Ana içeriğe atla

Çanakkale İçinde...

Bu gün 18 mart, Çanakkale şehitlerini anma günü.

Bir destan, bir zafer, bir efsane...

Yokluk içindeki bir milletin mücadele etmek zorunda bırakıldığı ölümüne düello. "Geçilmez" nişanını boğazın göğsüne takan insanüstü bir irade. Evet, bir zafer, bugün ve sonsuza kadar Türk'ün gurur duyabileceği bir zafer hem de.

Bir ağıt, bir hüzün, bir trajedi...

İnsanlığın gördüğü belki de en vahşi savaşlardan birisi. Ufacık bir karada bomba düşmeyen, kan ile sulanmamış noktanın bulunmadığı coğrafya. Göğüs göğüse süngü muharebeleri.

Kimi yerde tarafların birbirlerinin konuşmalarını duyabilecek kadar yakın olduğu siperler.

Kaybedilmiş (ölü-yaralı-esir-hasta) 500.000 insan.

Bunu tahayyül edebiliyor musunuz? İliklerinize kadar hissedebiliyor musunuz? On metre ilerinizde sizi birazdan vuracak ya da sizin birazdan vuracağınız, belki de süngü ile delik deşik edeceğiniz, edileceğiniz bir insan bekliyor.

Bugün, rahat yataklarımızda, konforlu arabalarımızda, ya da ölüm korkusu olmadan geçirdiğimiz sıradan dakikalarımızda eski bir türküyü yinelemekten öteye gitmiyor orada ölenleri anmak; iki taraftan hem de.

---

Bugün 18 mart, Çanakkale şehitlerini anma günü. İstiyorum ki, bugün Çanakkale'de iki taraftan da hayatını kaybeden herkes için üzülelim. İnsanlık adına yapmamız gereken budur.

Gazi Paşa'nın sözleriyle bitirelim...

"Bu Memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız.

Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yanyana koyun koyunasınız.

Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır."


Huzur içinde yatın kahramanlar...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!