu sıkıntıları mümkün olduğunca aşmaya çalıştık. Muhakkak ki, iki ayrı kitap konusu olabilecek camiaları tek bir kitapta toplamak, bazı konuları ve isimleri dışarıda bırakmayı zorunlu kılıyordu. Öte yandan bizler, bu işin profesyonelleri değil, sadece gönüllüleri idik ve kişisel idealler doğrultusunda bu çalışmanın yükünü üstelendik. Dahası, kitap sadece Adana’da değil ulusal çapta yayınlandığı için, detaylardan ziyade konunun genel çerçevesine odaklandık. Ansiklopedik verilere değil, işin muhabbetine ve anılarına öncelik verdik.

Bu sebeplerle kimi eksiklikleri başlangıçta kabul ederek, 10-0’dan UEFA maçlarına, şampiyonluklardan, sembol isimlere, tribünden, sahaya, yerel rekabetten, dışarıdan gözlemlere kadar geniş bir çerçeveyi ele alıp yazıya dökülmesini sağladık. Eski kuşakla yeni nesli bir araya getirdik ve sonuçta 1930’lardan 2000’lere uzanan bir çizgide Adana Futbolu’na dair bir ilki gerçekleştirdik.

Kitapta belirttiğimiz gibi, başarı yazarlara, eksiklik ve hatalar biz derleyenlere aittir.

Keyifli okumalar…

Yavuz Yıldırım - Mustafa Uçar

Yorumlar

Jose Marti dedi ki…
Emeğinize sağlık arkadaşlar..
İlk fırsatta alıp okuyacağım..
Hüseyin A. dedi ki…
Sonunda işte sonunda bugünü bekliyordum... Ellerinize sağlık hemen bugün Adana'da bakacağım kitapçılara ama direk bir bayi adres verirseniz benim için daha kolay olur.
Adsız dedi ki…
Ev adresinizi verin evinize getirelim Hüseyin bey.Siz zahmet etmeyin.
mustava dedi ki…
perşembe kitapçılarda!
Adsız dedi ki…
abi elinize saglıkta abi bu kitabı nasıL alacaqız bı yardım edebılırsenız sewınırım abi
Okan Urker dedi ki…
Sizi çok seviyorum dostlarım,,, emeğinize sağlık.

Demirsporlu olmak gerçekten de bir ayrıcalık... Bu ayrıcalığı bizlere yaşattırdığınız için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
mstf ciki dedi ki…
ellerinize sağlık ilk fırstta kitabı alacagım... ilk fırsattada tüm tayfayla tanısmak isterim...
doğu demir dedi ki…
biz hemen kitaptan çıkar çıkmaz iki tane edindik...iletişim yayınları ile adana kitap fuarında tanışıp görüşmüştük ve böyle bir talebimiz olmuştu...o zaman kitap çıkmamıştı...kitap çıktıktan 6 ay sonra telefonla görüştük ve beklenenin çok çok altında bir satış olduğunu söylediler...mahcup oldum utandım...haklılardı...bir paket sigara fiyatına adana futbolunun ulusal bir yayın evinden kitabı çıkıyordu ve 2 milyonluk adanada bu kitap satılmıyordu...kitap çok da güzel bir kitap...eksiklikler olacaktır tabi ki...ama bu daha iyi kitapların önünü açacaktır.biz talep ettikçe onlar daha iyisini daha kapsamlısını basacaktır...lütfen eşimize dostumuza önerelim...hediye alalım...saygılar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ