Ana içeriğe atla

Akla ve Mantığa İnat...

Taraftarlığın terazisinde kalp/gönül mantığa göre ağır çeker. Olması gereken de budur belki. Bizleri kilometrelerce uzağa sürükleyen ruh halini hangi mantıksal çıkarsama açıklar. Elimde Çanakkale'ye gidiş dönüş biletlerim var, bir yandan bu yaptığımıza bir ad koymalı, işin akilliğini savunmalı diyorum. Diyen kısım belli: beynim. Bulabiliyor muyum güzel ve tatmin edici cevaplar? Hayır. Diğer yandan içimden -kalbin oralardan- gelen sesi dinliyorum ve bu yolculuğa çıkıyorum. Hem de tasarlayarak, taammüden, yolunu yordamını düşünerek. Mantığımı dinlemeyip kalbimi dinlerken yine mantığımı kullanıyorum, en uygun gelişi-gidişi düşünüyorum. Düşünürken de düşlüyorum, yolu, yolculuğu, yolda olmayı, kazanmayı, sevinmeyi. Düşümde koskoca ve safi keyiften yapılmış bir elmayı dişliyorum, kelimeleri üst üste koyup altıgen kale ağları misali işliyorum. Yanımda yöremde eller, kollar, açılmış ağızlar, ileri doğru büzülen dudaklar: "Aley Aleeeeey !"

Biz bir grup kafası karışık futbol dilencisi, çokça Demirspor sevdalısı, -ağzı- kalabalıklarda yalnız ve an itibariyle Çanakkale yolundayız efendim...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Beşiktaş: 3 - Adana Demirspor: 3

 Demirspor bu; her an her şey mümkün. Oyuncular değişse de hem dibe vurup hem son saniyeye kadar heyecan yaşatmak geleneği değişmiyor.  İstanbul'da İnönü'de 3-0'dan maç çevirmek büyük iş. Takımın gerçek gücünü gösterdiği, belki de sezona merhaba dediğimiz maç oldu... Balotelli beklediğimiz patlamayı yaptı; İstanbul' da olması tesadüf değil. İlk yarıda acemice hatalar, Sinan ve Ferhat'ın dağılması, rakibin dalga dalga gelişini durduramamak can sıktı. Aslında kötü değildik ama rakip çok iyi başladı. İkinci yarı başında 3. Golü de yiyince moraller bozuldu. Ama işte Demirspor bu! Yaptı yapacağını... Rakibin oyuncu değişikliklerini lehimize çevirdik. 60. Dakikadan sonra Vargas ve Balotelli'nin şutları son dakikaya kadar umudu taşıdı. Assombalonga'nın dokunuşuyla 1 puana uzandık. Tebrikler, teşekkürler takım; devamı gelsin... 

Hajduk Split, Strum Graz...ve Livorno

Adana Futbolu kitabında kısaca bahsetmiştik. Adana Demirspor, taa '50'li yıllarda Adana'da Avrupalı takımları misafir etmiş, kendi de eski kıtaya misafir edilmişti. Hajduk Split, Strum Graz, Beogradski bunlardan bir kaçıydı... Hajduk'un uzun süredir gol yememesiyle ünlü kalecisi Beara, Met Ahmet'in şutuyla avlanmıştı. Yine Uluslararası Demiryolları Futbol Şampiyonası için karma ekipler, Adana seyircisinin önünde boy göstermişti. Demirspor da Yugoslavya, Bulgaristan, Almanya, İran ve Suriye gibi ülkelere maçlar yapmaya gitmiş ve orada Türk Futbolu'nu temsilen bulunmuştu. O yıllarda yabancı ekiplerle oynanan maçların ne kadar nadir olduğunu, ulaşım ve iletişim imkanlarının sınırlılığını hayıtlayacak olursak, ne kadar büyük bir işe imza atıldığı daha net ortaya çıkar. Adanaspor'un 1981'de UEFA Kupası'nda oynadığı son maçtan beri, Adana'ya milli takımlar haricinde ilk kez Avrupalı bir ekip geliyor. İtalya Seria A'dan, gönlümüze yakın, Livorno. İ

Karagümrük: 4 - Adana Demirspor: 0

 Kötü başladığımız lige daha da kötüye giderek devam ediyoruz. Çok net bir yenilgiyle gerçeğin tokatını yedik: Sorun Samet Aybaba'da değildi.  Balotelli'yi kontrol altında tutsun diye gelen İtalyan hoca, 15 günde takımı daha iyi hale getirmek yerine tamamen dağıtmış. Çok kötü bir oyunla farklı bir yenilgi aldık ve umarım bu alınan yanlış kararların geri dönüşü için bir dönüm noktası olur. Bir kişinin keyfiyle takım yönetilmez!