Ana içeriğe atla

Dünyanın Tüm Demirsporları - 3 : FK Željezničar

Madem ki dünyanın neresinde olursa olsun “içinden tren geçen kentleri de başka bir severim, onların Demirsporlu olma ihtimalleri mutlaka vardır..." diyoruz, madem ki Demiryolculuk kültürünün önemli parçalarından birinin demiryollarının spor kulüpleri, bir başka deyişle Demirsporlar olduğuna inanıyoruz, madem ki tüm Demirsporları kan kardeş görüp, tüm Demirsporları seviyoruz, o zaman dünyanın geri kalanında kalan tüm Demirsporları daha yakından tanımanın vaktidir şimdi…Yolumuz Balkanlar’a düşüyor bu kez.

Öncelikle işe FK Željezničar’ı dilimize çevirmekle başlamakta fayda var. Kulübün tam adı “Fudbalski Klub Željezničar Sarajevo”. Željezničar, Boşnakça’da “Demiryolu İşçisi” anlamına geliyor. Bu durumda Saraybosna Demiryolu İşçileri Futbol Kulübü ya da kulağa daha hoş gelen haliyle Saraybosna Demirspor demekte herhangi bir mahsur yok. İlla ki orijinal ismini kullanmak isteyenlere Željezničar ‘ın “Jeljezniçar” olarak telaffuz edildiğini, taraftarlarının kısaca “Željo” dediklerini de hatırlatalım.

1921 yılında Saraybosna’da demiryolu işçileri tarafından kurulan kulüp, ilk yıllarında etnik köken farkı gözetmemesi ile tanınıyor. Dünya coğrafyasının belki de en kozmopolit alanlarından birinde yer alan Saraybosna’nın Željezničar öncesi spor kulüpleri genellikle belli bir ırka kendilerini adamış kulüpler olarak ortaya çıkıyor. Haliyle, bu kökenler dolayısıyla özellikle maddi anlamda daha rahat destek bulabiliyorlar. Željezničar ise, ayakkabı ve top alabilmek için dans geceleri organize ediyor.

Külübun arması, bizim de takımımızın armasında kullanmakta olduğumuz, dünyada demiryollarının ortak simgesi olan “demir kanatlı buden” ve mavi fondan oluşuyor. Mavi-beyaz ana renkleriyken, mavi-lacivert de sıklıkla kullandıkları bir diğer forma renkleri oluyor.

Takım ilk göze çarpan başarısını 1946 yılında kazanıyor. Bosna Hersek Ligi Şampiyonu olarak, Yugoslavya Şampiyonluğu için Bosna Hersek’in temsilcisi olma ünvanını kazanıyor. Bu tarihten sonra 1970’lere dek sürecek olan kulübün karanlık dönemi başlıyor. Tito idaresindeki Komünist Parti yönetimi, Saraybosna’da yeni bir takım kurduruyor. Blogda daha önce söz ettiğimiz FK Sarajevo(tıklayınız) tam da Željezničar’ın Bosna Hersek şampiyonu olduğu 1946 yılında kuruluyor. Hükümetin “çalışmalarıyla” Željezničar’ın iyi futbolcuları FK Sarajevo’ya “kaydırılıyor.” (Demirsporların kaderleri gerçekten benziyor…Adanaspor’a bedelli/bedelsiz verilen nice Demirsporluyu hatırlıyor insan) Bunun üzerine Željezničar küme düşerken, FK Sarajevo hayli başarılı hale geliyor. Ancak takım, küme düşmeye rağmen direniyor. Bir süre inip çıkmanın ardından 70’lerle beraber yeniden kendini buluyor.

1971 – 72 sezonunda Željezničar, Yugoslavya 1.Ligi Şampiyonu oluyor. 1984-1985’e gelindiğinde UEFA Kupası’na katılan Željezničar, yarı finale dek yükseliyor. Yarı final ikinci maçının son 2 dakikasına dek finali getirecek skoru yakalayan demiryolcular, bir son dakika golüyle Macaristan’ın Videoton takımına elenerek, finalde Real Madrid’in karşısına çıkıp kupaya yürüme şansını kaybediyor.

Araya insanlığın yüz karası o savaş giriyor…Yıllar geçiyor, 1997 – 1998 sezonundan itibaren Bosna Hersek Premier Ligi oynanmaya başlıyor bağımsız Bosna’da. Željezničar, ligin en iddialı ekiplerinden biri haline geliyor. Bosna Hersek’in ilk şampiyonu oluyor. Halen, kazandığı 3 şampiyonlukla, Bosna Hersek Premier Ligi’nde en çok şampiyon olan takım ünvanını elinde bulunduruyor. 1997’den bugüne takım, 3 defa da Bosna Hersek Kupası’nı kazanma başarısını elde ediyor.

Takım, maçlarını yaklaşık 20,000 kişi kapasiteli Grbavica Stadium’unda oynuyor. Stadyumun yapımında işçilerle beraber takımın taraftarları da çalıştıkları için, stadyumlarına ciddi bir bağlılık duyuyorlar.Grbavica Stadium’un hem güney hem de kuzey kale arkasında tek bir tribün grubu yer alıyor: “Manijaci”…İngilizce “The Maniacs” diyorlar kendilerine, Türkçe “Manyaklar” anlamına geliyor. Grup, 1987’de kuruluyor ve bu sebepten TM 87 olarak da anılıyor.

Bizim Anavarza’mız gibi onların da “TM” isminde bir fanzinleri mevcut. 2.lige düştükleri dönemlerde bile ortalama 10,000 seyirciye oynuyorlar (Demirsporlar gerçekten benziyor birbirine…) Tribünlerinde bir de “South Blue Ladies” – “Güneyin Mavi Leydileri” var, The Maniacs’ın içindeki kadın taraftarlardan oluşuyor ve mavi renkli Şirine’yi sembol olarak kullanıyor.

Ezeli rakipleri, yukarıda da bahsettiğimiz şehrin diğer takımı FK Sarajevo elbette. Saraybosna derbileri, görülmeye değer güzellikte oluyor. FK Sarajevo için şehrin nispeten daha zengin kesimlerinin tuttuğu bir takım denilebilir, bu nedenle FK Sarajevo taraftarına “Pitari” - “börekçi” denilirken, bizim Željezničar taraftarına parasızlıktan yalnızca çekirdek alabildikleri için “Košpicari” – “çekirdekçi” deniliyor. Ancak bu anladığımız anlamda tribüne maç izleyip çekirdek çitlemeye gelen taraftar manasıyla kullanılmıyor zira Bosna’nın en ateşli taraftar grupları arasında yer alıyorlar. Adana’dakine benzer bir biçimde Saraybosna için de “Saraybosna, Demirsporludur” denebiliyor zira Željezničar taraftarları durumu şu sloganlarıyla özetliyor; “Sarajevo, bir coğrafi bölge adıdır…Željezničar ise bir felsefe”

Kulüp, futbolla öne çıkmakla beraber, birçok diğer dalda da mücadele vermekte. Hentbolda 1978 yılında Yugoslavya Şampiyonluğu, kadınlar basketbolda 1971 Yugoslavya, 9 defa Bosna Hersek Şampiyonluğu elde etmelerinin yanısıra, satranç, kayak, halter, bowling, masa tenisi, judo, atıcılık, dağcılık dallarında takımlara sahipler. Erkekler basketbol, atletizm, motor sporları, boks ve güreş şubeleri ise savaş döneminde kapanmış ve yeniden açılamamış.

Son olarak, tribün görüntüleriyle sizi başbaşa bırakmadan önce, daha fazla bilgi edinmek isteyenler için linkleri vereyim… FK Željezničar’a, bir başka deyişle Saraybosna Demirspor’a başarılar dileyerek bitireyim…

http://www.fkzeljeznicar.ba
http://www.kkzeljeznicar.ba
http://themaniacs.org
http://www.fkzeljo.com
http://bosnafutbolkulturu.blogspot.com

Yorumlar

yavuzy dedi ki…
"Sarajevo, bir coğrafi bölge adıdır…Željezničar ise bir felsefe" işte bu!
ALİ DURAN dedi ki…
Taraftar grubun adı da manidarmış; Manyaklar...

Demiryolu takımlarının normal seyircisi olmamalı zaten; müptelası olmalı, manyağı olmalı...

Yaşasın Demiryolu takımlarının kardeşliği...

ALİ DURAN
kebabman dedi ki…
Bizim eski kaleci Arno'nun yetistigi ve bize gelmeden once senelerce oynadigi takim.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Sezon Değerlendirmesi-I

 Sezon sonunda genel bir değerlendirme yapma zamanı; daha sonra oyuncular için de ayrıca bir yazı düşünüyorum.  28 yıl sonra yükseldiğimiz Süper Lig'te beklediğimizin üstünde bir performans sergilediğimiz açık. Ama bir yandan da sezon içindeki yükselişleri düşündüğümüzde sezon sonunda buruk bir tat var ağzımızda. Daha iyisi olabilirdi fikri... Son 6 haftada 5 mağlubiyetle başaltından orta sıralara savrulmak can sıktı. Geçen sezon şampiyonluk yolunda çok iyi ilerleyen haftalar, bu kez Süper Lig'te, "neyse bu kadarı da yeter" günlerine dönüştü.. Yine de Başkan'ın sezon içinde ifade ettiği ilk 10 hedefini gerçekleştirmiş olduk. 38 maçlık sezonu 15 galibiyet 10 beraberlik 13 mağlubiyet; 60 atılan ve 47 yenen gol ile 55 puanla 9. sırada tamamladık. 24. haftada 3. sıraya kadar yükselmişken sert bir düşüş oldu. Son haftadaki 7-0'lık Göztepe galibiyeti gol sayısını uçurdu. Balotelli 5 golle yıldızlaştı ve bir maçta en çok gol atan yabancı oyuncumuz oldu. Bu sonuç kend