Ana içeriğe atla

"Çile"

Uzunca bir süredir, kendisinin "hayatımın sınavı" olarak tanımladığı bir mevhum nedeniyle Onur kardeşimizle görüşemiyoruz. Bugün itibariyle sınavı başladı Onur'un. İlk aşama 3 gün sürecek, yazılı. Ardından mülakata alacaklar. Ben biliyorum ki Onur, çatır çatır yapacak gelecek hepsini. Bu "çile" bitecek, biz rakılarımızı kaldırıp karşılıklı, Müzeyyen'e eşlik edeceğiz "Çile" Bülbülüm'de...Haydi Onur, yüklen! yüklen!!!

tdk.gov.tr'ye göre;

Murakıp:
1. Denetçi.
2. Tanrı'ya bağlanarak çile dolduran kimse

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Mesleğim gereği "murakıp" larla baya içli dışlıyız...Daha doğrusu yetkilim öyle...Zor insanlar... :))Acayip detaycılar...Çok uyuz etmişlikleri var bizi...

Kolay gelsin arkadaşa :))) Başarılar...
geyik1940 dedi ki…
Başaracağından zerre şüphem yok. Allah zihin açıklığı versin:D
secher dedi ki…
bizLer inandık
onur da inansın
bizim için
çiLeye goL atsın !!

mavi bizde, Lacivert sende ..
başarıLsın sınav buLuşsun renkLer ..
taylan solgun dedi ki…
onur kardeşim başarılar diliyorum..kolay gele..
Ati dedi ki…
Allah yardımcın olsun kardeşim:)
Jose Marti dedi ki…
Çok çalıştın,
hak ettin,
iyi haberlerini duyalım,
kolay gelsin kardeşim..
göktuğ dedi ki…
Başaracağından şüphem dahi yok abi. Çekilen çilelerin karşılığı gelecektir...
mustava dedi ki…
onur kardeşim şu işi hayırlısı ile bir atlatsın, resimdeki sofradan kuracağım ona, söz! :D
geyik1940 dedi ki…
Yalnız Onur'a mı :D
mustava dedi ki…
kusura bakmayın sayın geyik ama şimdilik yalnız onur'a. :D

eylül ayında tüm tayfaya inşallah ;o)
secher dedi ki…
Ankaraya otobüs istiyoruz .. !! bu sofra sadece tayfayla sınırlı kalmasın da istiyoruz .. hatta kimde bizi dışlar malum takımlıdır diyesimizde geliyor ama, demiyoruz :)
geyik1940 dedi ki…
O fotoğrafı gözünü kırpmadan bloga koyan Vertumnus'u ve zalımca (:D) vaadlerde bulunan mustava'yı, onlarca günahsız insanın iştahını bu denli kabarttıkları için kınıyorum:)))

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ