Ana içeriğe atla

DSGL İzlenimleri

Birkaç yazı önce Vertumnus DSGL 16.hafta sonuçlarını girmişti. Ben de bu hafta canlı seyrettiğim Adana Demirspor - Gaziantep maçından bahsedeyim.

Malum, geçtiğimiz pazar oynanan Akhisar maçı için, bu maçta protest bir ses olabilmek adına Adana yollarına düşmüştük. Hazır cumartesi sabahı Adana'dayken ve süper gençler bu hafta içerdeyken onları seyretmemek olmaz dedim ve Kayhan Kaynak ve Kardeşleri Stadı yolunu tuttum.

Stadımızın adını söylemek gerçekten zor. Kısaca Kaynak Kardeşler deniliyor, halk arasında. Adana futboluna hizmet vermiş, ulusal bazda Adana ismine çok şey katmış bir aileye, hele de ölümlerle dolu bir trajediyi en kesifinden yaşamış bir aileye kesinlikle böyle köhne bir stat yakışmıyor. Birisinin adı eğer bir yere veriliyorsa amaç ismi verileni yüceltmek, onore etmektir, gelecek nesillere aktarılacak bir saygının ifadesidir bu. Yalnız Kaynak Kardeşler stadının bu işlevden çok uzak olduğunu üzülerek bir kez daha gördüm. Her yönüyle köhne bir stat görüntüsü hakim. Tribününden skor tabelasına, dış duvarından belki de en önemli kısmına - yani zeminine ciddi bir tadilat gerekmekte. Sadece amatör düzeyde maç yapılması buralara yatırım yapılmamasının bahanesi olamaz. Her yönüyle üzücü bir tecrübe, Kaynak Kardeşler. Bunun bir başka örneği de Muharrem Gülergin Stadı elbette. O da ayrı bir yazının konusu olmaya aday.

Stat ile ilgili bu girizgah ardından maça geçelim. Takım kadromuz şöyleydi : Kalede Ömer; defansta soldan sırayla Hasan, Uğur, Turgut, Umut; orta sahada Ergün, Mustafa, Rıdvan(K), Ferami; forvet Hakan, Erdim. Yedekten girenler ise Samet (Mustafa), Remzi (Hakan) ve İbrahim (Ergün).



İlk golümüzden hemen önce serbest vuruş hazırlığı


Ben statın açık kapısından içeri girdiğim an takımımız bir kontraatak geliştirdi, ve tahminimce günün yıldızı Ferami kaleci ile karşı karşıya kaldı. Ceza yayının hemen üstünde kaleci tarafından yere düşürüldü. Böylece kazandığımız serbes vuruşu yine Ferami gole çevirdi. Daha dakika 5 olmamıştı bile. İlk golümüzden 5 dakika sonra yine Ferami'den ikinci golümüz geldi. Bu devrede rüzgar bizden yanaydı, ara sıra da yağmur çiseliyordu. Üçüncü golümüz yine serbest vuruştan geldi. Bu sefer sazı eline alan Mustafa oldu; ceza sahasının sağ çaprazından ama ilk golden daha da uzak bir mesafeden güzel bir vuruşla golü buldu. Topun barajdaki oyuncuya çarpıp kalecinin erişemeyeceği bir noktaya gitmesini de es geçmeyelim. Yine de çok klas bir vuruştu. A takımımızın bir serbest vuruş golü için 4-5 sene beklediğini düşünürsek seyrettiğim iki gol gözlerimin pasını aldı diyebilirim.

3-0 öne geçmenin rehaveti ile Demirspor rakibe daha çok pozisyon verdi. Bu pozisyonların iki tanesinde golü kalemizde gördük. Gaziantep'in golleri 23 ve 30. dakikalarda geldi. Ne yazık ki iki gole de defans ve kaleci anlaşmazlığı sebep oldu. Gollerden sonra biraz toparlandık ve başka gol yemeden devreyi tamamladık.

İkinci yarı yağmur ve rüzgar hızını artırdı. Demirspor da vitesini yükseltti ve 61. dakikada bir penaltı kazandı. Penaltıyı Erdim gole çevirdi. Tam "bu iş bitti, artık korkulu rüya görmeyiz" derken 66. dakikada takımımız inanılmaz bir gol yedi. Hatta bu golü sadece Ömer'in hanesine yazmak gerek. Milli takıma kadar çağrılan bir kardeşimize hiç yakışmadı bu gol. Kesinlikle bugün Ömer'in günü değildi. Yine de gollere rağmen takımda göze batan isimlerdendi. Özellikle durum 4-3 iken karşı karşıya pozisyonda ayakları ile çıkarttığı top için dahi kendisini omuzlara alabiliriz.

Penaltı atşımız esnasında



Günün finalini 90+1 de attığı golle maçın yıldız ismi Ferami yaptı. Böylece grubun kuvvetli takımlarından olan Gaziantep'i eli boş göndermiş olduk. Takımımızda öne çıkan isimleri zikretmek gerekirse: Ferami, Mustafa, Hakan, Turgut, Erdim sayılabilir. Ayrıca bir süredir ilk onbir başlayamayan Tugay'a da buradan "lig uzun maraton, kendini her zaman hazır tutmalısın" diyorum, selamlarımı da gönderiyorum.

8 numaramız Hakan


Maçta "güzel futbol"dan çok "güzel mücadele" ortaya koyan Demirspor ve Gaziantepsporlu oyuncuları kutluyorum. Gerçekten, çok nadir sertlikler haricinde centilmence geçen bir maç oldu. Kaldı ki yağan yağmurla yer yer çamur deryasına dönen sahada ayakta kalmak bile büyük başarıydı. Demirsporlu kardeşlerimiz aynen abilerinden beklediğimiz ve istediğimiz arzulu-mücadeleci oyunu sahaya yansıttılar. Ağır saha teknik oyuncularımızın yeteneklerini kısıtladı ama azimlerini etkilemedi. İşin özü: Bu çocuklar sırtlarındaki formanın değerini biliyorlar, bu forma için oynuyorlar ve formalarında gerçekten ter var. Gelecek sene buradan A takıma alınma ihtimali ile daha bir hırsla oynuyorlar. Bu çocuklar göz ardı edilmemeli.

Ben geçtiğimiz cumartesi Adana Demirspor'un geleceğini izledim. Geleceğe tanıklık ettim. A takımda tanık olduğumuz acı gerçekler yüzünden umutsuzluğa düşen Demirsporluları DSGL maçlarında umuda destek olmaya çağırıyorum.

Son söz futbolcu kardeşlerime: Vazgeçmek, umutsuzluğa düşmek, rehavete kapılmak yok! Başarılarınızla Türkiye'yi sallayacağınıza, renklerimize hakettiği değeri vereceğinize inancımız tam! Ayağınıza, elinize kuvvet!

Yorumlar

vertumnus dedi ki…
Abi harikasın, ellerine sağlık. Blogun en önemli yazılarından biri olmuş oldu bu. Kendi adıma, birçok bilmediğim şeyi öğrenmiş oldum. Takımı uzaktan takip etmeye çalışıyorduk ama bu denli yakın bir gözümüz yoktu. O göz olduğun için çok teşekkürler
mustava dedi ki…
bir şey değil sevgili vertumnus. gerçek bir keyifti benim için.

maçtan sonra geçen senenin Süper Genç takımının stoperini Gazipaşaya bıraktım, biraz da sohbet ettik yolda. "Abi Demirspor'da kaybetmek diye bir şey yok, kaybetme lüksün yok" diyor. Bunu camianın hem artısı hem de eksisi olarak görmek mümkün. Bu sene kendisini A takımda düşünmemişler, o da kulüp bakıyor kendisine, "Profesyonel futbolcuyum" diyor.

Tribünde taraftara desteği ile oynamak sizi motive eder mi diye sorduğumda, "elbette" diyor, "taraftar önemli, ama kötü oynama şansınız yok, kesiverirler cezayı" diyor.

Bence bu çocukları takip ederek taraftar kalitesi olarak da ileri gitmek mümkün. Çünkü bu çocuklar kendilerine kızılamayacak kadar temizler. Bu kirli oyunun içinde henüz yozlaşmamışlar. İşte ben bu formanın peşinden daha şevkle giderim...
Semt Aşığı dedi ki…
Gelde bizim çocuklara kızma ya :S
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Bu gruptaki gençler için en büyük handikap 18 yaşından sonra profesyonel olma mecburiyeti. Kendisine kulüp bulan gidiyor, bulamayan ise bir sezon top oynamasa bile kaybolup gidiyor. Demirsporda kaybolan o kadar çok genç var ki. 18-21 yaş arası bir grup oluşturulup bu insanların profesyonel statüde oynatılması ne de güzel olurdu.
Adsız dedi ki…
Keşke grupça gidip desteklesek genç takımı eminim öyle daha da başarılı olurlardı...
mirothekid dedi ki…
Söylemek istediğim tamamiyle bu arkadaşlar...
İşte asıl "Bizim Demirspor"umuz bu gençlerdir... Biz sadece ve sadece bunların arkasında durmalıyız... Bu sistemde kefil olunacak başkaca hiç kimse yok...
Tüm taraftarın Genç Takımın maçlarına gittiğini düşünsenize... bundan daha güzel, daha anlamlı, daha etkili bir mesaj olabilir mi?
Hiçbirşeyi kırıp dökmeden, kimseye küfür etmeden hem pasif, hem aktif, hem akılcı bir mesaj...
birşeyler söylemek için ille de direkt bir cümle kurmaya gerek var mı?
Alpaslan KUŞVURAN dedi ki…
Demirspor'un Süper Gençler maçlarını genellikle, kötü stadyum koşullarına rağmen, azımsanmayacak sayıda seyirci izlemektedir. Ancak son 6-7 yılda yetenekli olan ancak Demirspordan gönderilen çok sayıda genç var.
Her sezon öncesi ilk etap kampa 6-7 yetenekli gencimiz gider. Kampın ortasında yarısı, sonunda ise hepsi gönderilir. Gerekçe ise hep yetersiz olduklarıdır! Bunun altında ise iki neden yatmaktadır. 1-Buna karar verecek teknik ekibimiz yetersizdir (ki hepsi de bier şekilde Demirspordan nemalanmaya devam etmektedir. 2-Yapılacak yeni transferlere yer açmak.
Adsız dedi ki…
Asıl sevgiyi bu çocuklar hakediyor arkadaşlar. Nolur organize olup gidelim maçlarına. Ben fırsat buldukça gitmeye çalışıyorum. İnanın A takımdaki bazı ruhsuzların bu çocuklardan öğreneceği çok şey var!

D10S

Bu blogdaki popüler yayınlar

Adana Demirspor: 3 - Sivasspor: 0

Geçen sezonun tersine bu yıl süper bir başlangıç yaptık; üçer gollü, iki de iki. Geçen sezon Giresun'a karşı deplasmanda, Sivas'a da içeride can sıkıntısı yenilgiler almıştık. Onları da düşününce ayrı bir güzellik oldu... Böylece ilk kez Süper Lig'e iki galibiyetle başlamış olduk. Pazartesi maçlarıyla kesinleşecek olsa da yine ilk kez Süper Lig'te birinci sırayı gördük.  Takım cumartesi akşamı makine gibi çalıştı. Oyunu sürklase etti. Genelde sezon başı klişelerinden olan "henüz takım oturmadı/hazır değiliz" mazereti bu sene bize uğramamış oldu. Aynı teknik adam ve tamamen değişmemiş kadronun bunda payı büyük. Vargas'ın yokluğunda 11'e yerleşen Belhanda şansını iyi kullanıyor. Onyekuru-Akintola ile desteklenmiş hücum hattı iyi işliyor. Genelde maçlarda gol yeriz ama bu kez rakibe kaleyi kapattık, o açıdan da iyi bir performans oldu.  Geçen sezondaki çıtayı yukarı taşımak için mücadeleye devam!

Sezon Değerlendirmesi-II

 Oyuncular üzerinden bu sezona bakacak olursak, öncelikle yaz transferlerinde ses getiren Balotelli ve Belhanda ikilisinden başlamak gerekli sanırım.  Balotelli bütün tacizlere, önyargılara ve maç içinde hakemlerin veya rakip oyuncuların kışkırtmalarına rağmen verimli bir sezon geçirdi. Son haftadaki patlamasıyla beraber hem takımı hem ligin en golcü oyuncularından oldu. 18 lig ve 1 kupa golüyle iyi bir performans sergiledi. Golleri dışında da atakları yönlendirmesi, şut tehdidi ve rakip savunmayı yıpratmasıyla iyi bir forvetin yapması gerekenleri büyük oranda yaptı. Ama Malatya maçında olduğu gibi çok pozisyon kaçırdığı maçlarda da canımızı sıktı.  Belhanda ile ilgili duygularımı önceki yazılarda belirtmiştim. En son GS maçındaki yaptıklarıyla iyice gözümüzden düştü. Transfer olduğunda 10 gole ulaşsa yeter diye düşünüyordum; çok uzak kaldı o beklentiden. Onun dışında maç içindeki pas tercihleri, istikrarsızlığı ile bu sezonun en büyük hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Benzer şekilde A

Fenerbahçe: 4 - Adana Demirspor: 2

 Yine hakemin hatalı kararlarının damga vurduğu maçta sezonun ilk yenilgisini aldık. Aleyhimize verilen yanlış penaltı, lehimize önce verilip sonra yanlış ofsayt kararı ile verilmeyen penaltı, rakip oyuncuya gösterilmeyen kartlarla birlikte iyi oynadığımız maçtan puan alamadık. Deplasman takımı gibi oynayarak hızlı hücumlarla ilk yarıda farkı ikiye çıkaran rakibe karşı ev sahibi gibi oynadık; iyi top yaptık, ilk dakikalardaki baskıyı iyi kırdık. İlk yarıda bir gol bulabilsek skor farklı olabilirdi. Yine de 3-0'dan sonra oyundan kopmayıp skoru 3-2'ye getirmek başarıydı. Tek kaleye döndürdüğümüz maç son dakikalardaki kırmızı kart ve 4. golle tamamlandı. Fenerbahçe'nin bu sene iyi yaptığı kolay skor bulma işini, zaten aksayan defansımızla durdurmamız kolay olmadı. Ligin en iyi top oynayan takımını izlemek için tribüne koşan Fenerbahçeliler, müthiş bir deplasman tribünü görerek evlerine döndüler; hafta içi maçta taraftarımız gece 1'e kadar tribünde bekletildi. Hafta içi bir