Ana içeriğe atla

Başarısız Süreçlerin Bir Yansıması...

www.mavilacivert.com sitesinde eskiden bizim takımımızda oynayıp da şimdi başka takımlarda oynayan futbolculara ilişkin bir başlık açılmış. Bu başlıktan esinlenerek TFF'nin web sitesinden futbolculara ve oynamakta oldukları takımlara bakınca gördüm ki; başarısız geçen dönemler oyunculara da yansımış. Şöyle kallavi bir takıma oyuncu verememişiz. A milli takımın yanından geçemediğimizi herkes biliyordu da bu kadar da olmasaydı keşke diyor insan. Sonra yine yakın geçmişte Hürriyet gazetesinin efsane 11 seçmelerindeki aday futbolculara bakıyoruz.

Kalede Eser Özaltındere, stoper Fatih Terim, sol açıkta Hasan Şaş girmiş 44 kişilik aday listesine. Son 2 sezonda bizim kadromuzda yer alan futbolcularımızın şu anda oynadıkları takımlara bakınca ise cümlelerimiz yüklemsiz kalıyor:

Abdullah Kasım ARAS: Gaziosmanpaşa
Adil UYANIK: Düzcespor
Ahmet DALKIRAN: Ceyhanspor
Ali YILMAZ: Gebzespor
Alpago Cumhur AKBAY: Orduspor
Ali ÖLMEZ: Altay
Arafat TARHAN: Fethiyespor
Burak DENİZLİ: Manisaspor
Çetin DOĞAN: Kayapınar Belediyespor
Emrah BEDİR: Adanaspor
Emre GÜSAR: Körfez Belediyespor
Ergin ALTAY: Bucaspor
Erhan ÇATALÇAM: Diyarbakırspor
Fatih SEZER: Malatyaspor
Ferit Alper SALGIN: İstanbulspor
Hikmet Murat SALAR: Tarsus İdman Yurdu
İlker AVCIBAY: Manisaspor
Kadir BELLİBAŞ: Manisaspor
Kenan ASLANOĞLU: Bucaspor
Mehmet AKDEMİR: Darıca Gençlerbirliği
Mehmet DELİORMAN: Orduspor
Mehmet YILMAZ: Belediye Vanspor
Nezir NARİN: Altınordu
Özgür NASUH: Konya Şekerspor
Ramazan ALTINTEPE: Bucaspor
Serkan TURHAN: Malatyaspor
Ünsal AKA: Sakaryaspor
Veysi ÖZ: Kahramanmaraşspor
Yiğit İNCEDEMİR: Manisaspor

Diğer taraftan ne kadar az (!) futbolcu değişimi yaşamışız, değil mi? İşte başarının bir anahtarı da bu kadro istikrarında.

Yorumlar

Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Kadir Bellibaş, altyapımızda gelecek vadeden iyi bir kaleciydi. Milli takıma kadar yükseldi. Levent Eriş gördü, aldı, götürdü demek ki. İzin veren yöneticilerimizi de kutluyorum. Zaten kimden ne fayda gördük ki.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Yeni Sezon Başlıyor

2020-2021 sezonu bizim için bugün başlıyor. Geçen sezon hem alışık olduğumuz hem alışmaktan bıktığımız duyguları yaşadık. Son haftalarda yükselen ivmeyle ilk ikiye girip, beklenmedik bir beraberlikle play-offa kalmamız, sonra finale çıkıp yine son anda hayalkırıklığına düştüğümüz, umutlanıp kahrolduğumuz günler... 2008'ten beri yazdığımız bu blogta, başarıdan ziyade hep üzüntülerden bahsettik. Başarıya gidecek yolun kendimizce güzergahını anlatmaya çalışarak... Yıllar önce çok az kişinin dillendirdiği o noktalar, neredeyse şimdi herkesin fikir birliği ettiği konular oldu. Ama buna rağmen başarı gelmeyince de artık sinirler iyice geriliyor.  Sezon sonunda TFF'nin garabet kararları ile yine tartışmalı günler geçirdik. Düşmenin kaldırılması saçmalığıyla 21 takımlı hale gelen Süper Lig'e play-off finalisti Demirspor alınmalı mıydı? 3. tamamladığımız lig performansı, ligin en çok gol atan takımı olmak, penaltılarla kaybettiğimiz play-off finali gibi  pek çok nesnel gösterge, ill