Ana içeriğe atla

Her Şey Senin Uğruna - 9

Gri Ankara’dan masmavi bir yumruk gibi kenetlenmiş ailenle çıkarsın yola.. hafiften beste girme çabaları olur ses kontrol çalışmaları başlar.. gidilen deplasmanın tabelasındaki kalan kilometre sayısı düştükçe sesler oturmaya güçlenmeye mavileşmeye başlar…

Her şey senin uğruna
Katlanmak boyun borcu…

Şehrin girişinde polisler merhaba der önce : ) Ankara tayfası olduğumuzu duyunca bir güven oluşur kendilerinde bize karşı ancak otobüsün içinde elinde takoz olan Adanalıların olduğundan bihaberdirler : ) İnanarak haykırmaya başlanılır otobüse dönüldüğünde daha önümüzde haykırmamız gereken 90 dakika olduğunu umursamadan.

Şampiyon olacaksın
Başka yolu yok bunun…

Gidilen deplasmanın en güzel mekanlarında yemekler yenir mekanı maviye boyarcasına girilen usul bestelerle... sanki masmavi sevdamızı haykırmamız için yapılmış olan o basamaklı betonlarda bütünleşiriz.. aile oluruz bir oluruz tek oluruz yumruk oluruz.. masmavi noktalar birleşir deniz oluruz.. o öyle bir denizdir ki dosta güven düşmana korku salar.. dalgalanır 90 dakika omuz omuza o deniz.. ahhh o deniz!

Her şey senin uğruna
Katlanmak boyun borcu…
Şampiyon olacaksın
Başka yolu yok bunun…

Harbiden çok özledik!!!

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!