Ana içeriğe atla

Güzel Bir Adam Göçtü Bu Diyarlardan... "I'm Here To Say Goodbye—Maybe Not Goodbye But Farewell"



Sir Bobby Robson "Ada Futbolu"nun belki de en iyi teknik direktörüydü ve de en cesurlarından biriydi. Futbolculuk kariyerinde sadece İngiltere'de oynadı 627 maçta 141 gol attı. Ama herkes onun en iyi futbolcu olduğunu değil ama en zeki oyunculardan biri olduğunu kabul etmişti. Üstelik çok centilmendi. Tam bir beyefendi ve bu aralar bizde çok kullanılan bir tabir olan "adam gibi adam" lafının belki de tek gerçek sahibiydi. Onun tabiriyle "In all my time as a footballer, I didn't win a thing." Tüm hayatım bir futbolcu olarak geçti ama hiçbir şey kazanamadım. Evet hiçbir şey kazanamamıştı ama bu onun çok iyi bir futbolcu olduğu gerçeğini hiçbir zaman gölgeleyemedi.

Futbolculuk kariyerinin bitişi ile teknik adamlık kariyeri başlamış oldu. 1968 yılında eski takımı Fulham'da başlayan kariyerini İrlanda Cumhuriyetinde danışman olarak sonlandırdı. Çok büyük bir teknik adamdı. Belki de en iyisiydi. Fulham'daki teknik adamlık kariyeri Fulham'daki futbolculuk kariyerine benzemişti zaten kısa sürmüştü ama 1969–1982 arasında Ipswich Town'da FA Cup ve UEFA kupasının sahibi olmayı başardı. 1982–1990 yılları arasında ise İngiltere Milli Takımının başındaydı. 86 dünya kupasında Maradona'nın eli olmasaydı belkide şampiyon olacaktı.Hatta Maradona'nın "Tanrının eli attı" dediği gol için "O Tanrının eli değildi. O sadece bir ahlaksızın eliydi. Tanrının böyle bir şeyi onunla yapmaya ihtiyacı hiçbir zaman olamaz... Bugün Maradona gözümden sonsuza kadar düşmüştür" demişti. Onun yönetimindeki İngiltere bizi iki defa 8-0, bir defa da 5-0 yendi. Bu bizi her ne kadar üzecek olsa da futbol futboldur en nihayetinde, iyi adam diye bizi yenmeyecek değildi ya.



1990-1992 arasını PSV'de geçirdi, iki defa şampiyonluk kupası kaldırdı. 1998-1999 arasında bir defa daha PSV'ye gittiyse de başarılı olamadı. 1992-1996 yılları arasında Portekiz'deydi. İlk iki senesini Sporting'de geçirdi ama son sene Portekiz kupasını kaldırdı. Ne hikmetse ertesi iki sene ezeli rakip Porto'daydı, iki sene üst üste lig şampiyonu oldu. Efsane adam bu başarıları üstüne kendini bir anda Katalunyanın başkenti Barcelona'da buldu. Orada da başarıları devam etti.Gelir gelmez ayağının tozuyla İspanya Kral Kupasını kaldırdı. Copa Del Rey ve ardındanda UEFA kupası. Ertesi sene "Futbol Mültecisi Büyük Adam" PSV'deydi ve 1999'da en son durak olan Newcastle United'da. Siyah-Beyazlı takıma geldiğinde soru işaretleri vardı. Çünkü milli takımdayken Newcastle efsanesi Keegan'ı kadrodan çıkarmıştı. Ama öyle olmadı. İnsanlık kazandı. 2004 ağustosuna kadar Newcastle'da kaldı. Hiç kayda değer başarısı olmadı Newcastle'da. Ama hala tüm futbol severler onu Newcastle ile hatırlar.

Sir Bobby Robson gittiği her takımda efsane oldu. Çalıştırdığı her takımın adeta sembolüydü. Müthiş zekasına bitişik olan efendi ve yürekli tavırlarıyla taraflı-tarafsız herkesin gönlünde yer etti. Öyleki İngiltere'de hiç şampiyon olamamasına rağmen kendisine "Sir" ünvanı verildi. Günümüz endüstriyel futbolu içinde "Güler yüzlü bir dede" edasındaydı.

Toprağın bol olsun Robson Dayı... Seni hep o güzel sözünle anıcaz; "I'm here to say goodbye—maybe not goodbye but farewell (hoşçakal demek için buradayım-belki hoşçakal değil ama elveda)".

Yorumlar

aLiSqo dedi ki…
Allah rahmet eylesin Robson Dayı.

Ünlü Tiyatro Sanatçımız Aykut Oray içinde bir yazı girilmesini bekliyordum ben şahsen.

Ruhun Şad Olsun Adam Gibi Adam Aykut Oray

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir