Ana içeriğe atla

Yerel Seçim Mevzuu...

Metin Gül'ün (sitesindeki-tıklayın) yerinde tespiti ve hatırlatması ile, "hesap soracağız" sloganımızın, seçim ayağı geldi çattı. Blogta yerel seçim mevzuuna çok yoğun eğilmedik, çünkü adaylar futbola ve spora dair kayda değer fazlaca söz etmediler. Yine de birkaç noktada bize dokunduğu kadarını aktardık sizlere.(şu yazılara göz atabilirsiniz: Mehmet Ali Bilici'nin sözleri, şimdiki ve eski başkanlarımızın siyasi adaylıkları, Aytaç Durak'ın saçtığı paralar ve parti değişikliği)



Yerel seçimlerin, tüm memleket sathında genel seçim havasına bürünmesi, tabii ki Adana'yı da etkiledi. Adaylar, çoğunlukla proje ve planlarıyla değil de siyasi arenadaki pozisyonlarıyla öne çıktı. AKP'nin tek parti hüviyetine büründüğü siyasi atmosferde, bu durum biraz da kaçınılmazdı.

Adana'nın son 15 yılına damga vuran ve tıpkı memleket sathındaki siyasi irade gibi, yerelde "tek adam" konumuna gelen; hatta iktidar partisine bile kafa tutup, "parti değil benim adım seçilir" diyen Aytaç Durak, anketlerde yine önde görünüyor. Kanımca Demirspor'un aynı dönemdeki gerilemesinde bilinçli ve sistematik etkisi olan Durak, seçilirse kişisel gücünün zirvesine ulaşacağı için, Adana takımlarını ve tabii ki özellikle Demirspor'u peşinden sürüklemeye-kendine muhtaç etmeye devam edecek. "Siyasi etik" ifadesi lügatında yer almayan Durak'ın neler yapabileceğini önceden kestirmek güç. Ama bugüne kadar neler yaptığı bize az çok ipucu veriyor.



Bir Demirsporlu, sırf takım sevgisinden ötürü vereceği oyu değiştirir mi bilinmez. Ama Demirsporlu seçmen, sandık başında, çok sevdiği takımının yaşadığı düşüşün hesabını da yapacaktır diye düşünüyorum. Çünkü Demirspor'un düşüşü, kentin düşüşünden ayrı tutulamaz.

Demirspor kongresinden önce, "Anti-Aytaç koalisyonu" önermiştim. Küskünlerin ve "Aytaç Durak olmadan da bu takım yönetilebilir" diyenleri işbirliğine çağırmıştım. Bu çağrı yankı bulmadı, bu yönde bir birlik gerçekleşmedi. Şimdi seçimler öncesi de siyasi partiler arasında böyle bir bütünlük sağlanamadı. Bu manzarada, Durak'ın şansı biraz daha artıyor.

Ben Ankara'da, siyasi eğilimimden ziyade, "Gökçek gitsin" diyerek oy kullanacağım. Umarım Adana'da benzer şekilde "Aytaç gitsin" koalisyonu başarı gösterir.

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Ankara'da Gökçek, Adana'da Durak ve Azim Öztürk gitmeli bu seçimlerde. Aytaç Durak'ın seçilmesi Adana ve Demirspor'un 5 yıl daha kaybedeceği anlamına gelir.
Adsız dedi ki…
O zaman 5 yıl daha kaybetmeye şimdiden kendinizi hazırlayın. Maalesef...
Adsız dedi ki…
Aytaç Durak istemezse o koLtuğa başkası oturamaz.Maalesef...
Adsız dedi ki…
Neymiş bu Aytaç Durak,umudu bile köreltmiş,anlayamadım.Maalesef...

Cem
Adsız dedi ki…
Tecavüz kaçınıLmaz,
artık zevk almaya bakacağız.Maalesef...

Danyal Topatan

Bu blogdaki popüler yayınlar

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir

Altay: 1 - Adana Demirspor: 3

 Ne bir skorla harika bir deplasman galibiyeti! Alt sıramızdaki rakibe geçit vermemek kadar bir yandan da uzun süredir Altay'a karşı devam eden şansızlığımızın kırılması açısından süper! Yıllardır Süper Lig deyince aklımıza gelen son maç/son yenilgi ile hafızamızda yer eden Altay, 1. lig maceramızda canımızı sıkmaya devam etmişti. Geçen sezon iki maçta da yenilmiştik. Galibiyetin bu açılardan da çeşitli anlamları var. Aslında ilk yarıda kopabilecek maç, ikinci yarının başında yenen golle can sıkıcı bir hale geldi ama arka arkaya bulduğumuz iki golle rahatladık. Yunus yine kilidi açan vuruşla üçüncü golüne ulaşırken, Assambalonga ligte 5'ledi; Akintola da geçe sezonki performansını hatırlatan güzel bir vuruşla ikinci golünü attı.  Takım kolay gol yemezse bir şekilde maç içinde toparlamayı başarıyor. Bir kez daha ilk golü attığımız maçta puan aldık. Alttaki takımların yenilmesiyle beraber ligin orta sıralarına daha güvenle tutunmaya başladık. 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ