Ana içeriğe atla

Klasman Grubu 10.Hafta "Bir Avuç Gökyüzü"

Uzun zamandır ilk defa her şeyin yolunda gittiği haftalardan biri oldu diyebilirim. Kebap ve Şalgam Günü'nün uğuru mudur, Mustava'nın Afyon maçı öncesi Judas Priest aracılığıyla tuttuğu "bu maçtan sonra her şey iyi olsun" dileği midir sebebi bilmiyorum...Denizli, Akhisar, Turgutlu üçü de puan kaybetti, biz galip gelince bir sıra yükselmiş olduk. Bu hafta Turgutlu bay geçecek, alacağımız bir galibiyet, maç fazlasıyla da olsa bizi 2.sıraya taşıyacak, psikolojisi bile önemli bir kazanım takımı 2.sırada görmenin.

Çetin Altan'ın "Bir Avuç Gökyüzü" isminde, olağanüstü bir romanı var (o kadar öyle ki insan Çetin Altan keşke sadece roman yazarı olsaymış diyor :)) Romanda sürekli olarak "umut" verilen ancak bir türlü o umudu gerçekleştirilmeyen bir kahraman var...Bunun nasıl bir delirme seviyesine varabileceğini sayfa sayfa hissediyor insan...Kahramanımız, sürekli bir avuç gökyüzünün peşinde...

"Kafana göre" yapma Adana Demir, umut verip ardından kahretme artık...İşkencelerin en büyüğü bu...Artık yap numaranı, koy ağırlığını, bitir bu işi...İnan, biraz olsun inan!

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Sevgili Vertumnus,
Dün Adana'da idim. Tabi Adana'da da Demirspor maçı olursa bütün programı iptal edip maça gitmemek olmaz. Maça gittim, ancak şu kadarını söyleyeyim ki, uzun zamandır bu kadar sıkıntılı bir maç izlemedim. İnanın ilk yarı adamlar biraz becerikli olsalar,devreyi 2-3 farklı mağlup bitirirdik.İkinci devre seyircinin de ateşlemesi ile takım biraz kendine geldi. 75. dakikada golü bulduk. Golden önce ve son ra da mutlak pozisyonları kaçırdık.Ancak adamların 89. dakika da bir atağı üst direkten dışarı çıktı. Maazallah o gol olsa idi olacakları düşünmek bile istemiyorum.Üstelik uzatma dakikalarında tüm stadyumun ıslık çalarak maçın bir an önce bitmesini istemesini hayretle izledim.Son olarak şunu söylemek istiyorum. Maç sonunda dışarıdan görenler şöyle bir baksa, ya Demirspor'un şampiyon olduğunu, ya da Türkiye Kupasında İstanbul takımlarından (FB-GS-BJK) birini elemiş zannederdi. O kadar abartılı bir kutlamayı ben doğrusu çok yadırgadım. Zamanında nice büyük zaferler görmüş birisi olarak alt tarafı Marmaris Belediye galibiyetinin bu şekilde kutlanması çok zoruma gitti.Yazıklar olsun ulu çınarı bu duruma düşürenlere.

Merih Güvenç
Adsız dedi ki…
yaa abii doğrusunda bu sune adam akılı topmu oynadılar sanki... bi maç yendik ikinci yarı ümit verici play-off lar için )ve yendikk sevindik yaa bırakın sevinelim yaa....

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla