Ana içeriğe atla

Mondiali Antirazzisti Pankart 2

Adana'dan müthiş bir hevesle beklediğimiz pankart geldi. Az önce kargodan teslim aldım. Sadece şunu söyleyebiliyorum pankartın canlı halini görmüş biri olarak: MUHTEŞEM !!!

Bu pankart için ne kadar teşekkür etsek az. ŞİMŞEKLER GRUBU'nun tamamına, pankarttan emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. Sayenizde gerçekten İtalya pankart görecek.

Pankartın genişliği yaklaşık 2 metre, uzunluk 14 metre, ağırlık 7 kilo. Tamamı el yapımı, el emeği, göz nuru...

Maalesef bu pankarta yakışmayacak kadar kötü fotoğraflar çekebildim çünkü yanımda yalnızca cep telefonu vardı. En kısa zamanda düzgün bir makineyle çok daha güzel fotoğraflarını atarım. Şimdilik merakları gidermek amacıyla koyuyorum bunları buraya...

Ellerinize, emeğinize sağlık...

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
Deniz'e ve emeği geçen tüm arkadaşlara, çok teşekkürler; var olun!
aLiSqo dedi ki…
Muhteşem oLmuş. eLLerinize sağLık.. ßitane 5 Ocak'a da Lazım ßundan.
geyik1940 dedi ki…
Tek kelimeyle kusursuz. Emeği geçen herkese teşekkürler.
Semt Aşığı dedi ki…
ırkçılık yapıp türk liderin fotoğrafı olsaydı keşke diyim bende ozmana :D
MiTo1940 dedi ki…
Kendime saygısızlık yapıyorum... ve Pankart süper olmuş diyorum... Üzerindeki şahsın resmi dahil... ;)
Adsız dedi ki…
Mükemmel olmuş.Bundan birtanede hermaç 5ocağa lazım:)
sananeyav dedi ki…
çok güzel olmuş gerçekten emeğinize sağlık.

İzmirden sevgiler...
Adsız dedi ki…
"Hasta Siempre" dövmesine sahip biri olarak çok beğendim, bayıldım..

Bana versenize...:)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...