Ana içeriğe atla

Çok Şükür!

Takımımız dün Metin Yıldız'la yollarını ayırdı, şükürler olsun.

Sportif başarı hadi bir yana diyelim, verilen sözler hadi bir yana diyelim, pis kokular duyduğumuz oyuncu kayırmalar hadi bir yana diyelim; dünyada gelmiş geçmiş hiç kimsenin Adana Demirspor taraftarına hakaret etmeye, dönüp el kol yapmaya hakkı yoktur, olamaz. "Demirsporlu olmak şeref-onur-gururdur" diyoruz, bu takımda bu şiarımıza uymayacak kimseyi istemiyoruz. Uymayanların yeri bu kulübün içi değil, kapısıdır. Kapı gösterildi, çok şükür...

Seni, Sadi Hocamız gibi sevgi ve saygıyla değil; aynı Çantacı Levent'i andığımız gibi nefretle ve lanetle anacağız Metin Yıldız.

(Takımın başına, geçen yıl B Gençlerimizi çalıştıran Kubilayhan Yücel geldi bu arada. Hayırlısı neyse o olsun...)

Yorumlar

Adsız dedi ki…
Levent Eriş'in aLtına yazdık ismini
Metin YıLdız
UNUTMAYACAĞIZ...
Adsız dedi ki…
Yeni bir hoca gelmezse de Kubilay'a destek verelim. Hiç olmazsa Kubilay Adana'nın çocuğu, parasız pulsuz zamanlarda da bu kulüpten ayrılmadı. Şuna eminim ki en azından Metin Yıldız'dan kötü olmaz.Şimşeğin ahını alan asla iflah olmaz. Metin Yıldız inşallah Amatörde bile çalıştıracak takım bulamaz.
Semt Aşığı dedi ki…
Hayırlı olsun.
Fırat Ateş dedi ki…
Bazen kendi kendime soruyorum; acaba bizde mi bir sorun var? Özel olarak seçip getiriyoruz böyle adamları.

Yeni değil, son yirmi senenin özeti bu şekilde. Her sezon birileri gelir, dinamitin fitilini ateşler ve gider. Bizde kendi intiharımızı izleriz sessizce...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...