Ana içeriğe atla

Seyircisiz maçta Demir Melekler yer alsın...

TFF Başkanı Hasan Doğan'ın, seyircisiz maçlara kadın seyircilerin girmesi yönünde çalışma yapacaklarına dair bir açıklaması vardı, şöyle ki:

"Hasan Doğan, seyircisiz maç oynama cezası konusunda çalışmalarının olduğunu, gelecek sezon seyircisiz maçlarda tribünleri kadınlara açmayı düşündüklerini açıkladı. Çirkin tezahüratın futbolu olumsuz etkilediğini anlatan Doğan, 'Boş tribünlere oynanan maçların hiçbir keyfi yok. Futbolda taraftar da oyuncu kadar o güzelliğin parçası. Arkadaşlarımızın bir çalışması var. Seyircisiz maçlardaki tribünleri bayanlara açmayı düşünüyoruz. Belki bayanlar erkeklere örnek olur' dedi."

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=251589

Böyle bir ilki, neden Demirsporlu kadınlar gerçekleştirmesin? İki hafta süremiz var GOP maçına kadar ve bu konuda TFF'ye başvurabiliriz. Olmaz mı? Bence olur!

Yorumlar

vertumnus dedi ki…
harika olur! elimizden geleni yapalım bence..
Adsız dedi ki…
ne yapabiliriz? federasyona mı yoksa kulübe mi başvuru yapmak gerekir?

saygılar,
demir melek geyik1940
yavuzy dedi ki…
Bu konuda kulübün başvuru yapması daha doğru olur; bizim kulübe yüklenmemiz gerek onlardan bir şey çıkmayacak gibi olursa TFF'ye başvuralim...
turkayADS dedi ki…
çok iyi bi fikir hem baanların stadımıza olan ön yargısını yok edebilir...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nesrin'in Hikayesi : "15 Saat 47 Dakika…Ve Toprak…"

Ön-Not: Nesrin Olgun Aslan’ın hikayesini yazmaya başladığımda kimi zaman soğuk bir suyun ve karanlığın içinde, kimi zaman sonunda varabildiğim bir kıyıda hissettim kendimi. Yazmaya devam ederken önce zor tutuyordum gözyaşlarımı, bir noktadan sonra akmaya başladı hepsi. Yazımı, ağlayarak bitirebildim ancak…Kendisinin web sitesinden (http://www.nesrinolgun.com) ve dönemin Hürriyet Londra Temsilcisi Faruk Zapçı’nın anılarından yararlandım, teşekkürlerimi sunuyorum…Çok uzatmadan, Nesrin’in Hikayesi’ne başlıyorum… 1964 Adana Yüzme havuzunun kenarında 7 yaşında kara kuru bir kız çocuğu duruyor. Havuzun içinde Adana Demirspor Kulübü yüzücüleri. Erkekler çoğunlukta. Küçük kız etrafına bakıyor. Sadece 4 kız çocuğu var. Nesrin, Adana Demirspor’un 4 kızından biri oluyor o gün…Giriyor havuza. 1973 – 1975 Adana Nesrin, 16 yaşında. Yüzüyor. 7 yaşında girdiği havuzdan, kısa mesafede 100’e yakın madalya ve şilt çıkartıyor. Kışları masa tenisi oynuyor, Türkiye 2.liği, Türkiye 3.lüğü var. 17 yaşında mar...

Tehlikeli Hareketler...

Mondiali den gelen güzel haberler içimizi açarken, yüzümüzden gülücüklerin eksilmemesi temennisi ile başlamak istiyorum yazıma.. Onur kardeşimin yazdığı "Mavi Lacivert, turuncu beyaz Adana" yazısını okumamdan çok kısa bir süre sonra, bir haber portalında rastladığım bir olayla irkildim.. "Bursasporlu taraftarlar, İstanbul takımlarının Bursa'da açtığı mağaza ve futbol okullarına tepki gösterdi" diye başlıyordu yazı , Atatürk stadı önünde yaklaşık 200 taraftarın toplanarak İstanbul takımlarının Futbol okullarını ve ürünlerini Bursa şehrinde görmek istemediklerini bir protesto eylemiyle açıkladıklarını bildiriyordu.. Bu grup adına açıklama yapan şahsı muhterem(!) ''Açık ve net olarak söylüyoruz. Bu son uyarımızdır. Bunun yanısıra, bu takımlara ait tanıtıcı ilanların asılmasına izin veren Bursa Büyükşehir Belediyesi ile mağazaların bulunduğu alışveriş merkezlerini de kınıyoruz'' diye de eklemiş .. Blogumuzda okuduğum bu yazının hemen ardından bu habe...

Ahmet Abi...

"O Deli, Kara Çocuk"* Ahmet Kaya; "mümkünse farzedin yaşamamıştır..." Rüzgârım ancak böyle büyük olabilirdi. Ama sen benim için hep kürkçü dükkânı oldun. Ne zaman rakı içmek istesem ya da elimde bir birayla Kadıköy'ün oradaki kayalıklarda otursam, sen vardın dilimde, hangi şarkın olursa olsun, fark etmedi ... Ahmet Kaya, bence Başım Belada albümünün kapağındaki fotoğraftan, dünyaya biraz kostak, az buçuk kibirle bakan, tehlikeli şiir okuyan bir adamdı. O fotoğrafta, üzerindeki palto, babamın uzun yıllar giydiği pal-toya handiyse aynı denecek kadar benziyordu. Hayata sataşan bir adamdı Kaya, tekinsiz... Başım Belada çıktığında yazdı. Çınarcık'a gidiyordum o yaz. Mavi Marmara vapurunun üst katında mavi tahta masalar ve sandalyeler vardı. Biraya başladığıma göre lisede olmalıyım. Tek başına, kirpikleri gölgeli bir çocuk. Nasıl unuturum sözleri: "Bizi güllerin iklimi tüketti / Dudağı yoran bir söze kırıldık / O vahşi beyaz at / Alıp başını gitti / Bir yaz ...