Hepimizin dile getirdiği gibi,şirketleşme UEFA tarafından er ya da geç bütün klüplere dayatılacak. Bu şirketleşme burada bahsettiğimiz gibi 2 türde olabilir, ya tek kişiye el bağlayacağız ya da halkın takımı olduğumuz gibi halka arz edileceğiz. Yeni statü bir bakıma bu geçişin zorlaması gibi de görülebilir. Bu seneye kadar genelde 5 grup halinde ayrım yapılırken aynı bölgenin takımları bir grupta toplanıyordu. Biz de ya doğu ya da ege grubuna dahil oluyorduk. Yol masrafları daha az oluyordu nispeten. Yeni statüyle beraber , gruptan çıkmak için 1/15 şans var, takım sayısı aynı hemen hemen ama daha dişli mücadele olacak. Yol masrafı artacak , daha lokallikten uzak bir lige adım atılıyor. Bunun faydaları da olacak zararları da, ilk geçiş senesi acaba şirketleşenlere mi yarayacak. Belirli zamandan sonra yeri garantileşen, ve şaibe karışacak klüpler olmayacak mı??
Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...
Yorumlar
Fenerbahçenin yeni bir stad yaptırması ve bilet fiyatlarındaki düzenlemesi, kulübün artık yürek bağından ziyade maddi bağ sahibi insanları kulüp taraftarı olarak görmek istemesinden kaynaklı.
Los Galacticos örneği bu konuda güzel bir emsal teşkil ediyor. Futboldan ziyade isim, taraftardan ziyade fan, tezahürattan ziyade forma satışı vb...
Bu noktada aslında herkesin ortak olduğu nokta kulüp ile aradaki bağın satın alınan lisanslı ürün ile doğru orantılı olarak görülmesi düşüncesine karşıtlıktır.
Demirspor olarak halkın takımı diyoruz kendimize, edip akbayram ile canlandırıyoruz tribünü, grup yorum türkülerinden besteler yapıyoruz, daha muhalif, hayata alışagelmişin dışında pencerelerden bakan bir taraftar profili çiziyoruz. Aslında bizim karşı olduğumuz şey sadece futbolda veya sporda değil sistemde 90' sonrası oluşan son ekonomik dalga ile hayatımızın her alanında ekonominin başat aktör olması.
Nihayi olarak söylenmesi gereken daha çok şey var ancak halkın takımı apoletini sadece stada asılan bir pankart ile değil, duruşumuzla, hayatı algılayışımızla ve söylemlerimizle ayakta tutmamız gerekir. Şirketleşme süreci mutlaka demirsporu da bulacak ve vuracaktır. Bu süreç içerisinde ki tavrımız da yine bahsettiğim "halkın takımı" şiarı üzerinden olmalıdır.