Ana içeriğe atla

"Adanalı", Demirsporludur!



"Adanalı" Yavuz Komiser de bize jestini yaptı, tavrını koydu: "Hayatımda bir eksik vardı" diyerek iş yerine Adana Demirspor posterini astı; bu ne diye soran kızına "efsane takım" cevabını verdi.



Teşekkürler "Adanalı" ve ekibi, teşekkürler Oktay Kaynarca!

Video;


Adanalı Dizisi - Oktay Kaynarca, Adana Demirspor from Metin on Vimeo.

Yorumlar

Jose Marti dedi ki…
Dün izleyemeden uyuyakalmıştım. Sabah blog'dan öğrendim ve internetten izledim.
Komiser Yavuz'un Demirspor'lu olması daha bi hoşuma gitti, yakıştı.
Çok hoş bir jest olmuş, hiç de zorunlulukları yoktu, bu yüzden çok teşekkür ediyorum bütün ekibe.
Adsız dedi ki…
adana demirsporludur dedik adanalı diziside bunu ıspatladı biz efsaneyik BİZİK..!
Adsız dedi ki…
duydum ve çok hoşuma gitti .. fevkale onore oldum ve eşe dosta acayip hava attım..
lakin bundan sonra ortaya çıkan yok turunculu takım da orda olsun yok bilmem kim de turunculu olsun diye çıkan feryat figan çok can sıkıcı.. arkadaş illa her işin b..ku mu çıkmalı bu güzide memlekette..
boyayın ulan komple memleketi turuncuya beyaza.. hatta bilmem nerelerinizi de turuncu eyleyin, başınız göğe ersini orda kalsın hatta!!!. noolcak yani biz küçülecekmiyiz.. elalemin artizi demirspor üzerinden raiting çarpmaya kalktı diye siz küçüldünüzmü??!! herkesin sevdası kendine güzel,,
gardaşım bi huzur verin yaaa.. bi nefes verin..
daaalınn lann....
OZAN BAYSAL...
Adsız dedi ki…
Aboov
Ozan dağıtıyor yine :)

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ben Bunu Hak Ettim...

Bugüne kadar yazdığım en zor yazılardan biri bu.  Yanımda küçücük iki çocuk vardı maçta, sevdim onları öptüm. Hatta babası yorulmuştu da aldım onu omzuma maçı bir süre birlikte izledik. O esnada çocuğun nasıl heyecanlandığını gördüm. Bacakları kasılıyordu, boynumun sıkıştığını hissettim. Sonra bağırdı ve akabinde ellerini vücudunu titreme alacak kadar sıktı. Bu çocuk sanırım 4,5-5 yaşlarındaydı. Tam benim kızımın yaşlarında. İşte o anda aslında anlamalıydım hak ettiğimi bu belayı. Çünkü ben de çocuklarımı bu acıya götürüyorum. Onlar acıya doğru yürürken, ben her Demirspor deyişlerinde mutlu oluyorum. Her mavi-lacivert deyişlerinde mutlu oluyorum. Onlar da bana başarı videosu gönderiyorlar.   Ben böyle bir babayım işte. Çocuklarının bu tür videolarına bakıp, duygulanan mutlu olan bir babayım. Onlara mavili, armalı kıyafetler alıp ellerimle uçuruma götüren bir babayım. Tabi ki Allah belamı verecek.  Kendi isteğim dışında görev yerim değiştirildi. Ailem paramparça oldu. Ta

"akrep gibisin kardeşim"

Son birkaç gündür yaşanan transfer krizine dair bir şey demek istemiyordum ama en son Başkan'ın "ben gidiyorum o zaman" restine karşı artık bir ses çıkarayım dedim. Ama Başkan'a diyecek bir şey yok. Onun hali tavrı belliydi zaten; para bende istediğimi yaparım, istediğimi getiririm-götürürüm, kimseye hesap vermem... Daha önce, "ben olmasam Yenice'nin ötesine gidemezsiniz" diyenlerin 2020-2021 versiyonu. Aynı kafa, aynı sonuç. Ben gidiyorum der, gider; kalıyorum der, kalır. Memleketin hali bu.  Sorun, menajerin biriyle takımı oyuncağa çeviren bu tutumu "büyüksün Başkan" diye koşulsuz alkışlamaktı. T akımın imajını yerle bir ederken,  Tanju'su, Anderson'u, harcadığı bir ton parayla bir yanda da taraftara posta koymasını görmezden gelenlerde asıl sorun. Başarı istiyoruz diye ses çıkarmadık, kısık sesle konuştuk, dışarıya karşı da savunduk.  Taraftar her zaman doğruyu söylemiyor olabilir ama Demirspor taraftar olmadan başka tek adam takımla

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ