Ana içeriğe atla

Perşembe Konukları #11 : Münevver Yozgatlı "Cim-Cim-Cim! Dal-Dal-Dal!"

-------------------------------------------------------------------------------
Her hafta Perşembe günleri,"Perşembe Konukları" köşemizde demirgibiyiz@gmail.com adresimize o hafta gelenler içerisinden bir yazıyı, "konuk yazarımız"ın yazısı olarak blogumuza taşıyoruz. Tüm okurlarımız yazılarını demirgibiyiz@gmail.com 'a gönderebilirler.

Bu hafta Perşembe konuğumuz Münevver Yozgatlı, Demiryolcu bir aileden, demiryolu kültürüyle geçmiş bir çocukluktan geliyor. Bize yazdıkları, bu kültür adına kesinlikle çok değerli şeyler. Serkisof saatlerden, eskinin yaşatmamız gereken o güzel Cim-Dal'lı tezahüratına anılarda hoş bir yolculuk...

Münevver Hanım'a teşekkürlerimizle yazısını, eklediğimiz görsellerle yayınlıyoruz. Kendisi, çocukluğunda dedesiyle gittiği maçlardan söz etmiş, bizim de geçen yıl GOP deplasmanında aynı onun çocukluğu gibi bir konuğumuz vardı, aşağıda fotoğrafı görülebilir...Demiryolculuk, kuşaktan kuşağa, dedelerin, babaların, annelerin kucaklarında sürüyor!

-------------------------------------------------------------------------------
CİM-CİM-CİM! DAL-DAL-DAL!
Münevver Yozgatlı


Merhabalar,

Blogunuzu arkadaşlarımdan gelen bir maille keşfettim. Hem futboldan bahseden, hem demiryolcu, hem de kadın haklarını savunan bir grup Adana Demirsporlunun varolduğunu öğrendiğime ilk anda nasıl sevindiğimi anlatamam. İşte dedim, bunlar bizim çocuklar. Bir süredir vakit bulabildikçe takip ediyorum sizi. Perşembe yazılarınızı da mutlulukla okuyorum. Bazıları konular hakkında bilgim kısıt elbette, uzun süredir yazmayı düşünüp ertelememin sebebide bu. Ancak en sonunda bugün ben de kendi bildiklerimi yazarım diyerek oturdum bilgisayarın başına. Yayınlarsanız, artık son kuşaklarından olduğumu düşündüğüm demiryolculuk kültürünü yaşatmaya çalışan sizlere ufak da olsa bir katkım olur belki.

Demiryollarında uzun yıllar kondüktör olarak hizmet vermiş bir dedenin torunuyum. Çocukluğumun önemli bir kısmı hem gerçek hem oyuncak trenler arasında geçti. Dedem, kurum olarak TCDD’ye gönülden bağlı olduğu için futbolu çok sevmese de beni elimden tutup Ankara’daki maçlara götürürdü. O zamanlardan bende oluşan bir Demirspor izlenimi var. Bana çocukluğumda (ve aslına bakarsanız hala da) çok naif ve çok komik gelen “Te Cim Dal Dal !” tezahüratı vardı Demirsporun o zamanlar. Şu an hala kullanılıyor mu bilmiyorum. Dedem de zaman zaman TCDD’den bahsederken alışkanlıktan olsa gerek harflerin Arapça karşılıklarıyla kuruma Te Cim Dal Dal olarak hitap ederdi. Bugün tribünlerde edilen küfürlerin yanında eski zamanların bu sloganının son derece medeni ve hoş durduğu kesin. Umarım bu gelenek devam ediyordur.

Dedeme ilişkin hatırladığım bir başka ayrıntı da, sürekli kurcalamak istediğim cep saatiydi. Çocuk halimle aklıma başımdan alan hep ulaşmak istediğim bu saat düşlerimi süsleyen en büyük oyuncaktı benim için. Evde olduğu ve üniformasını giymediği zamanlarda dikkatli olmam şartıyla bir süre oynama hakkı elde ederdim. Kırmızı, cepli bir süveterim vardı. Saati dedemden alır almaz onu giyer, aynı dedem gibi cebimden çıkarıp çıkarıp bakardım. Bu saatler tüm demiryolu çalışanlarına dağıtılmıştı sanırım. Dedem, o dönemin ulaşım koşullarında demiryolcuların mutlaka dakik olmaları gerektiğini söylerdi. Saatler istasyonlardaki büyük saatlere göre ayarlanarak itinayla kurulur, geri kalmamasına dikkat edilirmiş büyük bir özenle. Büyüdüğümde bu değerli saati dedem elleriyle hediye etti bana. Serkisof marka, kapağında bir lokomotif işli içerisinde TCDD amblemi bulunan Sovyet yapımı harika bir saat. Halen bende duruyor.

Yıllar geçti büyüdüm, evlendim. Şimdi bir oğlum var, dedemin ismini taşıyan. Oyuncak trenlere bayılıyor, Serkisof’u bulduğu zaman katiyen elinden bırakmıyor. Hızlı trene binmek istiyor ama ben henüz güvenemiyorum bu hükümetin yaptığı bir hızlı trene. Devrim Arabaları filminin cdsini aldım. Biraz daha büyüyünce izleteceğim ona. Ve filmi izleyecek kadar büyüdüğü zaman olurda takım tutmaya kalkarsa ona sizleri örnek göstereceğim ve onu Demirsporlu yapacağım. Futbolla olan ilgim Te-Cim-Dal-Dallarda kalmış olsada meslek liseleriyle, bu ülkeye kattığı teknik yeniliklerle, spor kulüpleriyle, dakikliği simgeleyen cep saatleriyle, aklıma gelen gelmeyen her uzantısıyla bir kültür olan demiryolculuğa o da dahil olsun. Bu ülkenin ilk arabasını, ilk motorunu hep bizler yaptık. Bu ülkenin tüm hasret kalanlarını bizler binlerce özveriyle kavuşturduk birbirlerine. Bu ülkenin spor alanında bizler olduk. Bu ülkenin aydınlık yüzü, cumhuriyetinin modern temsilcileri ve bekçileriyiz biz. Yolunuz açık olsun çocuklar, siz her maça gidişinizde ben arkanızdan bağırıyorum

Cim-Cim-Cim !
Dal-Dal-Dal !
Te-Cim Dal-Dal-Dal !

Yorumlar

mustava dedi ki…
İçten sözleriniz, şahane yazınız için çok teşekkürler Münevver hanım. Ben de Demiryolcu bir dedenin torunu olarak ayrı bir duyguyla okudum yazdıklarınızı.

Demiryolculuk devam edecek ve biz bu güzel Cumhuriyetin "Demiryolu Çocukları" olarak bize miras kalanı hem koruyacağız, hem de gelecek nesillere aktaracağız.

Tekrardan çok teşekkürler ve ellerinize sağlık Münevver hanım.
geyik1940 dedi ki…
Çok büyük bir keyifle okudum yazınızı. "Sizin bildikleriniz" bize yepyeni şeyler öğretti, teşekkür ederim.
Onur BİÇER dedi ki…
Münevver Hanım yazınızı daha mailimize düşer düşmez heyecanla okumuş ve duygulanmıştım. Üzerinden geçen zaman içinde tekrar okuyup tekrar duygulandım. Ellerinize sağlık.

Oğlunuz biraz daha büyüsün, onunla birlikte bağıralım stadlarda...

Aydınlık yarınlar dileğiyle...
Hüseyin A. dedi ki…
ablacım ellerinize sağlık,
yazdıklarınız bizi gerçekten maziye götürdü...
Anonim dedi ki…
bende de var dede yadigarı cep saatlerinden... ama genellikle onlarda TCDDY olarak yazılıyor kurumun kısaltması...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill